11. Hukuk Dairesi 2025/5131 E. , 2026/299 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkili hakkında kefil sıfatıyla başlatılan icra takibine konu davalı ile ... Hırdavat Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin 02.03.2012 tarihli olduğunu, bu tarihte davacının şirket yetkilisi sıfatının bulunmadığını, davacının limit artırımında kefil olarak imzası alınan 30.12.2010 tarihinde ise kefil olunan miktarın yazılı olmadığını, asıl kredi sözleşmesinde kefaleti olmayan davacının, limit artırımında kefalet tutarının da yazılı olmaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek müvekkilinin icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı yanca bozma ilamı sonrası dosyaya kazandırılan tarihsiz genel ticari kredi sözleşmesinde kredi bedelinin 150.000,00 TL olarak belirtildiği, bu sözleşme ekinde davacının kefaletinin alınmadığı, buna ilişkin kefaletname sunulmadığı, ancak davalı yanca kredi sözleşmesi ekinde 30.12.2010 tarihli kredi sözleşmesinin limitinin arttırılmasına ilişkin kefaletname ibraz edildiği, bu belgede davacı yanın kefil sıfatıyla imzası bulunduğu, bu aşamada kredi limiti 150.000,00 TL iken kredi limiti arttırılarak davacının kefaletinin 140.000,00 TL'ye yükseltilmesinde mantık hatası olduğu, davalı yanca yapılan takipte borcun sebebi olarak 02.03.2012 tarihli ... numaralı kredi sözleşmesinin gösterildiği, daha sonra dava aşamasında bunun sözleşme revizyon tarihi olduğunun, esas sözleşmenin ise 12.04.2010 tarihli genel ticari kredi sözleşmesi olduğunun savunulduğu, takip talebi ile itirazın iptali davası sıkı sıkıya bağlı olmakla davalı yanın talebini genişletemeyeceği, alınan kefaletle ile sözleşme tarihinin tutarsız olduğu, kredi sözleşmelerinde tarih bulunmadığı, davacının dava konusu kredi sözleşmesi kapsamında kefalet vermediği, 30.12.2010 tarihli kredi sözleşmesinin limitinin arttırılmasına ilişkin sunulan kefaletnamenin dava konusu kredi sözleşmesi ile irtibatının ispatlanamadığı, davacının dava konusu takipteki borçtan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının 30.12.2010 tarihli 140.000,00 TL'lik limit artırım sözleşmesine müteselsil kefaleti nedeniyle başlatılan icra takibinden borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.