7. Hukuk Dairesi 2025/1756 E. , 2025/5414 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: .... Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kardeşi olan ...'ın 05.11.2018 tarihinde öldüğünü, ...'ın .... Noterliğinde düzenlenen 16.05.2018 tarihli ve ... yevmiye No.lu vasiyetname yaptığını, mirasbırakanın taşınmazlarını, bankalarda bulunan parasını ve otomobilini davalı Derneğe bıraktığının görüldüğünü, vasiyetnamenin öncelikle şekil eksikliği nedeniyle iptali gerektiğini, vasiyetnamede tanıklık yapan ...'in mirasbırakan ... ile 1980 tarihinden beri imam nikahı ile karı koca gibi yaşadıklarını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 536. maddesinde "eş" ifadesi kullanılarak, eş kavramının imam nikahını da kapsar şekilde geniş tutulduğunu, bu nedenle de eşlerin tanık olamayacağının kanunla düzenlendiğini, yine vasiyetnamede tanık olan ...'in maddi ve manevi baskı uygulayarak mirasbırakan ...'ın iradesini sakatladığını, mirasbırakanın hastalığından dolayı fiil ehliyetinin tam olmadığını beyanla vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın avukatından da aldığı hukuki yardımla, .... Noterliği 16.05.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetname ile davalı lehine vasiyette bulunduğunu, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın vasiyetname düzenlemeye ehil olduğuna dair rapor alındığını, somut olayda vasiyetnamenin iptalini gerektirir hiçbir maddi veya hukuki olayın olmadığını, ayrıca imam nikahı 4721 sayılı Kanun'da kabul edilen bir nikah türü olmadığından medeni kanundaki "eş kavramı" ile ilişkilendirilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararda özetle; Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporda ...’ın vasiyetname tarihi olan 16.05.2018 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun tespit edildiği, 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesindeki düzenlemede resmî nikahlı eş'in kastedildiği, murisin iradesini sakatlayan herhangi bir delilin dosyada bulunmadığı, tanık beyanlarının bu hususta yeterli olmadığı, vasiyetnamenin iptalini gerektirir somut bir durum ve delil tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1.Vasiyetname tanığı olan ...’in murisin imam nikahlı eşi olduğunu, eşlerin vasiyetname tanığı olamayacağının 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinde düzenlendiğini, eş kavramının geniş yorumlanması gerektiğini, bu nedenle vasiyetnamenin şekil şartlarına haiz olmadığını,
2.Vasiyetnamenin imam nikahlı eş ...’ın baskıları sonucu yapıldığını, mirasbırakanın iradesini yansıtmadığını,
3.Mirasbırakanın vasiyetname düzenlenmesinden kısa bir süre sonra öldüğünü, dolayısıyla düzenleme tarihinde bir çok hastalığının bulunduğu sabit olmasına rağmen akıl sağlığının yerinde olduğuna dair Adli Tıp Kurumundan alınan rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, bu nedenle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;
vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.