Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/7691 E.  ,  2025/15858 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/837 E., 2024/1245 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 7. İş Mahkemesi

SAYISI: 2023/431 E., 2024/136 K.

Taraflar arasındaki arabuluculuk tutanağının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince 06.06.2024 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekilince 16.07.2024 tarihli istinaf dilekçesi ile istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince 19.07.2024 tarihli ek karar ile davalı vekilince istinaf isteminin süresinden sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle HMK 346/1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce sonrasında davalı vekilince sunulan 16.07.2024 tarihli istinaf istemi ile dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.10.2024 tarihli kararla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesi ile davacının, davalıya ait iş yerinde müvekkilinin eşi ...'in davalı iş yerinde çalışmakta iken 16.01.2020 tarihinde nöbet tuttuğu kulübede vefat ettiğini, yaşanan kaza neticesinde ... tarafından soruşturma ve SGK İl Müdürlüğü tarafından inceleme başlatıldığını, akabinde müteveffanın çalışma saatleri içerisinde vefat etmiş olması ve diğer nedenlerle yaşanan hadisenin iş kazası niteliği taşıyıp davalı şirketin sorumluluğu doğduğundan olaydan yani vefat tarihinden sadece 5 gün sonra müvekkilinin olayın iş kazası olup olmadığını öğrenme fırsatı dahi bulmaksızın davalı şirketçe ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğunu ve müvekkilinin de sürece dahil edildiğini, ... Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası ile gerekli bilgilendirme yapılmaksızın anlaşma şeklinde tutanak tanzim edilip henüz olayın şokunda olan müvekkilinin de sözde imzasının alındığını, arabuluculuk tutanağının hukuka aykırı olarak düzenlendiğini belirterek, ... Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyasının son oturum tutanağının ve anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesi ile davacının Türkçe bildiğini, kendi isteği ile arabuluculuk yapıldığını, davacıya 7.500 TL tazminat ödendiğini, kendisinin ölen kişiden zaten boşandığını, tanıklarının sadece birisinin dinlenildiğini, tutanak düzenlendikten sonra 1 yıl içerisinde davanın açılması gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... TBK'nın 28. ve 39. maddelerinin değerlendirildiği, davacının UYAP sorgusunda aile nüfus kayıt örneği Suriye uyruklu olması nedeniyle çıkmasa da SGK sorgulamasında aylık durumunun geçici pasif ve ünvanın uzman çavuş olarak görüldüğü, ölen ...'in de emekli uzman çavuş olduğu, davacı ile ...'in evlenmesi amacıyla evlenme ehliyet belgesinin düzenlendiği, davacının eşi ...'in 16.01.2020 tarihinde iş yerinde güvenlik görevlisi olarak çalışırken görev başında kalp krizi geçirerek vefat ettiği, SGK tarafından olayın iş kazası olarak tespit edildiği, davalı işveren ile davacı eş ve ölenin eski eşi ... ile 21.01.2020 tarihinde ihtiyari arabuluculuk anlaşması yapıldığı, davacı eşe 1.875 TL, ölenin eski eşi ... ölenin 2 çocuğu adına 5.625 TL olmak üzere toplamda 7.500 TL ödeme yapıldığı, ... ile işveren arasında çağrı üzerine davet sözleşmesi yapıldığı, davacının eşinin 02.08.20 17... .01.2020 tarihleri arasında davalı işyerinde kısmı süreli çalıştığı, davacının eşinin vefat ettiği 2020 yılı Ocak ayı bordrosu sunulmamışsa da işverence sunulan 2019 aralık ayı bordrosunda işçi adına 5 gün karşılığı 426,40 TL kazanç belirlendiği, bordroda davacının eşinin imzasının bulunmadığı, davacının eşi ile işveren arasında 02.08.2017 tarihli çağrı üzerine çalışma sözleşmesi tanzim edildiği, sözleşmede, işçinin ihtiyaç duyulması halinde çağrılacağının yazıldığı, işçinin ne kadar süreyle çalışacağının belirlenmediği, İş Kanunu'nun 14. maddesine göre çağrı üzerine çalışma sözleşmesinde işçinin ne kadar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma süresinin yirmi saat kararlaştırılmış sayılacağı ile çağrı üzerine çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanacağı düzenlemeleri gereğince davacının eşinin gerçek ücretinin haftalık 20 saatlik ücret olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının eşinden hafta tatillerinde, resmi ve dini bayramlarda fazla çalışma muvafakatı ile gece çalışma muvafakatı alındığı, bu durumda davacının eşinin gece çalışması ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmış olması durumunda işçinin işçilik alacaklarına hak kazanabileceği, zaten çağrı üzerine çalışma sözleşmesi gereğince haftalık 20 saatlik ücrete hak kazandığı ayrıca hak sahipleri tarafından iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği anlaşılmakla davacı ile eşinin ölümünden 5 gün sonra yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşması ile işçilik alacaklarından ve maddi ve manevi tazminat davasından 1.875TL karşılığı vazgeçmesi durumunun edimler arası açık oransızlık oluşturduğu anlaşılmakla TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen gabin halinin bulunduğunun kabulü yerindedir. Ayrıca, arabuluculuk anlaşmasının 21.01.2020 tarihinde düzenlendiği, davanın ise 23.09.2021 tarihinde açıldığı, TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen her halükarda 5 yıl olarak belirlenen süre dolmadan davanın açıldığı, davacının düşüncesizlik ve deneyimsizliğini öğrendiği tarihin belli olmaması nedeniyle 1 yıllık dava açma süresi içinde dava açıp açmadığının tespiti mümkün olmasa da anlaşma tarihinden 1 yıl 8 ay sonra dava açılmasının makul bir süre olduğu anlaşıldığından mahkeme kararı yerindedir..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi

3.Değerlendirme

Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekilince 16.07.2024 tarihli istinaf dilekçesi ile istinaf edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince 19.07.2024 tarihli ek karar ile davalı vekilinin istinaf isteminin süresinden sonra ileri sürüldüğü gerekçesiyle HMK 346/1. maddesi gereğince reddine karar verildiği ancak anılan kararın davalı vekiline usulünce tebliğinin sağlanmadığı ve devamla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 346/2. maddesinde düzenlenen "...Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir.

Bölge adliye mahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapacağına" dair kanun yolu sürecinin işletilmediği, dosyanın verilen 16.07.2024 tarihli istinaf dilekçesi üzerinden Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderildiği, Bölge Adliye Mahkemesi'nce de esasa girilmek suretiyle istinaf isteminin incelenerek reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 24.10.2024 tarihli davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararın temyiz incelemesi HMK 346/2. maddesinde düzenlenen usul kuralına aykırı bir karar olduğundan mümkün olmayıp bu kararın ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekir . Dosyanın ise yukarıda bahsi geçtiği üzere öncelikle ek kararın davalı vekiline usulünce tebliği ve devamla süresi içerisinde ek kararın istinaf edilmesi üzerine ise dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere işlemlerinin tamamlanması amacıyla İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekmektedir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi'nin 24.10.20 24... /8 37... /1245 Karar sayılı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

Dosyanın Mahkemesine İADESİNE,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog