Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2025/1978 E.  ,  2025/6742 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/692 E., 2025/137 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/678 E., 2024/102 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar Hazine vekili ve Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 2513 parsel sayılı 3.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 28... parsel numarasıyla 2.224,95 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 2374 parsel sayılı 7.625,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 1 28... parsel numarasıyla 9.204,80 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

2.Davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda adına kayıtlı bulunan ... ili ... ilçesi ... köyü eski 2513 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalıya ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmişti. II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dahili davalı olarak dosyaya katılmalarına muvafakatlerinin olmadığını, iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "... bölge adliye mahkemesinin kaldırma ilamı doğrultusunda mahallinde yeniden keşif icra edildiği, belirtilen hususlarda rapor tanzimi maksadıyla dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişilerce; davaya konu taşınmazda tesis kadastro çalışmaları sırasında sınırlandırma hatası yapıldığı, dosyada yer alan hava fotoğrafları incelendiğinde krokide (A) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmazın yine davacının maliki olduğu 1 28... parsel sayılı taşınmaz ile birlikte tek bir taşınmazmış gibi kullanıldığı, yine hava fotoğrafları ve ortofotolardan taşınmazın 1966 yılından bu yana sınırlarında herhangi bir daralma veyahut genişleme olmadığı, sınırlarının kadimden beri belirli olduğunun anlaşıldığı, öte yandan taşınmazın 1. sınıf (kuru) mutlak tarım arazisi olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan yerlerden olduğunun mütalâ edildiği, keşif mahallinde dinlenilen gerek tespit bilirkişileri, gerekse de mahalli bilirkişiler tarafından, davaya konu (A) harfi gösterilen taşınmazın davacıya atadan kaldığı ve sınırlarının davacının dedesi zamanından bu yana sabit olduğu, yalnızca (A) harfi ile gösterilen alanın sonradan çitlerle çevrildiği fakat bu alanın da esasen davacının mülkiyetinde olduğunu beyan ettiği ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu 1 28... parsel sayılı taşınmaz içerisinde 18.12.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.331,19 metrekarelik alanın bu parsel içerisinden çıkartılmasıyla belirtilen alanın tapu kaydının iptaline, (A) harfi ile gösterilen 2.331,19 metrekarelik alanın dava konusu 1 28... parsel sayılı taşınmaza eklenmesiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine vekili ve Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... teknik bilirkişiler tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftası ile dosyaya getirtilen tesis kadastro tarihine en yakın olan 19 66... tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, hava fotoğraflarındaki arazi kullanımının hem ilk tesis kadastro paftası ile hem de yenileme paftası ile uyumlu olmadığı, 1966 yılında gösterilen sınırların sabit olduğu, yine 1973 yılında da aynı şekilde gözlemlendiği, ilk tesis kadastro paftasında kayıklık olduğu ve bu kayıklıkla birlikte sınırlandırma hatasının mevcut olduğu, yenileme çalışmaları ile taşınmazda kısmen değişiklik yapıldığı, ancak yenileme çalışmaları sonucunda belirlenen sınırlarla ilgili hata yapıldığı, bu hatanın hem ilk tesis kadastro çalışmalarında hem de yenileme çalışmalarında yapıldığı, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 1 28... parsel sayılı taşınmaz ile bütünlük arz ettiği, K3, K4, K5, K6, K7, K8, K9, K10, K11, K12 ve K ... numaralı noktaları bütünleyen sınırın 1 28... parsel sayılı taşınmaz ile sınırı olduğu bu sınırın 1966 yılından beri sabit olduğu, daralma ve bozulma olmadığı ve genişlemediği, yine aynı şekilde (A) harfi ile gösterilen kısmın batı sınırını çizen hat olan K ... numaralı noktaları bütünleyen sınırında aynı şekilde sabit nitelikte ve kadimden beri aynı şekilde kullanıldığı, zemindeki sabit sınırların 1966 yılından beri aynı şekilde kullanıldığı, bu durumda krokide (A) harfi ile gösterilen 2.331,19 metrekarelik kısmın davacıya ait 1 28... sayılı parsele ilave edilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden husumete ilişkin olumlu olumsuz karar verilmediğini, davanın mülkiyete ilişkin olmadığı bu nedenle İcra ve İflas Kanunu'nun 28. maddesi gereği Tapu Müdürlüğüne kararın gönderiminin hatalı olduğunu, davacının talebinden fazlasına karar verildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, dahili davalı olarak davaya dahil edilmelerinin usule aykırı olduğunu, keşifte dinlenenlerin yanlı beyanda bulunduğunu, jeodezi bilirkişisi ...'nın Kadastro Müdürlüğünde çalışması nedeniyle tarafsız rapor düzenlemediğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; husumete ilişkin olumlu olumsuz karar verilmediğini, davanın mülkiyete ilişkin olmadığını, bu nedenle İcra ve İflas Kanunu'nun 28. maddesi gereği Tapu Müdürlüğüne kararın gönderiminin hatalı olduğunu, davacının talebinden fazlasına karar verildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, çelişkili rapor ile hüküm kurulduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

