Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

8. Hukuk Dairesi         2025/2253 E.  ,  2025/6915 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2020/9 E., 2024/104 K

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 120 parsel sayılı 4.375,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 15... parsel numarasıyla ve 3.975,31 m² yüzölçümlü olarak, eski 117 parsel sayılı 4.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 15... parsel numarasıyla ve 3.674,57 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

2.Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde kadastro yenileme çalışmalarında bilirkişi ve parsel maliklerinin beyanları dikkate alınmadan tespit yapıldığını, mülkiyeti adına kayıtlı olan (eski 1 17... parsel) 1 15... ve 10 parsel sayılı taşınmazlardaki gerçek sınırlarının dikkate alınmadığını, yenileme kadastrosu çalışmasında hesaplanan tapu yüzölçümü miktarları arasında farkların oluştuğunu, zemindeki gerçek sınırların dikkate alınmadığını, davalı idarece yapılan yenileme tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''dava konusu taşınmazlardan eski 117, yeni 1 15... numaralı parselin alan kaybının bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, doğu sınırının sabit sınır değil geçerli sınır olarak geçtiğini, dereye kadar olan 463,002 m² alanın davaya konu taşınmaz sınırına dahil edilebilir niteliğe sahip olmadığını, kuzey sınırının uygulama kadastrosu tutanaklarında sabit sınır olarak geçtiğini, 158,894 m² alanın davaya konu taşınmaz sınırına mülkiyeti ..., ..., ... ve ... adlı kişilere ait olan 6 numaralı parselden alınarak dahil edilebilir niteliğe sahip olduğunu, dava konusu eski 117 parsel yeni 1 15... numaralı parselin 22/2-a sonrası 158,894 m² kayıp alanının olduğunu, bu alanın dava konusu taşınmaza eklenerek son durumda 3.833,464 m² alana sahip olduğunu, dava konusu taşınmazlardan eski 120 numaralı parsel yeni 1 15... numaralı parselin güney sınırı, doğu ve batı sınırı kadastro tutanaklarında sabit sınır olarak geçtiğini, alan kaybına neden olacak bir farklılığa sebebiyet vermediğini, dava konusu parselin kuzey sınırının uygulama kadastrosu tutanaklarında sabit sınır olarak geçtiğini, 151,308 m² alanın davaya konu taşınmaz sınırına mülkiyeti ... adlı kişiye ait olan 5 numaralı parselden alınarak dahil edilebilir niteliğe sahip olduğunu, dava konusu parselin tesis kadastrosunda 4.000,00 m² olarak tescil edilmiş ise de; uygulama kadastrosu ile 3.674,57 m² olarak beyan edildiğini, uygulama kadastrosu ile yapılan işlemin kısmen doğru olduğunu, dava konusu parselin doğu sınırının geçerli sınır olduğunu, (A) harfi ile gösterilen 463,002 m² alanın dava konusu taşınmaz sınırına dahil edilebilir niteliğe sahip olmadığını, kuzey sınırının sabit sınır olarak geçtiğini, (B) harfi ile gösterilen 158,894 m² alanın davaya konu taşınmaz sınırına ..., ..., ... ve ... adlı kişilere ait 6 numaralı parselden alınarak dahil edilebilir nitelikte olduğunu, son durumda 1 15... parsel için 22/2-a uygulama kadastrosu sonrası için 151,308 m² alan kaybının olduğu ve uygulama kadastrosundan önceki 3.975,31 m²lik alana kayıp alanın eklenmesiyle son durumda dava konusu parselin düzeltilmiş alanının 4.126,618 m² olarak tespiti ile; dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü sınırlarında eski 117 parsel, yeni 1 15... parsel sayılı taşınmazla ilgili kadastro müdürlüğünce düzenlenen uygulama tespitinin iptaline, harita mühendisi fen bilirkişileri tarafından tanzim edilen 30.05.2016 havale tarihli raporda (B) harfiyle gösterilen 158,894 m²lik alanın dava konusu parsele eklenerek toplamda 3.833,464 m² olarak tapuya tesciline, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü sınırlarında eski 120 parsel, yeni 1 15... parsel sayılı taşınmazla ilgili kadastro müdürlüğünce düzenlenen uygulama tespitinin iptaline, harita mühendisi fen bilirkişileri tarafından tanzim edilen 30.05.2016 havale tarihli raporda (C) harfiyle gösterilen 151,308 m² alanın dava konusu parsele eklenerek toplamda 4.126,618 m² olarak tapuya tesciline'' gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporlarında uyuşmazlık konusu taşınmazın kesin bir tespitinin yapılamadığını, yaklaşık ve muğlak ifadelerle olasılıklar üzerinden bir değerlendirmenin esas alındığını, bilirkişi raporlarında eski dere yatağını taşınmaza ekleme yapmanın hayatın olağan akışına ters olduğunu, derenin ilk tesis kadastrosu zamanında var olması ve zamanla derenin alüvyal taşınma ve benzeri dış kuvvet oluşumlarıyla dere vasfını kaybederek ve yeni bir toprak oluşumunun vuku bulmasının davacıya bu yeni oluşan toprak üzerinde hak sağlamayacağını beyan ederek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;

3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

Dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125. maddesinde de dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 125/1.maddesi; yargılama devam ederken davalı, dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde; davacı taraf seçim hakkını kullanarak, dilerse temlik eden ile olan davasından vazgeçerek davaya devralan kişiye karşı devam edebileceği, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebileceği hükmünü içermektedir. Bu durum kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi zorunlu bulunan usul kuralı olup, Mahkemece davacı yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır. Somut olaya gelince; davanın 17.07.2014 tarihinde açıldığı, dava konusu taşınmaza komşu taşınmaz olan 1 15... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı iken 05.01.2023 tarihinde dava dışı ...'a satış suretiyle temlik edildiği, kayıt malikinin değiştiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; davacı yana, 6100 sayılı Kanun'un 125/1. maddesi uyarınca seçimlik hakkı hatırlatılmak suretiyle önceki bozma ve taraf teşkili hususu tamamlandıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonuca göre, işin esası hakkında bir hüküm verilmesi gerekir. Bu nedenlerle, açıklanan yönde işlem ve inceleme yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiş olup, 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca da kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve dava konusu taşınmazın tamamı hakkında sicil oluşturmaya elverişli bir karar vermek zorundadır. Aksi hal, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur. Hangi parselden yüzölçümü miktarı belirtilerek iptalin açıkça yazılmaması, iptal edilen parselle ilgili de yüzölçümünün açıkça yazılmamış olması nedeniyle hükmün infazında tereddüt hasıl olacağı dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

V. KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog