Esas No
E. 2022/3401
Karar No
K. 2024/3364
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2022/3401 E.  ,  2024/3364 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2022/3401
Karar No: 2024/3364
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ...Kurulu
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2016/58729, K:2022/343 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve... sayılı kararının iptaline ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2016/58729, K:2022/343 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;

Davacının, ceza yargılaması sonucunda...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-b maddesi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin kararıyla anılan hükmün bozulduğu ve bozma üzerine yeniden yapılan yargılamada...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile aynı suçtan, 5271 sayılı Kanun'un aynı maddesi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle yeniden beraatine karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleştiğinin anlaşıldığı,

S.Ö. isimli şahsın beyanı yönünden, tanığın şahsi ve soyut düşüncelerini beyan ettiği, ancak davacıyı FETÖ/PDY örgütüyle ilişkilendirecek somut herhangi bir bilgi ve anlatıma yer verilmediği gibi tanık Z.H.B.'nin ifadesinde, aralarında husumet olduğu ileri sürülen S.Ö. isimli şahsa ait tanık beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,

Z.H.B. isimli şahsın beyanı yönünden, Z.H.B.'nin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/05/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında bahsettiği ... isimli kişinin davacı olmadığını, başka bir kişi olduğunu ve davayla ilgili başka bir beyanda bulunmadığını, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında alınan beyanlarında açıkça ifade ettiği görüldüğünden, anılan tanık beyanının davacı aleyhine delil olarak kabul edilmediği,

Kendi beyanı yönünden, üniversiteye hazırlık döneminde yaşadığı şehirde dershane konusunda çok fazla seçeneğinin olmadığını, eğitim amacıyla örgüte müzahir dershaneye gittiğini ve bu durum dışında söz konusu örgütle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını beyan eden davacının örgütsel saikle hareket ettiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,

Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM numarasının ankesör ya da büfeden arandığına yönelik herhangi bir tespitin ortaya konulmadığı görüldüğünden idarece belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından sunulan 15/05/2018 tarihli tutanakta yer alan otel kayıt bilgileri yönünden, bu tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,

Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen eksport raporu yönünden, dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme ile düzenlenen 05/10/2018 tarihli eksport raporunda kakao talk uygulama kalıntılarının bulunduğu ve Kimse Yok Mu Derneğiyle yoğun bir mesajlaşma kayıtlarının bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli deliller olarak değerlendirilmediği,

Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkındaki şikayet bilgilerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; disiplin soruşturması kapsamında ise davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,

Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin ve yargı mensubu olarak görev yapan kardeşinin meslekten ihraç edilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,

Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 05/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi gerektiği, Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, dava dosyasına sunulan delillerin, idarelerince davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan başlatılan adli süreç mahkûmiyet dışında bir kararla sonuçlanmış ise de, dava konusu işlem "üyelik" değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu, 685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği; parasal/özlük hak, maddi/manevi tazminat ve faiz taleplerinin "dava tarihinden" itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da "yasal faizin" dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin kabulünün mümkün olmadığı; davacının seçim dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin tanık ifadelerinin münferit bir eylem, hal, hareket veya tavır olarak değerlendirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı; Dairenin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı okulda/dershanede eğitim hususunu sadece davacının beyanını esas alarak, bu beyanın ve eğitim saikiyle hareket edildiğinin aksini gösteren bir tespit olmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul etmediği, Kurulca örgütle irtibat veya iltisaklarına karar verilen hâkim ve savcılardan neredeyse tamamının, daha iyi eğitim için veya ekonomik sebeplerle örgütün okul/dershanelerini tercih ettiklerini savunduğu, davacının da benzer gerekçeleri sunması öngörülebilir olsa da, Dairenin benzer bazı dosyalarda bu yolda bir saptama yapmayarak, bu durumu davacılar aleyhine delil kabul ederken bu dosyada delil kabul etmemesinin çelişki yarattığı, "saik" kelimesinin manası itibarıyla "güdü" anlamında olduğu, Kurulun kişinin iç dünyasında yıllar öncesindeki bir güdülenmenin aksini ispat etmesinin, bu bağlamda bir tespiti dosyaya sunmasının mümkün olmadığı, Dairenin de bunu öngöremeyeceği; davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda hazırlanan rapora ilişkin olarak, davacı hakkında adli yargı mercilerince ceza hukuku bağlamında yapılan tespitlerin Daire tarafından dikkate alınmış olmasının hukuka aykırı olduğu; davacıyla ilgili şikâyet bilgisi olarak sunulan dilekçelerin, elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, Kurul tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı, dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında ne şekilde değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz olduğu; Dairenin, bazı kararlarında "KakaoTalk" isimli programın örgütsel haberleşme amacıyla kullanıldığını kabul ederek ilgilinin cep telefonunda "KakaoTalk" programının olması hususunu iltisak/irtibat açısından delil olarak kabul etmiş iken, bu davada bu delili göz ardı ederek hukuki yanılgı ile karar verdiği; Daire tarafından, davacı hakkında tanzim edilen 15/05/2018 tarihli tutanakta yer alan davacının haklarında FETÖ/PDY şerhi bulunan kişilerle aynı yerde örgütsel faaliyet kapsamında konakladığını ispatlar mahiyette bir belge sunulmadığını belirterek anılan delile itibar etmemiş olmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, zira, örgütün gizli ve sinsi hareket ve davranışsal kalıpları düşünüldüğünde, davacının iltisak ve irtibatını gösteren bu kadar delillerin rastlantı, tevafuk, tesadüf veya yanlış anlaşılma ile açıklanmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı; Dairenin idari yargılama usulünde geçerli "resen araştırma ilkesi" çerçevesinde öncelikli yetkisini kullanarak tüm verilere sahip olabileceği açıkken, davacı hakkında beyanda bulunan tanık Z.H.B'nin 07/05/2017 tarihli beyanında belirttiği "soyadını hatırlayamadığı ... isimli hakimin" davacı olup olmadığını araştırmaksızın daha sonra aynı tanığın... Ağır Ceza Mahkemesinin kararında yer verilen şekliyle sonraki beyanına üstünlük tanımasının, davacı aleyhine delil olarak kabul etmemesinin ve bu hususun iptal kararına dayanak yapılmasının da başka bir hukuka aykırılık oluşturduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :

Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,

2.Dava konusu kararların yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/02/2022 tarih ve E:2016/58729, K:2022/343 sayılı kararının ONANMASINA,

3.12/12/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA DANISTAYKARAR
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog