Esas No
E. 2024/404
Karar No
K. 2025/629
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/404 Esas
KARAR NO: 2025/629
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/05/2024
KARAR TARİHİ: 26/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin benzin istasyon marketlerine malzeme ve ürün tedariki işini yaptığını, davalı yanın da "... Mah.... Bornova İzmir" adresinde bulunan "... İSTASYONU"nu ve marketini işletmekte olduğunu, bu marketine de müvekkili şirketten malzeme ve ürün satın almakta olduğunu, taraflar arasında 2020 yılından beri süregelen bir ticari ilişki bulunduğu, bu ticari ilişki 2022 yılı sonlarına kadar sorunsuz bir şekilde devam ettiğini, ancak 2022 yılı sonlarına doğru müvekkili tarafından satılan malların bedellerinin davalı tarafından ödenmemeye başladığı, ödeme yapılmayınca müvekkili şirket tarafından borçlu ile iletişime geçilip ödemelerin yapılması birçok kez talep edilmesine rağmen davalı taraf ödeme yapmayınca bu sefer, müvekkilinin davalıdan olan alacaklarının tahsili amacıyla davalı borçlu hakkında İzmir... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasından fatura ve cari hesaba dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin borçlu şirkete 02.02.2024 tarihinde tebliğ edildiğini ve borçlu şirketin vekilinin vermiş olduğu borca itiraz dilekçesi ile müvekkiline herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında, davalı Şirketin müvekkilime 14.904,98-TL borçlu olduğu gözüktüğünü, müvekkili firma davalı ile olan ticari iş ilişkisi içerisinde davalıya satmış olduğu mallara istinaden satış faturaları düzenlediğini, bu faturaların davalı yana e-fatura ile tebliğ edildiğini, davalı tarafından iş bu faturalara karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki süresince kesilen faturalar ve davalı tarafından yapılmış olan ödemelerin de cari hesap ekstresinde gözükmekte olduğunu, davalı şirketin müvekkiline 14.904,98-TL tutarında borçlu olduğundan bahisle, davanın kabulü ile; davalı borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki haksız itirazının iptaline, takibin 14.904,98-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren bu asıl alacağa işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte devamına; davalı-borçlunun alacağı ödemeye mahküm edilmesine, haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamına, kötü niyetli ve haksız davalı- borçlunun, alacağın %20'sindan aşağı olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından işletilen marketin akaryakıt istasyonu içerisinde olduğunu... Anonim Şirketinin standartlarına göre ultra market olarak faaliyet gösterdiğini, ultra market faaliyetleri kapsamında ve yine...Anonim Şirketinin davacı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile olan anlaşması çerçevesinde market raflarında davacının mallarının satışa sunulduğunu, satış yapılan dönemde davacıya tüm ödemelerin eksiksiz yapıldığını, müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle, davanı... Anonim Şirketine ihbarına haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine, lehimine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

1.İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,

2.İzmir ...icra Dairesini...Esas sayılı dosyası,

3.Davacı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları,

4.Davalı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları,

5.Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin BA/BS formları,

6.Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin BA/BS formları,

7.Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,

8.Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,

9.Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/04/2025 havale tarihli raporu,

10.Davacı vekilinin 10/06/2025 havale tarihli ıslah dilekçesi

11.Sair deliller. DAVA KONUSU :

Açılan dava, taraflar arasındaki benzin istasyonu malzeme ve ürün alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan malzeme ve ürünler sebebiyle davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).

İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.

İzmir... İcra Dairesinin...sas sayılı icra dosyasının incelenmesinde, alacaklının... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun davalı... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin 14.904,89-TL fatura alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.

Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir. 24/10/2024 tarihli duruşma tutanağının 8 numaralı ara kararında,

Davacı vekilinin dava dilekçesinde münhasıran davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayandıklarını beyan ettiği anlaşılmakla, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere süre verilmesine yer ve gerek olmadığına karar verilmiştir. 24/10/2024 tarihli duruşma tutanağının 9 numaralı ara kararında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içinde davalı vekilince davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin mahkememize sunulmaması veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerin mahkememize bildirilmemesi durumunda, söz konusu ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davalı vekili davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmiştir.

Gerekli bilgi ve belgelerin temini akabinde dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap ekstresi, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ait BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ait BA/BS formları,... Anonim Şirketi ile... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile imzalanan tüm sözleşmeler ve ekleri, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki benzin istasyonu malzeme ve ürün alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan malzeme ve ürünler sebebiyle davalı şirket adına düzenlenen faturalarda yer alan ürünlerin davalı şirkete teslim edilip edilmediği, edilmiş ise teslim edilen ürün bedelinin ne kadar olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete ne kadar ödeme yapıldığı, ... Anonim Şirketi ile ...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ile imzalanan tüm sözleşmeler ve ekleri gözetildiğinde davalı şirketin bayilik sözleşmesi çerçevesinde uyguladığı konseptin ve tabi olduğu kategorinin ne olduğu, davalı şirketin davacı şirketten ürün ve mal alımının hangi tarih itibarıyla durdurduğu, neticeten faturalar ve cari hesap ekstresinden kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var ise ne kadar alacaklı olduğu, icra takibinde işletilen faiz oran ve miktarının usul ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş olup, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 09/04/2025 havale tarihli raporunda sonuç olarak; davalı ... Limited Şirketinin Kanuni Defter kayıtlarına göre, 29.01.2024 takip tarihi itibarıyla davacı ... borcunun bulunmadığını mütalaa etmiştir.

