2. Ceza Dairesi 2023/20612 E. , 2025/22102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin özetle "sanığın uyuşturucuya olan hassasiyeti ile hareket etmiş olup, hırsızlık yapma kastının bulunmadığına, gece vakti nedeniyle cezadan artırım yapılmasının koşullarının oluşmadığına, alt sınırdan hüküm kurulması gerektiğine" yönelik olduğu belirlenmekle ve hükmedilen cezanın miktarı itibarıyla sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2019 tarihli ve 2018/502 Esas, 2019/99 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/759 Esas, 2019/935 Karar sayılı kararı ile "sanığın bizzat duruşmada hazır edilerek iddianame okunduktan sonra savunmasının alınması gerektiği ve talimat yasağı bulunduğu gözetilmeden talimat mahkemesince alınan savunması ile yetinilip yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 193/1 ve 196/2. maddelerine aykırı hareket edildiğinden ve hesap hatası yapılarak sonuç cezanın eksik tayin edildiğinden” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, bunun üzerine, sanığın duruşmada hazır edilmesi gerektiğine ilişkin bozma nedeninin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bozma üzerine Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2020/36 Esas, 2020/1607 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 10.09.2021 tarihli ve 2021/680 Esas, 2021/1975 Karar sayılı kararı ile özetle "sanığın önceki sonuç ceza miktarı olan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılması, sonrasında ise, kazanılmış hakkı gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi gereğince verilen cezasının 5 yıl 15 ay hapis cezası olarak infazına karar verilmesi gerekmesine ve alt sınırdan uzaklaşmayı gerekli kılan bir durum olmamasına rağmen, sanığın temel ceza olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kazanılmış hakkının saklı tutulması gereği CMUK'nın 326/son maddesi gereğince sonuç olarak 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına şeklinde karar verilmek suretiyle hükümde karışıklık oluşturulduğundan, tefrik edilen uyuşturucu madde kullanma suçuna ilişkin adli raporun yargılama gideri olarak yükletildiğinden, davaya katılma hakkı bulunan İçişleri Bakanlığının davadan haberdar edilmediğinden” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, bunun üzerine ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle, İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/759 Esas, 2019/935 sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.10.2020 tarihli ve 2020/36 Esas, 2020/1607 Karar sayılı kararının; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 10.09.2021 tarihli ve 2021/680 Esas, 2021/1975 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2022 tarihli ve 2021/1521 Esas, 2022/79 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.