Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/7560 E.  ,  2025/13985 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/4005 E., 2025/90 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/93 E., 2024/295 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, vefat eden babasından dolayı ölüm aylığı almakta iken boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle müvekkilinin ölüm aylığının kesilerek ödenmiş ölüm aylıklarının iadesinin istenilmesine ilişkin Uşak Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün E-16179740-205.02.01-38143164 sayılı işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının dava açmadan önce Kuruma başvurusu bulunmadığını, müvekkili Kurum tarafından hazırlanan 2021/420419/ZÇ/91 sayılı inceleme raporunda; davacı ile eski eşi muvazaalı olarak boşandığı ve boşandıktan sonra birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 56. ve 96. maddeleri gereği Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kabulüne, Uşak SGK'nın 06.01.2021 tarih ve E-16179740-205.02.01-38143164 sayılı Kurum işlemin iptaline," karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde;

a)Hak düşürücü ve zamanaşımı itirazlarımız konusunda karar verilmediğini, aksi ispat edilinceye kadar muteber olan müvekkil Kurum raporlarına itibar etmeyip, davacı tarafın bildirdiği tanık beyanlarına itibar edildiğini, ... Polis Merkezi Amirliği adreste yeterli araştırma yapmadığını, kolluk kuvvetleri adrese gittiğinde adresin kapalı olduğu görüldüğünü, 04.06.2021 tarihinde yapılan çevresel soruşturmada kapıyı denetime konu davacı taraf açtığını, bu adreste eski eşi ve oğlunun oturduğunu, kendisinin Esenyurt'ta oturduğunu beyan ettiğini, ancak oturduğu evin ve çevresinin özellikleri sorulduğunda oturduğu evin adresini bilmediğini, etrafında olanları bilmediğini beyan ettiğini, ev sahibi ... ve bakkal ...’nın birlikte yaşamayı doğruladığını, kararın bozulmasını talep etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle, aylık kesilmesi işleminin iptali talebine ilişkindir.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ıncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

2.5510 sayılı Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

Anılan 56. maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

Aynı Kanun'un 59. maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2. fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24 – 33., 189., 190., 19., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

İncelenen dava dosyasında; ...SGM'nin 08.09.2021 tarih ve 2021/420419/ZÇ/91 nolu inceleme raporunda değerlendirmeler kısmında davacının eski eşi ...'ın ....Mah ... Sk No:... İç kapı no:... ... İstanbul adresinde çevresel soruşturma yapıldığı, ev sahibi ... ve binanın hemen karşısında yer alan mahalle bakkalı ... ile görüşüldüğü, beyanlarında davacı, ..., oğlu ve oğlunun ailesi ile 3-4 yıldır birlikte yaşadıklarını belirttikleri, belirtilen adreste davacı ile karşılaşıldığı, ...'ın evde olduğunu belirttiği, soruşturma anında evde başka kimsenin olmadığını, oğlu ... ve ailesi ile ...'ın bu adreste yaşadığını, kendisinin büyük oğlu ile... yaşadığını ifade ettiği ancak yaşadığını iddia ettiği evin adresi tarifi ve çevresi sorulduğunda bilmediğini belirttiği, çevresel soruşturmada davacının eşinin ikamet adresinde bulunması, ev sahibi ve mahalle bakkalının aynı evde yaşadıklarını beyan etmesi, resmi ikamet adresine ait herhangi bir bilgiye sahip olmaması nedeniyle davacı ve ...'ın aynı evde yaşadıkları şeklinde tespit bulunduğu, Kurum tarafından denetmen raporuna istinaden 01.02.2020- 08.09.2021 tarihleri arasında davacıya ödenen aylıkların yersiz ödeme kapsamında tahsilinin gerektiği sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece müfettiş raporunda beyanı bulunan ev sahibi ... ve binanın hemen karşısında yer alan mahalle bakkalı ...'nın tekrar ifadesi alınmış ve bu kişiler birlikte yaşama olup olmadığını bilmediklerini beyan etmişseler de .... Polis Merkezi Amirliğinin 05.12.2022 tarihli yazısının ekindeki tutanakta ..... Mah .... Sok No:...sayılı adreste ikamet eden ... yapılan görüşmede ... ve ...'ın 2020 yılından beri beraber ikamet ettikleri bilgisine ulaşıldığı, ... isimli kişi ile görüşüldüğünde davacı ve ...'ın 2020 yılından beri ikamet ettikleri bilgisine ulaşıldığı, başkaca tanık olacak komşulara ulaşılamadığının bildirildiği, müfettiş raporunda birlikte yaşamaya ilişkin beyanı olan ...'nın ifadesi bulunan tutanakta imzası olduğu bu hususların Mahkemenin kabulü ile uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır. Müfettiş raporunda tespit edilen hususların aksi kanıtlanmadığı, emniyet araştırmasında da birlikte yaşama yönünde beyan verildiği görülerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı görülmüştür. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog