11. Hukuk Dairesi 2025/3603 E. , 2026/283 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.10.2016 tarihinden beri koruma altında olan "..." markasının 7. sınıfta tescili amacıyla yapmış olduğu başvurunun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kötüniyetle yapıldığı gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, Alman bir şirket tarafından oluşturulduktan sonra terk edilmesi nedeniyle anonim bir hal alan markanın herkes tarafından kullanılabilir hale geldiğini, markanın 2016 yılından beri koruma altında olup müvekkilinin gerekli araştırmaları yaptıktan sonra TÜRKPATENT'e müracaat ile 9. ve 35. sınıflarda 2020/51128 sayısı ile 27.01.2021 tarihinde tescil ettirdiğini, markanın tescil tarihi itibariyle EUİPO nezdinde davalı şirket adına tescilli olmadığını, faaliyet gösterdiği yan alanlarda da marka korumasından yaralanmak isteyen müvekkilinin bu kez 7. sınıfta tescil ettirmek amacıyla davaya konu markanın tescili isteğinde bulunduğunu, kendi markasını başka bir sınıfta tescil ettirmek istemesinin kötüniyetli kabul edilmeyeceğini, ülke içinde tescilli markası bulunmayan davalı şirketin müvekkilinin başvurusundan sonra yapmış olduğu bir başvuruya dayalı olarak tescil talebine itiraz etmesinin hukuka aykırı olduğunu, markaların ancak tescil edildikleri ülkelerde korumadan yararlanacağını, davalı şirketin 2020/51128 sayılı markaya yönelik itirazların daha önceden yerinde görülmediğini, müvekkilinin YİDK kararında belirtildiği üzere itiraz eden şirketin eski çalışanı olmadığını, davalı şirket tarafından ... numaralı "..." markasının 6, 9 ve 42. sınıflarda tescili için yapılan başvurunun 9. ve 35. sınıflar yönünden müvekkiline ait marka esas alınarak kısmen reddedildiğini ve davalı şirketin markasını Türkiye'de kullandığına dair herhangi bir belge sunulmadığı gibi markanın tanınmış olduğunun da kanıtlanmadığını ileri sürerek YİDK'in 2021-M-6534 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; Çin menşeili olan müvekkili şirketin, araba anahtarı sistemleri piyasasının en bilinir firmaları arasında yer aldığını, "..." markasının sahibi olduğunu, bu hususun davacının da bilgisinde bulunduğunu, Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/263 E. sayılı dosyasında görülen marka hakkına tecavüzden kaynaklanan davanın halen derdest olduğunu, davacının kardeşinin müvekkilinin distribütörü dava dışı ... Ltd. Şti. bünyesinde 18.10.2016-29.01.2018 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığını, davacının bu kişinin işe girmesinden yaklaşık bir ay sonra şirketin bayisi olduğu ya da işbirliği içinde bulunduğu yurt dışında tescilli bulunan çok sayıda şirkete ait markanın birebir aynısını adına tescili için girişimlerde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek Türkçe’de, gerekse yaygın olarak bilinen İngilizce'de herhangi bir anlamının bulunmayan orijinal bir kelime olarak ayırt edici niteliği yüksek "..." ibaresinin marka olarak tesadüfen seçilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kronolojik olarak davalı şirketin markayı yurt dışında tescili ile Türkiye'deki markasal kullanımın davacının marka başvurularından önce gerçekleştiği, marka işaretinin başlangıcındaki “X” harfinin tertip tarzının dahi itiraza mesnet marka ile birebir aynı olduğu ve memur olması nedeniyle kullanamayacağını bilmesine rağmen marka olarak tescil ettirme nedeninin hayatın olağan akışına uygun olarak davacı tarafından gerekçelendirilemediği, dolayısı ile dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının markası ile birebir aynı olan itiraza mesnet markanın 10.05.2010 tarihinden itibaren ABD ve Çin'de 7. sınıf emtialarda tescilli olduğu, 01.01.2012 tarihinden itibaren de davalı şirketin distribütörü olan ... Ltd. Şti. vasıtası ile Türkiye'de kullanıldığı, herhangi bir dilde anlamı/karşılığı bulunmayan ibarenin devlet memuru olan davacı tarafından marka tescil başvurusunda bulunulduğu tarihin markanın ABD ve Çin'deki tescil ile Türkiye'de fiilen kullanılmaya başlandığı tarihten sonra gerçekleştiğinden davacının istinaf itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
20.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.