Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/1989 E. , 2024/5930 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
2.... Derneği
3.... Derneği
4.... Derneği
5.... Derneği
6.... Odası
7....... Derneği
8.... Derneği
9.... Derneği
10.... Odası
2.... Bakanlığı
3.... Kurumu
2.... Üretim A.Ş.
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Türkiye'de işletmede olan otuz (30) kömürlü termik santralin üretim lisanslarının iptal edilerek kapatılması ile henüz işletmeye alınmamış yedi (7) termik santralin üretim lisansları ile projelerinin iptali istemiyle yapılan başvurunun, Çelikler Orhaneli Tunçbilek Elektrik Üretim A.Ş.'ye ait ... lisans numaralı Bursa Orhaneli Termik Santrali yönünden cevap verilmemek suretiyle (zımnen) reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu santralin, gerekli süreçleri takip ederek usulüne uygun olarak lisans aldığı ve ilgili lisans kapsamında denetimlerinin idarelerce gerçekleştirildiği, dava dilekçesinde termik santral (Üretim Lisansı, ÇED Olumlu Kararı, ÇED Gerekli Değildir Kararı ve Çevre İzin ve Lisans Belgesi) özelinde bir verinin yer almadığı, söz konusu belgeler hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde bir aykırılık iddiasında bulunulmadığı, termik santrallerin neden olduğu partikül madde kirliliğinin yoğun olduğu yerlerde Covid 19 vakalarının ve ölümlerinin daha fazla olduğundan bahisle, işletmede olan 30 kömürlü termik santralin üretim lisanslarının iptal edilerek kapatılması ile henüz işletmeye alınmamış 7 termik santralin üretim lisansları ile projelerinin iptali istemiyle Cumhurbaşkanlığına başvurulmuş ise de, dava konusu termik santralin üretim lisansının iptal yetkisinin 4628 ve 6446 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, açıkça Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna ait olduğu, termik santral üretim lisanslarının iptalinin 6446 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebileceği, yine 6446 sayılı Kanun'un "Yaptırımlar ve yaptırımların uygulanmasında usul" başlıklı 16. maddesinde düzenlenen hallerin gerçekleşmesi durumda üretim lisanslarının iptal edilebileceği, her ne kadar davacılar tarafından; termik santrallerin, iklim değişikliklerine neden olduğu, termik santraller tarafından doğaya salınan partikül madde kirliliğinin Covid 19 vakalarında ve ölüm oranlarında artışlara neden olduğu, halkın yaşam hakkının sağlanabilmesi için bütün kömürlü termik santrallerin kapatılması gerektiği, kömürlü termik santrallerin kapatılmasının enerji açığı ortaya çıkarmayacağı, keza yayımlanan istatistik verilerine bakıldığında ülkemizde enerji fazlasının bulunduğu, yine Covid 19 ve buna benzer başkaca bulaşıcı hastalıkların ilerleyen süreçlerde insan yaşamına daha fazla zarar vermemesi açısından termik santrallerin kapatılması gerektiği, enerji açığının yenilenebilir enerji kaynaklarından da karşılanabileceği, termik santrallerin bulunduğu alanlarda ölümcül kanser hastalıklarının daha fazla görüldüğü, termik santrallerin iklim değişikliği ve bulaşıcı hastalıkların artmasında ve sonuçları itibarıyla ölümcül olmasındaki etkilerine yönelik bilimsel çalışmaların bulunduğu, verilen ÇED olumlu raporlarının ya da ÇED gerekli değildir raporlarının gerçeğe aykırı olduğu, olumsuz etkileri mevcut olmasına karşın söz konusu olumlu ÇED raporlarının düzenlendiği, kömürlü termik santrallerin tüm ekosistem üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu, iklim değişikliğine yol açan termik santrallerin kapatılmaması halinde büyük mülteci akımlarının olacağı iddialarında bulunulmuş ise de, söz konusu iddiaların bir kısmının ÇED süreci içerisinde değerlendirildiği, ÇED süreci içerisinde hazırlanan raporlar ile dava konusu termik santralin olumsuz çevresel etkilerinin olmadığının tespiti ile ÇED olumlu raporlarının ya da ÇED gerekli değildir raporlarının verildiği, bu aşamada ÇED sürecinde değerlendirilmesi gereken hususlarının değerlendirme olanağı bulunmadığı, termik santrallerin sadece enerji üretimi amacıyla faaliyette bulunmadığı, aynı zamanda enerji güvenliğinin sağlanmasına yönelik olduğu, halihazırda enerji devamlılığının sağlanarak enerji güvenliğinin alınmasının başkaca bir enerji üretimiyle sağlanmasının da mümkün olmadığı, yine ilgili idareler tarafından termik santrallerin insanların yaşam hakkına yönelik herhangi bir müdahalede bulunup bulunulmadığının, çevre kirliliğine neden olup olmadığının, termik santrallerin bacalarından çıkan partikül maddelerin doğaya salınımını engellenmeye yönelik gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının sürekli ve belli periyotlarla denetlendiği, yapılan denetimler neticesinde olumsuz bir durumun olması halinde gerekli iş ve işlemlerin derhal tesis edildiği, başkaca bulaşıcı hastalıklara neden olacağının varsayımsal olduğu, somut bilgi ve belgelerle bu hususun desteklenmediği, ulusal ve küresel iklim değişikliklerinin yegane sebebinin termik santraller olduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirildiğinden davacıların bu iddialarına itibar edilmediği; bu durumda, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümleri birlikte incelendiğinde, davacılar tarafından ileri sürülen gerekçelerin dava konusu santralin üretim lisansının iptalini gerektirecek yasal bir sebep teşkil etmediği, davacıların dava konusu santrale ait üretim lisansına, ÇED raporuna ve Çevre İzin ve Lisans Belgesine karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleri çerçevesinde süresinde iptal davası açtıklarına veya lisansların dava neticesinde iptal edildiğine ilişkin bilgi ve belge de bulunmadığı, halihazırda bu belgelerin geçerli olduğu, yasal mevzuata uygun olarak alınan lisansların ve projelerinin soyut iddialar kapsamında iptal edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, dava ve istinaf dilekçelerinde yer alan hukuki ve bilimsel argümanlara yönelik gerekçe belirtilmeden karar verildiğinden gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, bu durumun hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlaline yol açtığı, resen araştırma ilkesi gereğince keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı, enerji arz güvenliğinin sağlanıp sağlanmayacağından ziyade işlemin anayasal yaşam hakkı ve kamu yararı taşıyıp taşımadığı noktasında incelenmesi gerektiği, milli güvenliği koruma görevi kapsamında Cumhurbaşkanlığının termik santralleri kapatma yetkisinin bulunduğu, Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmelerde güvenceye alınan temel hakların korunabilmesi için uluslararası iklim anlaşmaları gereğince termik santrallerin kapatılması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:Davalı ... ve... Bakanlığı ile davalılar yanında müdahiller tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. ... Kurumu tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi...... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3.Davacıların adli yardım istemi İdare Mahkemesince kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara ve müdahillere iadesine,
5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.