11. Hukuk Dairesi 2025/3420 E. , 2026/289 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 816.000,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dondurulmuş besin sektörünün önde gelen firmalarından olup, sebzeleri ... (dondurularak kurutma) teknolojisi ile kuruttuğunu ve sağlıklı atıştırmalıklar olarak satışa sunduğunu, şirket çalışanlarının, iş ilişkisinin devamında ve sonrasında ticari sır niteliğindeki gizli bilgileri başkalarına açıklayamayacaklarını, davalının, müvekkili şirkette 21.12.2016 tarihinde hizmet akdi ile genel müdür olarak çalışmaya başladığını, ayrıca davalı ile "Bilgi Koruma ve Rekabet Yasağı Sözleşmesi" imzalandığını, davacının iş sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshinin, salt devamsızlık yapması nedeniyle değil, aynı zamanda, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (e) bendine dayanarak da yapıldığını, sundukları belgelerin, davalının müvekkili şirketin güvenini kötüye kullandığını ispat ettiğini, müvekkili şirkette çalışmaya devam ederken, müvekkili şirketle rekabet edecek nitelikte bir şirket kurduğunu, yazışmalardan da görüleceği üzere, davalının bu durumu ikrar ettiğini, yönetim kurulu üyesinin de, haklı olarak bunu davalıdan sorgulama ihtiyacı hissettiğini, davalının yanıtında, müvekkili şirkette çalışırken, eşi ile birlikte müvekkili şirkete rakip olan bir şirket kurduğunu alenen ikrar ettiğini, davalının atılan mailinden de görüleceği üzere, davalının, yıllar önce ve de müvekkili şirketin iş yerinde çalışırken, "Mutlu meyveler" adı altında, tamamen müvekkili şirketle rakip olacak nitelikte "dondurarak kurutma" yöntemi ile gıda elde eden şirket kurduğunu, davalı her ne kadar şirketin başında eşinin olduğunu iddia etse de, bu şirketin kendisi tarafından kurulduğunu ve halen de kendisi tarafından yönetildiğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını, davalının, müvekkili şirketteki görevi gereği müvekkili şirketin her türlü stratejik, teknik planlamalarına ve teknoloji ağırlıklı geleceğe yönelik araştırma sırlarına vakıf olduğunu, görevi gereği bu bilgilere ulaşabilme imkanı içinde çalıştığını, davalının, müvekkili şirketin her türlü mevcut ve hazırlık halindeki faaliyetlerini öğrendiğini, bunun sonucunda rakiplere karşı alınacak aktif ve pasif pozisyona ilişkin iş sırlarına vakıf olduğunu ileri sürerek rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL tutarında cezai şartın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacı şirketin faaliyet konusu üretimi şeklini Türkiye'de ilk kez gündeme getiren ve hayata geçiren kişi olduğunu, müvekkilinin iş akdinin, 2019 yılı Nisan ayında hukuka aykırı bir şekilde bildirimsiz olarak feshedildiğini, işe iade istemli davalarının halen İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2019/341 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, müvekkilinin davacı şirketle iş akdi devam ederken deneyim becerilerini geliştirmek amacıyla davacı şirket kuruluşundan öncesinde ithal ettiği makineleri evinin bodrumuna taşıyarak, bireysel çalışma ve deneylerini evinde de sürdürdüğünü, evinde devam eden çalışmalarından, davacı şirketin yönetim kurulunun zaten haberdar olduğunu, davacı şirketin hiçbir şekilde zarar etmediğini, müvekkilinin haksız rekabete konu hiçbir iş ve eylemi olmadığını, davacı şirketin, haksız olarak müvekkilinin haklarını ve emeğini gasp etmek amacıyla iş akdini feshettiğini, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işveren tarafından feshedilmesi halinde, rekabet yasağı sözleşmesinin de kendiliğinden sona erdiğini, İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2019/341 E. sayılı dosyasındaki davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin dosya kapsamından anlaşıldığı kadarıyla '...' denilen yöntem ile meyve kurutup bunun satışını sağlamakta olduğu, bu yöntemin bir diğer adının da 'freeze drying' olarak bilindiği, bu hususların mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda tafsilatıyla değerlendirildiği, davacı şirketin, davalı ve davalının eşi olan dava dışı ... tarafından evlerinde kurularak ticari sır saklama yükümlülüğüne aykırı olarak bu yöntemle üretim yapıldığını ileri sürdüğü, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda da değinildiği üzere, bu yöntemin ticari bir sır olmadığı ve 1900'lü yılların başından itibaren çeşitli sektörlerde kullanıldığı, diğer yandan bu yöntemi davalının kullandığının davacı tarafça ileri sürülmediği, davalının, dava dışı eşi ... tarafından kullanıldığının ileri sürülmekte olduğu, davacı şirketin bu yöntemle işlediği ve ürettiği ürün miktarı, makinelerinin boyutu, sayısı ile dava dışı ...'ın evinde iddia edilen makinenin kapasitesi ve üretim miktarı gözönüne alındığında bir rekabet durumunun oluştuğunun söylenemeyeceğini, davacı tarafın makineleri ve üretim miktarlarının davalı tarafa izafe edilen makine ve üretim miktarı ile kıyaslanamayacak şekilde fazla olduğu, bu kapsamda dava dışı ...'ın sahibi olduğu iddia edilen cihaz ile günde 100 gram ürün elde edilebilirken davacı şirket tarafından günlük 417 kilogram ürün elde edilebildiği, davacının üretim kapasitesinin davalıya izafe edilen üretim kapasitesinin 4170 katı olduğu, dolayısıyla bir rekabetten söz edilemeyeceği, ayrıca bu yöntem ile kurutma işlemi yapan bir çok firmanın bulunduğunun da dosya kapsamından anlaşıldığı, diğer yandan dava dışı ...'ın davacı şirketin kurulmasından daha önce meyve kurutma işlemleri ile ilgili olarak '...' isimli tescilli markanın sahibi olduğu, bu kabul ve değerlendirmeler sonucunda taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının davacıya karşı rekabet yasağının söz konusu olabilmesi için önemli bir zarar tehlikesi veya ihtimalinin bulunması ve bu durumun da davacı şirket tarafından ispatlanması gerektiği, dosyada bu yönde bir ispatın yapılamadığı, rekabet yasağının ihlal edildiğinin davacı tarafça ispatlanamaması nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, 21.12.2016 tarihinden başlamak üzere davacı şirkette önce yönetim kurulu üyesi, ardından genel müdür ve sonrasında da Torbalı şube müdürü olarak çalıştığı, davacı tarafça iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine dair ihtar gönderilerek 10.04.2019'de sözleşmesinin feshedildiği, taraflar arasında imzası inkar edilmeyen bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunduğu, yer ve zaman sınırlaması ile akdedilen bu sözleşmeye aykırılık halinde 6 aylık brüt ücreti tutarında cezai şartın davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının, davalının kendi adına ve eşi adına kurduğu şirketler ve tescil ettirdiği markalar ile aynı iştigal alanında dondurularak kurutulan meyve-sebze üretim ve satışı yapmak suretiyle rekabet yasağına aykırı davranıldığı iddiası ile cezai şart bedeli talep ettiği, davalının ise rekabet yasağına aykırı bir eyleminin olmadığını, bahse konu üretimin eşi tarafından evde minimal düzeyde kadın girişimci şeklinde yapıldığını, kaldı ki davacı şirketin kuruluşundan öncesinden beri kendisinin bu işin içinde olup, davacı tarafça da bunların bilindiğini, daha eski tarihli markalarının dahi olduğunu, ayrıca işe iade davası da açtığını savunduğu, bahse konu davanın İş Mahkemesince reddedildiği ve istinaf edilmeksizin kesinleştiği, dosyadaki marka tescil belgelerine göre davalının davacı şirketin kuruluş tarihinden önceki tarihlerde bahse konu iştigal alanında marka tescil başvuruları yapıp kendi ve eşi adına birtakım markaları tescil ettirdiği, yine davalının, davacı şirketle haksız olarak rekabet ettiği belirtilen şirketin 2013 yılında, davacı şirketin ise 2016 yılında kurulduğu, davalının bahse konu dava dışı şirkette kurucu ve yönetici olduğunun 28.06.2013 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, nitekim davalı tarafça da tüm bu hususların davacı şirketçe zaten bilindiğinin beyan edildiği, taraflar arasındaki mail yazışmalarının da dosya içerisinde görüldüğü, davalının davadışı eşinin evde yaptığı üretim ile davalı arasında doğrudan bir illiyet bağı kurulamadığı, kaldı ki rekabet yasağının söz konusu olabilmesi için "önemli" bir zarar tehlikesi veya ihtimalinin bulunması gerektiği, davalının davacı şirketteki işinden ayrıldıktan sonra rekabet sözleşmesi kapsamındaki eylemleri gerçekleştirdiğinin davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı olarak cezai şart bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi