T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; davalı borçlu ...’ın müvekkil ... A.Ş. nezdinde internet/mobil bankacılık yoluyla kullandığı ticari kredi kartı, taksitli krediler ve ticari kurtaran hesap nedeniyle bankaya borçlandığı, bu borçların taksitlerini vadesinde ödememesi üzerine temerrüde düştüğü, bu nedenle 12/03/2024 tarihli ihbarname ile 15/04/2024 ve 02/05/2024 tarihli noter ihtarnamelerinin gönderildiği, borcun ödenmemesi üzerine Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 119.082,36 TL alacak için icra takibi başlatıldığı, davalının hiçbir haklı neden olmaksızın borcun tamamına itiraz ederek takibi durdurduğu, arabuluculuk yoluna başvurulmasına rağmen 28/10/2024 tarihli anlaşamama tutanağı ile sonuç alınamadığı, davalının mal kaçırdığı yönünde ciddi emareler bulunduğu belirtilerek İİK m.257 uyarınca teminatlı ya da teminatsız ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu, bu kapsamda davalının hacze kabil menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulması ve Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına infaz için müzekkere yazılması, davalının haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi, itiraz edilen alacağın likit olması nedeniyle İİK m.67/2 uyarınca itiraz edilen meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesi talep edilmiştir.
MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişi (... ) 28/04/2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dava konusunun Konya . İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve itiraz edilen meblağ üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebi olduğu, davacı ... A.Ş. ile davalı ... arasında 21/12/2023 tarihli dijital ortamda kredi kartı ürün ve sözleşme öncesi bilgi formunun bulunduğu, ancak dosyada kredi kartı sözleşmesinin tam ve imzalı halinin sunulmadığı, yalnızca tarihsiz ve tek imzalı Temel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi sayfasının yer aldığı, UYAP’a taranan kayıtlardan davalıya ... numaralı kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve ... ile ... numaralı taksitli kredilerin tahsis edildiğinin anlaşıldığı, banka tarafından kredi kullanımlarının dijital onaylı olduğu ve log kayıtlarının bulunduğu bildirilmiş olmakla birlikte bu CD ve log kayıtlarının dosyada yer almadığı, 21/06/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, kredi kartı alacağı yönünden ekstrelerde 05/04/2024 tarihinde 62.642,93 TL, 05/05/2024 tarihinde 76.860,86 TL dönem borcu görülmesine rağmen ihtarname ve icra takibinde talep edilen tutarların farklı olduğu ve bu durumun tahsilat yapıldığına işaret ettiği, kredili mevduat hesabı yönünden 69.900,81 TL eksi bakiye oluştuğu ve ihtarname ile icra takibinde talep edilen tutarların da tahsilat bulunduğunu gösterdiği, 16/01/2024 tarihli 40.000,00 TL tutarlı ve 6 ay vadeli iki ayrı taksitli kredinin ilk üç taksidinin ödendiği, ancak kalan borcun sağlıklı hesaplanabilmesi için anapara, faiz, BSMV ve KKDF ayrıntılarını içeren ödeme planları ile kredi sözleşmelerinin tam nüshalarının dosyaya sunulması gerektiği, bu eksiklikler giderilmeden alacak miktarının denetime elverişli biçimde tespitinin mümkün olmadığı, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi (... ... ) 10.10.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; dava dosyası kapsamındaki belgeler ile 08.10.2025 tarihinde ... A.Ş. ... Şubesinde yapılan yerinde inceleme sonucunda, davacı banka ile davalı ... arasında Temel Bankacılık Hizmetleri, Ticari Kurtaran Hesap ve Kredi Kartı sözleşmelerine dayanılarak internet ortamında dijital onaylı krediler kullandırıldığının anlaşıldığı, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine 12.03.2024 tarihinde ihbarname gönderildiği, borcun ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilerek 02.05.2024 tarihli Beyoğlu . Noterliği ... nolu muacceliyet ve kat ihtarının keşide edildiği, ihtarın 10.05.2024 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ve 12.05.2024 tarihinde temerrüdün gerçekleştiği, taleple bağlılık ilkesi gereğince yapılan bilirkişi hesabında 29.08.2024 icra tarihi itibarıyla davalıya kullandırılan 4 adet kredi nedeniyle 82.078,65 TL anapara, 2.431,00 TL işlemiş akdi faiz, 11.186,96 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.042,60 TL BSMV ve 1.621,34 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 99.360,55 TL banka alacağı bulunduğu, ayrıca 21.06.2024 icra takip tarihinden sonra Ticari Kurtaran Hesap ve kredi kartı için %54,60 temerrüt faizi, iki adet taksitli ticari kredi için ise %47,74 temerrüt faizi uygulanması gerektiği, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür. Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir. Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir (... ... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... ,s.47). Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır. İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... ... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184). İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davalı borçlu ...’ın müvekkil ... A.Ş. nezdinde internet/mobil bankacılık yoluyla kullandığı ticari kredi kartı, taksitli krediler ve ticari kurtaran hesap nedeniyle bankaya borçlandığı, bu borçların taksitlerini vadesinde ödememesi üzerine temerrüde düştüğü, bu nedenle 12/03/2024 tarihli ihbarname ile 15/04/2024 ve 02/05/2024 tarihli noter ihtarnamelerinin gönderildiği, borcun ödenmemesi üzerine işbu davayı dermeyan ettiği, dosyanın alacak durumunun tespiti amacıyla uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği, 10.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "82.078,65 TL anapara, 2.431,00 TL işlemiş akdi faiz, 11.186,96 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.042,60 TL BSMV ve 1.621,34 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 99.360,55 TL banka alacağı bulunduğu..." tespit edildiği, ilgili bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alındığında davalı üzerinde bulunan borçlu sıfatıyla edimini yerine getirmemesi sebebiyle davalının yapmış olduğu itirazın kısmen haksızlığına karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde; İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir. Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir. Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018). Somut olayda; davalı yönünden yapılan icra takibine konu alacak yönünden fazla hesaplama yapıldığı böylece alacağın likit olmadığı gibi ilgili itirazların da kötü niyetli yapıldığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebebiyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe davalı tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ İLE takibin; 99.360,55 TL (82.078,65 TL anapara, 2.431,00 TL akdi faiz, 11.186,96 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.042,60 TL BSMV, 1.621,34 TL ihtar gideri olmak üzere) üzerinden DEVAMINA, -fazlaya ilişkin 19.721,81 TL TALEBİN REDDİNE,
-Şartları oluşmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2.Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam; 6.787,32 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 1.438,22 TL'nin masubu ile bakiye 5.349,10 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 1.438,22 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafça ödenen 427,60 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 356,78 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davacı tarafça yapılan 18.387,50 TL masrafın kabul/ret oranına göre 15.342,26 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6.Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7.Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2.080,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 1.735,52 TL'sinin davalıdan; 344,48 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
8.Karardan sonra yapılacak masrafların % 83,44 oranında (kabul oranı) davalıya; % 16,56 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,
9.Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
10.Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kabul edilen kısım yönünden; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Reddedilen kısım yönünden; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/11/2025
Katip Hakim