Hukuk Genel Kurulu 2024/270 E. , 2025/681 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
2022/12103 Esas, 2023/1160 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1007. maddesine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebinin reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yalova ili ... ilçesi Laledere Köyü 1 47... parsel sayılı taşınmazın eski maliki olduğunu, Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/161 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, müvekkiline herhangi bir bedel ödenmeden mülkiyet hakkına son verildiğini, tapu sicilinde yapılan hatalardan TMK’nın 1007. maddesi gereğince Devletin sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL tazminatın tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği 08.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 219.976,83 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, ormanlar özel mülkiyete konu olamayacağından davacının tapu kaydının hukuki bir değeri bulunmadığını, tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2020 tarihli ve 2018/548 Esas, 2020/349 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı iken Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/161 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği, kadastro tespit işlemlerinden başlayarak tapu sicilinin tutulmasında yapılan hatalardan TMK'nın 1007 maddesi gereğince Devletin sorumlu olduğu, alınan bilirkişi raporunda arazi niteliğindeki dava konusu taşınmazın özellikleri ve değerine etki eden faktörlerin ayrı ayrı değerlendirildiği, taşınmazın mevkii ve olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir ile münavebe planı ve yıllık getireceği net gelirin tek tek hesaplandığı, 2016 yılı ... İlçe Tarım Gıda ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğüne ait resmî veriler kullanılarak ve taşınmazın objektif özellikleri dikkate alınarak taşınmazın tapu iptali ve tescil kararının kesinleşme tarihindeki değerinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 219.976,83 TL tazminatın 08.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.06.2022 tarihli ve 2021/202 Esas, 2022/1527 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda benimsenen m2 birim değerinin taşınmazın konum ve özelliklerine göre az olduğu, aynı yörede bulunan ve dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin Daire kararlarının Yargıtay denetiminden geçtiği, Daire kararlarında 1 46... parselin m2 birim değerinin 78,26 TL olarak belirlendiği, bu m2 birim değerlerinin esas alındığı kararların ise Özel dairece onanarak kesinleştiği, bu nedenle dava konusu taşınmaz için belirlenen 58,18 TL/m2 birim değeri az olmakla belirtilen dosyalardaki m2 birim değeri üzerinden yeniden hüküm kurmanın adalete uygun olacağı, dava konusu taşınmazın tazminat miktarının 295.898,71 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin talebini 219.976,83 TL’ye artırarak bu miktara ilişkin harcını yatırdığı, bu nedenle artırılan miktara hükmedilip geriye kalan kısım yönünden fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile 219.976,83 TL tazminatın 08.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 75.921,88 TL yönünden davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava konusu Yalova ili, ... ilçesi, Laledere Mahallesi 1 47... parsel sayılı taşınmazın öncesinin 1160 parsel sayılı taşınmaz olduğu, 3.850,00 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın 1971 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava dışı ... adına tescil edildiği, 01.05.1995 tarihinde satış yoluyla davacıya devredildiği, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/161 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmemesi üzerine 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 21.12.2018 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arazi niteliğindeki Yalova ili, ... ilçesi, Laledere Mahallesi 1 47... parsel sayılı taşınmaza gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Buna karşın 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre hakim, adil ve hakkaniyete uygun olarak kamulaştırma bedelini tayin ederken keyfi olarak hareket edemez. Bu takdiri yaparken, alınan bilirkişi raporlarından herhangi birini veya bu raporlar arasında bir değeri tespit edebilir. Şayet bu raporlar mahkemece karar verilmesine yeterli görülmez ise yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan gerekçelerle dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğine göre bulunduğu yörede yaygın olarak uygulanan münavebe sistemi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden sorulup değerlendirme tarihi olan dava tarihi itibarıyla resmî veriler de dikkate alınarak tespit edilecek münavebe sistemine göre taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın değeri hesaplanırken onanarak kesinleşen kararlardaki m2 birim değerlerini esas almanın hukuka aykırı olmadığı, zira onanan kararlarda aynı yöntem izlenerek taşınmaz değerlerinin hesaplandığı, bu uygulamanın usul ekonomisi ilkesine, hakkaniyete ve önceki kararlarda kesinleşen m2 birim bedeline de uygun olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın %35-40 eğimli olduğunu, kapitalizasyon faizin %5 uygulanarak fahiş değer tespiti yapıldığını, objektif değer artışı uygulanmasını gerektirecek bir özelliğinin bulunmadığını, ayrıca komşu taşınmazlara ilişkin farklı yıllara ait dava dosyaları esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin eldeki davada; kuru tarım arazisi niteliğine göre, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün değerlendirme tarihi itibarıyla resmî verileri de dikkate alınarak tespit edilecek münavebe sistemine göre dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1.İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11. maddesi
2.Değerlendirme
1.Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce TMK'nın 1007. maddesine dayalı tazminat davası ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
2.Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesinde; “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür” hükmü yer almaktadır. Bu madde ile kanun koyucu bizzat Devlet eliyle tutulan tapu sicilindeki kayıtların doğruluğuna güvenen kişilerin bu güven yüzünden uğradığı zararlardan Devletin sorumlu olduğunu kabul etmiştir.
3.Kusursuz sorumluluk türünün özel görünümlerinden biri olan tapu sicilinin tutulması sebebiyle Devletin sorumluluğu, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescil sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür.
4.Somut olayda, dava konusu taşınmaz tarla vasfı ile davacı adına tapuda kayıtlı iken Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2016/161 Esas, 2016/213 Karar sayılı kararı ile eylemli orman olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu karar 08.09.2016 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekilince 21.12.2018 tarihinde TMK'nın 1007. maddesine dayalı eldeki tazminat davası açılmıştır.
5.Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca Devletin tapu sicilinin doğru tutulmamasından kaynaklanan tazminat sorumluluğuna ilişkin koşulların oluştuğu açık olan eldeki davada, davacının uğradığı gerçek zararın belirlenmesi ve bu tutarın tazminat olarak ödenmesi yoluna gidilmelidir.
6.Anılan maddeye göre tazmini gereken gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idi ise aynı durumun yeniden tesis edilebileceği miktarda olmalıdır.
7.Davanın niteliğine göre tazminat miktarı belirlenirken öncelikli konu, taşınmazın niteliği belirlenerek değerinin ve zararın kapsamının hesaplanması gerekir. Zararın hangi yönteme göre belirleneceğine ilişkin TMK’nın 1007. maddesinde hüküm bulunmaması nedeniyle, Yargıtayın yerleşik içtihatları ile 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinde belirtilen yönteme göre değer tespit edilmesi gerektiği, buna göre de arazi niteliğindeki taşınmazlar için net gelir yöntemi esas alınarak, arsa niteliğindeki taşınmazlar için ise emsal karşılaştırması yapılarak değerin belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
8.Bu noktada arazi niteliğindeki taşınmaza ilişkin zarar miktarının belirlenmesinde uygulanması gereken kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarının açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
9.4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin tespit esasları” başlıklı 11. maddesinde ise; “15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a)Cins ve nevini,
b)Yüzölçümünü,
c)Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f)Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın (İptal edilen ibare ANY. MAH. 26.05.2016 T. 2015/55 E. 2016/45 K.) mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini,
g)Arsalarda, kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h)Yapılarda, (İptal Edilen İbare ANY. MAH. 09.04.2003 T. 2002/79 E. 2003/29 K.) resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, (Değişik bent RGT: 28.04.2018 RG NO: 30405 Kanun No: 7139/27)
ı)(İptal edilen ibare RGT: 14.05.2019 RG NO: 30774 ANY. MAH. 10.04.2019 T. 2018/156 E. 2019/22 K.) (İptal Edilen İbare RGT: 14.05.2019 RG No: 30774 ANY. MAH. 10.04.2019 T. 2018/156 E. 2019/22 K.) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak (Eklenmiş İbare RGT: 24.11.2016 RG No: 29898 Kanun No: 6754/38) Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kar dikkate alınmaz. Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
10.Bu maddeye göre tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması hâlinde ekilecek ürünler ve münavebeye alınan bu ürünlerin elde edilmesi için yapılacak harcamalar göz önünde tutularak net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolla değerinin bulunması, bedel tespitinde etkisi olan diğer tüm unsurlar da dikkate alınarak her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip gösterilmek suretiyle kamulaştırma karşılığının tespit edilmesi gerektiği gibi, bu unsurların dayanakları olan belgelerin de getirtilmesi zorunludur.
11.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın değerinin tespiti amacıyla İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi kurulu raporunda münavebe ürünü olarak bamya ve buğday ürünleri alınmış ve net gelir yöntemine göre tespit edilen m2 değerine % 60 oranında objektif değer artışı uygulanmak suretiyle 58,18 TL m2 değeri üzerinden tazminat miktarı 219.976,83 TL olarak hesaplanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince, bilirkişi kurulu raporunda hesaplanan 58,18 TL m2 birim değerinin taşınmazın konum ve özelliklerine göre az olduğu, aynı yörede bulunan ve dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlar yönünden m2 birim değerinin 78,26 TL olarak belirlendiği, bu m2 birim değerlerinin esas alındığı kararların Özel Dairece onanarak kesinleştiği belirtilerek 78 TL/m2 birim değeri üzerinden resen yapılan hesaplama sonucunda tazminat miktarı belirlenmiş, buna göre yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün Özel Dairece bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmiştir.
12.Bölge Adliye Mahkemesince, kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yaygın olarak uygulanan kuru tarıma özgü münavebe sistemi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden sorulup tespit edilecek münavebe sistemine göre, ürünlerin değerlendirme yılı olan 2016 yılına ilişkin dekar başına verim, fiyat ve maliyet tablolarını gösteren İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü resmî verileri de dikkate alınarak, bilirkişi kurulundan 2942 sayılı Kanun'un 11/1-f maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri üzerinden değerlendirme tarihindeki gerçek değerinin hesaplanması için rapor alınması ve oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken resen hesaplama yapılmak suretiyle eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
13.Öte yandan, direnme kararında aynı yörede bulunan ve dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlar yönünden m2 birim değerinin 78,26 TL olarak belirlendiği, bu m2 birim değerlerinin esas alındığı daire kararlarının (2019/583 Esas, 2020/1240 Karar; 2019/1601 Esas, 2020/1776 Karar ve 1 46... parsele ilişkin 2019/1161 Esas, 2020/1657 Karar) Özel Dairece onanarak kesinleştiği belirtilmiştir.
Özel Daire bozma kararında sadece resmî veriler dikkate alınarak tespit edilecek münavebe sistemine göre taşınmazın değerinin belirlenmesi gerektiğine değinilerek dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin dosyaların incelenip değerlendirilmesi gerektiği hususlarına değinilmemiş ise de, bilirkişi kurulundan aynı yörede bulunan ve dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin Yargıtay denetiminden geçen emsal dosyaların da değerlendirilmesi, taşınmazların birbirlerine göre üstün ve eksik yönlerinin tartışılması, dava konusu taşınmazın değerine etki eden diğer hususların da dikkate alınması suretiyle rapor düzenlenmesinin istenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
14.Bundan ayrı, Özel Daire bozma kararında "… değerlendirme tarihi olan dava tarihi itibarıyla resmî veriler de dikkate alınarak" ibarelerine yer verilmiş ise de, somut olayda gerçek zararın oluştuğu tarih olan tapu kaydının iptali ve taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin mahkeme kararının kesinleşme tarihinin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak değil tapu iptali ve tescile ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarih olarak alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle bozma kararında anılan ibarelerin "değerlendirme tarihi olan tapu iptali ve tescil davasında verilen kararın kesinleşme tarihi itibarıyla resmî veriler de dikkate alınarak" şeklinde anlaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
15.Hâl böyle olunca, direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında yukarıda açıklanan değiştirilmiş ve genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen ve yukarıda açıklanan değiştirilmiş ve genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.