Davacı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 08/04/2025 havale tarihli raporuna karşı itirazlarının, davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak münhasıran davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere dayandıklarını beyan ettiği, ayrıca taraflar arasındaki uyuşmazlıkların 2022 yılı sonu itibarıyla başladığını bildirdiği, davalı şirkete ait 2022, 2023 ve 2024 yılına ait ticari defter ve belgelerin incelendiği anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin 10/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı alacak davası olarak ıslah ettiklerini bildirdiği görülmekle, davacı vekilinin ıslah dilekçesi doğrultusunda davaya alacak davası olarak devam olunmuştur.

Davacı vekilince ıslah dilekçesi ile birlikte davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmış ise de, ıslah yoluyla sunulan dava dilekçesinde, davalı şirkete satıldığı iddia edilen malzemelere yönelik olarak sevk irsaliyesi düzenlendiğinin iddia edilmediği gibi, malların teslim edildiğini gösterir herhangi belgenin de mahkememize sunulmadığı, ıslahtan önce davacı vekilince münhasıran davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılması çerçevesinde davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde davalı şirketin davacı şirkete borçlu olmadığının tespit edildiği, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde, her zaman tek taraflı olarak düzenlenme imkanı bulunan fatura veya alacak verisine rastlanılmasının yargılamaya herhangi bir etkisinin bulunmayacağı anlaşılmakla, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin incelenmesine yer ve gerek olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında “kanıtlama, tanıtlama” olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara 2021, Cilt I, s. 595). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187/1. maddesi; ''İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; kendisine hukukî sonuç bağlanmış olaylar şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.

Diğer taraftan hâkim kural olarak, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup; ''İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.'' şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir Bu hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde yer alan: ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." ifadesine paralel olarak düzenlenmiştir.

Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davacı şirketin davalı şirkete sattığı malzemelerden kaynaklı olarak davalı şirketten alacaklı olduğu iddia edildiğine göre, ispat yükünün davacı taraf üzerinde bulunduğu ve malzemelerin teslim edildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamakta olup, davalı vekilinin cevap dilekçesinde satın alınan malzemelere ilişkin bedellerinin ödendiği iddiası açısından ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan malzeme bedellerinin davalı şirket tarafından kredi kartı ve nakit olarak ödendiğinin davalı şirket tarafından ispatlandığı tespit olunmakla, bu doğrultuda hüküm kurma yoluna gidilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225. maddesinde; ''Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 226. maddesinde ise; ''Aşağıdaki hususlar yemine konu olamaz:

a)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar,

b)Bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller,

c)Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar.'' düzenlemesine yer verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 227. maddesinde de; ''Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.'' şeklinde hüküm bulunmaktadır. Yemine davet hususu ise, Kanunun 228. maddesinde; ''Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.

Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 229. maddesinde; ''Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.'' düzenlemesi ile yemin etmemenin sonuçlarına yer verilmiştir.

Davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görülmekle, 26/06/2025 tarihli duruşmada davacı vekiline dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış oldukları hatırlatılarak, yemin deliline başvurup başvurmayacakları hususunda sorulmakla, davacı vekili yemin teklifinde bulunmayacaklarını beyan etmiştir.

Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait şirketi temsil ve imzaya yetkili şahısları da gösterir ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2022-2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 09/04/2025 havale tarihli raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki benzin istasyonu malzeme ve ürün alım satım ilişkisine binaen bulunan ticari ilişki çerçevesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan malzeme ve ürünler sebebiyle davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin 14.904,89-TL fatura alacağı, olmak üzere toplam 14.904,89-TL toplam alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların 2022 yılı sonu itibarıyla başladığını bildirdiği, davalı şirkete ait 2022, 2023 ve 2024 yılına ait ticari defter ve belgelerin incelendiği, davacı şirket tarafından davalı şirkete satılan malzeme bedellerinin davalı şirket tarafından kredi kartı ve nakit olarak ödendiğinin davalı şirket tarafından ispatlandığı, davacı vekilince ıslah dilekçesi ile birlikte davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmış ise de, ıslah yoluyla sunulan dava dilekçesinde, davalı şirkete satıldığı iddia edilen malzemelere yönelik olarak sevk irsaliyesi düzenlendiğinin iddia edilmediği gibi, malların teslim edildiğini gösterir herhangi belgenin de mahkememize sunulmadığı, ıslahtan önce davacı vekilince münhasıran davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılması çerçevesinde davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde davalı şirketin davacı şirkete borçlu olmadığının tespit edildiği, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde, her zaman tek taraflı olarak düzenlenme imkanı bulunan fatura veya alacak verisine rastlanılmasının yargılamaya herhangi bir etkisinin bulunmayacağı, belirtilen gerekçeler dahilinde davacı tarafın davasını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlayamadığı, aksine satın alınan malzeme bedellerinin ödendiğinin davalı tarafça usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlandığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Açılan davanın REDDİNE,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,

4.Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 14.904,98-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/06/2025 Katip... E imza Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog