11. Ceza Dairesi 2021/26940 E. , 2025/14037 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekilinin, hakaret suçundan kurulan düşme hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan incelemede; 5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde, dolandırıcılık suçunun serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hâlinin nitelikli hâl olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyetinin tanımına yer verilerek; “Serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya meslek bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” şeklinde düzenlendiği, aynı Kanun'un 66. maddesi ise “Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır.” hükmünün bulunduğu, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hâli nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekte olup bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; emlakçı olduğu belirtilen sanığın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği, bu hâliyle sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 157/1 maddesinde öngörülen basit dolandırıcılık suçuna temas ettiği,
Hakaret suçundan şikayet yokluğu gerekçesi ile kurulan düşme hükmüne yönelik yapılan incelemede; katılan vekilinin temyiz dilekçesinde katılanın soruşturma evresinde 12/09/2013 tarihli ek dilekçesiyle sanık hakkında hakaret suçundan da şikayetçi olduğunu belirttiği, UYAP kayıtlarında yapılan incelemede 12/09/2013 suç tarihli, katılan ve sanık arasında hakaret ve tehdit suçlarından Didim(Yenihisar) 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 07/05/2024 tarih ve 2022/839 Esas-2024/450 Karar numaralı kararı ile yargılama yapılarak sanığın eyleminin kül halinde tehdit suçunu oluşturduğu gerekçesi ile hakaret suçundan hüküm kurulmayarak, tehdit suçundan sanığın mahkumiyetine dair karar verildiği görülmekle, işbu dosyadaki ilgili belgelerin onaylı suretlerinin dosya içine alınarak mükerrer yargılama bulunup bulunmadığı tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmesi yasaya aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Değişen suç vasfı itibarıyla sanığın üzerine atılı "dolandırıcılık" suçunun ve sanığın üzerine atılı "hakaret" suçunun Kanundaki cezalarının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 02/04/2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet Savcısı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
04.11.2025 tarihinde karar verildi.