10. Hukuk Dairesi 2025/5618 E. , 2025/15836 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacılar ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi sigortalı ...'in 30.05.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat ettiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde özetle, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/76 Esas saylı dosyasının sonuçlanıncaya kadar bu davanın bekletilmesini, meydana gelen ölüm nedeniyle müvekkillerinin hiç bir kusurunun bulunmadığını, müvekkillerinin hukuki ve cezai bir sorumluluklarının bulunmadığını, davacı ...'in manevi tazminat talep edebilmesi için gerçekten manevi bir tatmin ihtiyacının doğmuş bulunması gerektiğini, bir başkasının desteği ile hayatını idame ettiği sabit olduğundan bahisle taleplerinin reddine karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.09.2020 tarihli ve 2013/69 Esas-2020/106 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyulmasının ardından yapılan yargılamada, olay ile ilgili alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için davacılar vekili tarafından giderlerin yatırılamayacağının beyan edildiği, bu sebeple davalılara hangi oranda kusur izafe edilmesi gerektiğinin belirlenemediği dolayısıyla davacının iddia etmiş olduğu hususların ispatlanmadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
Mahkemenin 03.09.2020 tarihli ve 2013/69 Esas-2020/106 Kararının davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.03.2022 tarih ve 2021/789 E.- 2022/2744 K. ile "...Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ... sürücü ...'in kullandığı 20-K-2333 plakalı çekiciye bağlı ...plakalı dorseyi yol kenarında durdurduğu, kafasının lastik ile demir çamurluk arasında sıkışması sonucu vefat ettiği, SGK müfettişi tarafından düzenlenen raporda olayın iş kazası olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin taksimat yapılmadığı, Mahkemece aldırılan 25.01.2016 tarihli kusur bilirkişi raporunda müteveffanın kusurunun %75, davalı şirketin kusurunun %25 oranında olduğunun, itiraz üzerine alınan 29.01.2018 tarihli kusur bilirkişi raporunda ise müteveffanın kusurunun %70, davalı şirketin kusurunun %30 oranında olduğunun bildirildiği, aynı olaya ilişkin ceza yargılamasında ... Asliye Ceza Mahkemesinin Yargıtay bozma kararı sonrasında 2015/ 84... /190 Kararı ile Sanık ..., ...'ın beraatlerine karar verdiği ve bu kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2016/26 44... /9578 Karar sayılı ilamı ile onandığı, SGK'nın davalı şirkete yönelik açmış olduğu ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/63 Esas sayılı dosyası ile görülen rücu davasında alınan kusur raporlarında müteveffanın kusurunun %60, davalı şirketin %40 oranında olduğunun belirtildiği, Mahkemece, 31.10.2020 tarihli duruşmada dosyada bulunan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine ve eksik olan ücretlerin davacılar tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına karar verildiği, verilen süre içerisinde yatırılmaması halinde dosyanın mevcut haliyle karara çıkacağının ihtar edildiği, davacılar vekilinin 20.02.2020 tarihli ve 03.09.2020 tarihli duruşmada kararlaştırılan ücretleri yatırmayacağını bildirdiği, bunun üzerine Mahkemece, davalılara hangi oranda kusur izafe edilmesi gerektiğinin belirlenemediği dolayısıyla davacının iddia etmiş olduğu hususların ispatlanmadığının kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, kaza nedeniyle kesinleşen ceza davasının içeriği ile gerek işbu ceza davasında, gerek rücu davasında ve gerekse de eldeki davada maddi olgunun belirlenmiş olması ve kusurların tartışıldığının anlaşılması karşısında Mahkemece delil avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkemece yapılması gereken iş; maddi olgular ile kusur oran ve aidiyetlerin tartışılıp belirlendiği, Mahkemece aldırılmış olan kusur bilirkişi raporları dikkate alınmak sureti ile tarafların usuli kazanılmış haklarını ihlal etmeyecek şekilde bir karar vermekten ibarettir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yapılan inceleme sonucunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/63 Esas sayılı dosyası ile görülen rücu davasında alınan kusur raporlarında müteveffanın kusurunun %60, davalı şirketin %40 kusurunun bulunduğunu bildiren kusur raporunun hükme esas alındığı, hesap bilirkişisinin 16.09.2024 havale tarihli raporu ile ... / kazalı ... ‘in geçirdiği iş kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacılardan eş ...‘in davalılardan talep edebileceği maddi zararının 880.695,76 TL olacağı, taraflar arasında boşanma davası bulunduğu ve destek ilişkisinin bulunup- bulunmadığı, bu nedenle tazminata hak kazanıp kazanmayacağı hususunun Mahkemeye ait olduğunu, kazazedenin kızları davacı küçük ...’in davalılardan talep edebileceği maddi zararının 69.344,97 TL olacağının bildirildiği, ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/ 84... /190 Karar sayılı dosyasında yer alan 2011/358 sayılı soruşturma dosyası incelendiğinde 23.06.2011 tarihli sorgulama tutanağında davacı ..., eşiyle aralarının iyi olmadığını bu nedenle de müteveffaya karşı kazadan yaklaşık 3 ay önce ... Asliye Hukuk Mahkemesinde boşanma davası açtığını, bunu duyunca müteveffanın da karşı boşanma davası açtığını, uzun süredir ayrı yaşadıklarını, evi terk ettiğini ...'de arkadaşları ile yaşadığını ifade ettikleri, açıklanan nedenlerle davacı ... ile ... arasında destek ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından davacı ...’in maddi tazminat talebinin reddine karar verildiği, ... lehine davalıların iş kazasında %40 kusuru olduğu kabulü ile maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; "1-Davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine,
2.Davacı ... adına talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 27.737,988 TL'nin haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a)... muris ve eşi arasında boşanma davasının bulunmasının tek başına destek ilişkisinin sona erdirdiğini ispatlamadığını göstermekle birlikte, ölüm tarihi itibariyle müteveffanın ve eşinin evli oldukları nüfus kayıtları ile sabit olduğunu göstermekte olduğunu, gerçekten de ... ile eşi ... arasında her ne kadar boşanma davası bulunmakta ise de bu davanın duruşması görülmemiş ve dosya içerisinde mevcut bulunan boşanma davasından da görüleceği üzere taraflar arasındaki evliliğin boşanma ile değil ölüm ile sona erdiğinin ortada olduğunu, müteveffanın iki kız çocuğunun annesi olan müvekkilinin de çocukların bakım, iaşe, barınma, eğitim vb. durumları için ... tarafından destek göreceği de kuvvetle muhtemel olduğunun açık olduğunu,
b)Bilirkişi raporunda ... yönünden hesaplanan destek miktarının da yanlış ve denetime elverişsiz olarak hesaplandığını, müvekkillerinin uğradığı zararın munzam zarar haline geldiğini, bu sebeple destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması yapılırken enflasyondaki değişimlerin ve paranın alım gücündeki değişimin de hesaplanması gerektiğini,
c)Davacılar hakkında manevi tazminat talepleri bulunmakta olup manevi tazminata ilişkin olarak taleplerine rağmen Mahkemece hiçbir hüküm kurulmadığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin davalılara % 40 kusur izafe eden raporu kabul edip buna göre hüküm kurmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur raporunu kabul etmediklerini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Dosyanın incelenmesinden; kazalı ... ...'in 15.03.2011 tarihinde eşi ... aleyhine ... (...) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/27 Esas sayılı davası üzerinden boşanma davası açtığı, eşi ...'in ... (...) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/87 Esas sayılı davası ile karşı dava açarak boşanma talebinin olduğu ve kazalı müteveffanın 30.05.2011 tarihinde vefat etmesi nedeniyle ... (...) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/27 Esas sayılı dosyanın hakkında karar verilmesine yer olmadığı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına, ... (...) Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/87 Esas sayılı dosyanın ise takipsiz bırakılması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
3.Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.
4.Destek, Hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm tarihine kadar bakma mükellefiyetini yerine getirmemiş olması destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Evlilik birliği devam ettiği sürece ayrı yaşıyor olsalar dahi eşler birbirlerinin desteği sayılır, boşanma halinde dahi nafaka ödeniyorsa yine destek sayılır.
5.Kazalı ... ile eşi arasındaki evlilik birliği ölümle son bulmuştur. Boşanma davası açılması sonuca etkili değildir. Başka bir deyişle, davacı ..., vefat eden Ahmet'in eşi olup eş yönünden evlilik birliği devam ettiği sürece ayrı yaşıyor olsalar dahi müteveffanın davacıya destek olduğunun kabulü gerekir.
6.Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden vefat eden kazalı ...'in davacı ...'e destek olmadığı kabul edilerek yazılı gerekçe ile davacı eşin destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
7.Öte yandan, davacılar vekilinin dava dilekçesi ile davacı müvekkilleri lehine manevi tazminat talebinde bulunduğu ancak Mahkemece işbu talepler hakkında olumlu/olumsuz herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
8.Mahkemece yapılacak iş; davacıların manevi tazminat talepleri hakkında da değerlendirme yapıp çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir
9.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
10.O halde, temyiz eden davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak, Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.