T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1225
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/10/2020
NUMARASI : 2019/733 Esas - 2020/629 Karar
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile birlikte dava dışı ... ..Ltd Şti’nin ortağı olduğunu, şirketin ondan fazla aracı bulunduğunu, araçların bir çoğunun müvekkilinin izni alınmadan satıldığını, bu durumun halen devam ediyor olabileceğini, davalı şirket müdürünün uyuşturucu suçundan tutuklandığını ve soruşturmanın devam ettiğini, şirkete ait üç aracın suça konu eyleme katıldığından dolayı parka çekildiğini, şirketin işlerinin atıl kaldığını, şirketin işlerinin yürütülmesi için müvekkili şirket ortağının müdür olarak atanması gerektiğini belirterek davalının şirket müdürlüğünden azline, şirketi temsil ve ilzam için müvekkilinin müdür olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davacı ile müvekkilinin dava dışı şirkette yarı yarıya ortak olduklarını, şirketin 11 adet aracı bulunduğunu, bunlardan 4 tanesinin şirkette çalışanlara ait olduğunu, bunların araçları kullanılarak karşılığında ücret ödendiğini, müvekkili hakkında anılan suçlamanın bulunduğunun doğru olduğunu, ancak kesinleşmediğini, şirketin işlerinin küçük çaplı olması nedeniyle devam edebileceğini, kayyım atanması koşullarının bulunmadığını, müvekkilinin kendisinin veya vereceği vekaletle şirket faaliyetlerinin devamını sağlayabileceğini, araçların kredi ile satın alındığını, bu süreçte bazı araçların satılması, bazısının ise sahiplerine iadesi gerektiğini, bunun da davacının rızasıyla yapılacağını belirterek araçlar üzerindeki ihtiyati tedbir kararlarının tamamen veya kısmen kaldırılmasına, kayyım atama kararından dönülmesine, aksi halde tarafsız üçüncü kişinin kayyım olarak atanmasına, azil talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; şirket müdürü olan davalının tutuklu olduğu ve hakkında kamu davası açıldığı, şirkete ait üç aracın suça konu eyleme katıldığından dolayı parka çekildiği, bu şartlarda davalı şirket müdürünün şirketin yönetim işlerini yürütmesinin kendisinden beklenemeyeceği gibi, ceza kovuşturmasının sonucuna göre şirket müdürünün şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal edebileceği, mevcut durumda dahi TTK 630/3. maddesi gereğince davalı müdürün azli için haklı sebeplerin gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, davacı ortak şirket müdürü olarak atanmayı talep etmişse de, davalı mevcut müdürün rızasının da bulunmadığı nazara alındığında her iki ortağın ve şirketin ortak menfaatlerinin korunması açısından kayyım atanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı ...’in ... Ltd Şti’nin müdürlük görevinden azline, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalının müdürü olduğu şirketteki temsil ve yönetim yetkisinin 28/10/2020 saat 12:33 itibariyle ihtiyati tedbir yolu ile kaldırılmasına ve mali müşavir ...'nin bu şirkete yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; şirkete dışarıdan kayyım atanmasının yerinde olmadığını, şirketin bir geliri bulunmadığını, kayyımın şirketi yönetmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin kayyım için ödeme yapabilecek gelire sahip olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yetkilendirilmesi gerektiğini, aksi takdirde ...'ın kayyım atanabileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava,
TTK 630/2-3 maddesine dayalı açılmış limited şirket müdürünün azli ve şirkete yönetici kayyım atanması istemine ilişkindir.Davacı ile davalının yarı yarıya ortağı olduğu şirkette davalının 14/07/2042 tarihine kadar şirket müdürü olarak seçildiği, davalının uyuşturucu ve uyarıcı madde imal etme suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verildiği ve aynı suçtan dolayı ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunduğu anlaşılmakta olup şirket müdürünün şirketin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi nedeniyle TTK 630/3. maddesi gereğince davalı müdürün azli için haklı sebeplerin gerçekleştiği kabul edilerek davalının müdürlükten azline, davalının yönetim ve temsil yetkisinin tedbir yolu ile kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına karar verilmiştir.Hükme karşı davacı, şirketin temsil ve yönetiminin kendisine verilmesi, şirket müdürü olarak kendisinin atanması ya da kayyım olarak ... isimli kişinin görevlendirilmesi gerektiğinden bahisle istinaf yoluna başvurmuştur.
TTK'nın 616/b maddesi uyarınca şirket müdürünün seçimi genel kurulun devredilemeyen yetkileri arasındadır. Mahkemenin şirket müdürünün azli kararının kesinleşmesi halinde, şirket genel kurulunun şirket müdürünü seçmesi, organlarını tamamlaması gerekmektedir. Mahkemece kararla birlikte şirket müdürünün yetkisi ihtiyati tedbir yolu ile kaldırıldığından, şirkete yönetim kayyımı atanması kararı ihtiyati tedbir mahiyetindedir ve kararda aksi belirtilmediğinden karar kesinleşinceye kadar geçerlidir. Davacı, şirkete kendisinin müdür olarak atanmasını talep etmiş ise de anılan düzenleme uyarınca mahkemenin genel kurulun yerine geçerek şirkete müdür ataması yapması mümkün değildir. Diğer taraftan ortaklar arasındaki hak ve menfaat dengesi ve şirketin mefaatinin korunması için ortaklardan biri ya da ortaklardan birinin gösterdiği başka bir kişi yerine mahkemece re'sen kayyım seçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026