2.İlk Derece Mahkemesince, tesis kadastrosu tarihine en yakın olan 19 66... tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, hava fotoğraflarındaki arazi kullanımının hem ilk tesis kadastro paftası ile hem de yenileme paftası ile uyumlu olmadığı, 1966 yılında gösterilen sınırların sabit olduğu, yine 1973 yılında da aynı şekilde gözlemlendiği, ilk tesis kadastro paftasında kayıklık olduğu ve bu kayıklıkla birlikte sınırlandırma hatasının mevcut olduğu, yenileme çalışmaları ile taşınmazda kısmen değişiklik yapıldığı, ancak yenileme çalışmaları sonucunda belirlenen sınırlarla ilgili hata yapıldığı, bu hatanın hem ilk tesis kadastro çalışmalarında hem de yenileme çalışmalarında yapıldığı, krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın 1 28... parsel sayılı taşınmaz ile bütünlük arz ettiği, K3, K4, K5, K6, K7, K8, K9, K10, K11, K12 ve K ... numaralı noktaları bütünleyen sınırın 1 28... parsel sayılı taşınmaz ile sınırı olduğu bu sınırın 1966 yılından beri sabit olduğu, daralma ve bozulma olmadığı ve genişlemediği, yine aynı şekilde (A) harfi ile gösterilen kısmın batı sınırını çizen hat olan K ... numaralı noktaları bütünleyen sınırında aynı şekilde sabit nitelikte ve kadimden beri aynı şekilde kullanıldığı, zemindeki sabit sınırların 1966 yılından beri aynı şekilde kullanıldığı, bu durumda krokide (A) harfi ile gösterilen 2.331,19 metrekarelik kısmın davacıya ait 1 28... sayılı parsele ilave edilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen 18.12.2023 tarihli teknik bilirkişi kurulu raporunun içeriğinde, "... bahse konu hava fotoğraflarındaki arazi kullanımının hem ilk tesis kadastro paftası ile hem de yenileme paftası ile uyumlu olmadığı tespit edilmiştir.

Davacıya ait olan 1 28... parsel sayılı taşınmazın sınırlarının 1966 yılından günümüze kadar olan geçirmiş olduğu süreçte sınırlarında daralma genişleme söz konusu olmadığı, arazinin 1966 yılından beri kullanım durumuna bakıldığında davacının göstermiş olduğu sınırlar ile bire bir uyumlu olduğu 1966 yılında da davacının göstermiş olduğu şekliyle kullanıldığı sınırlarının sabit olduğu, yine 1973 yılında da aynı şekilde gözlemlenmiştir ..." açıklamalarına yer verilmiş ise de, bilirkişilerce bildirilen bu durum, fiili kullanım sınırına ilişkin olup uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği kuşkusuzdur.

Ayrıca, davacı ... dava dilekçesinin içeriğinde, dava konusu taşınmazı 1981 - 1982 yıllarında duvarla çevirdiğini, o yıllarda taşımaza ağaç diktiğini belirtmiş olup, buna göre dava konusu taşınmazın taş duvarla çevirme işleminin ve üzerine ağaç dikme işleminin kadastro tespitinin yapıldığı 1975 yılından sonra 1981 - 1982 yılında davacı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, davacı ... dava dilekçesinde, "... kadastro sınırlarımı belirtip 3.900,00 metrekare alanı bize teslim etmiştir. Biz de 1981 - 1982 yıllarında duvarla çevirdik, ağaç dikimi yaptık, benim kayıp alanımın düzeltilmesini ... Tapumun eski dönümüne getirilmesini talep ederim" ifadelerine yer vermek suretiyle dava konusu taşınmazın tesis kadastrosundaki eski hali olan 3.900,00 metrekare yüzölçümüne geri dönülmesini talep etmiş, ancak İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın talebinden fazlası olan teknik bilirkişi kurulu raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.331,19 metrekarenin dava konusu taşınmaza eklenmesine karar verilerek, dava konusu taşınmazın toplam yüzölçümü 4.556,14 metrekareye çıkartılmıştır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın taş duvarla çevirme ve üzerine ağaç dikme işleminin kadastro tespitinin yapıldığı 1975 yılından sonra 1981 - 1982 yılında davacı tarafından yapıldığı, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığı ve fiili kullanım durumuna değer verilemeyeceği gözetilerek, teknik belgelerinde bir hata yok ise, tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınacağı ve davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu talep sonucundan fazlasına ilişkin hüküm kurulamayacağı dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog