10. Ceza Dairesi 2025/1166 E. , 2025/11989 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi
...
1.Çocuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 22.10.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/25454 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2025 tarihli ve ... sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
Benzer bir olaya ilişkin, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 20/04/2017 tarihli ve 2017/479 esas, 2017/2838 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin karara, yaşı küçük şüphelinin ve dolayısı ile şüpheliye soruşturma aşamasında 5271 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin de itiraz hakkının bulunduğu, itiraz hakkının kullanılabilmesi için yaşı küçük şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafiine de ilgili kararın tebliğ edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, yaşı küçük şüphelinin kendisini temsil eden zorunlu müdafiine tebliğ edilmeden, anılan erteleme kararının kesinleşmeyeceği cihetle, Mahkemesince, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davası sonunda kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, geçerli tebligat işlemleri yapıldıktan sonra denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Suç tarihinde 15-18 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 13.10.2018 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 19.10.2018 tarihli ve 2018/80887 Soruşturma, 2018/679 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca üç yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz süresi ve merciinin gösterildiği, erteleme kararının, suça sürüklenen çocuğa usulsüz olarak 30.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, suça sürüklenen çocuk müdafine çıkartılmadan tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin 29.03.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/25851 sayılı dosyasından yürütülen soruşturmanın 09.10.2020 tarihinde 2020/21759 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
C. Şüphelinin 10.02.20 20...
.03.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/21759 sayılı dosyasından yürütülen soruşturmanın 09.10.2020 tarihinde 2018/80887 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
D. Şüphelinin 13.05.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/28835 sayılı dosyasından yürütülen soruşturmanın 22.03.2021 tarihinde 2018/80887 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
E. Şüphelinin 16.03.2021 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/22251 sayılı dosyasından yürütülen soruşturmanın 23.03.2021 tarihinde 2018/80887 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
F. Şüphelinin 18.12.2020 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ...
Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/23627 sayılı dosyasından yürütülen soruşturmanın 22.03.2021 tarihinde 2018/80887 sayılı soruşturma dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği,
G. Şüphelinin, erteleme süresi zarfında yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarını işlediğinin anlaşılması üzerine, erteleme kararının kaldırılarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2021 tarihli ve 2018/80887 Soruşturma, 2021/9698 Esas, 2021/423 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
H. ... 1.
Çocuk Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.09.2021 tarihli ve 2021/192 Esas, 2021/625 Karar sayılı kararı ile, suça sürüklenen çocuk hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
D. Dosya kapsamına göre;
19.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin kararın sanığın ifadesinde beyan ettiği adrese çıkartıldığı ve tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine söz konusu adrese sanığın mernis adresi olmamasına rağmen "MERNİS ADRESİDİR. 7201 Sy. T.K'nun 21/2. Mad. Gereğince Tebliği Rica Olunur." şerhi verilmek suretiyle tebliğ edilmişse de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheli ile zorunlu müdafiine tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye ve varsa müdafiine karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendilerine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen 19.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye usulüne uygun olmayan şekilde tebliğ edildiği, müdafiine de tebliğ yapılmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara yaşı küçük şüphelinin ve dolayısıyla şüpheliye soruşturma aşamasında 5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafinin de itiraz hakkı bulunduğu, itiraz hakkının kullanılabilmesi için yaşı küçük şüpheliye ve şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafine ilgili kararın tebliğ edilmesi gerektiği, sanık ve müdafiine usûlüne uygun tebliğ yapılmadığı için erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla ihlâl kabul edilen eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde sanık ve müdafiine tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devam olunarak sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında incelemeye konu suç tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. ... 1.
Çocuk Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve 2021/192 Esas, 2021/625 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.11.2025 tarihinde karar verildi.