T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
Ankara Batı
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
KATİP
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin damacana ve pet şişe su sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte, taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda, davalı şirketin müvekkiline ait ürünleri satın alarak kendi faaliyet bölgesinde üçüncü kişilere satışını gerçekleştirdiğini, bu doğrultuda taraflar arasında alım – satım odaklı bir ticari ilişki kurulduğunu, ticari ilişki çerçevesinde tarafların yükümlülüklerini belirli bir süre boyunca gereği gibi ifa ettiklerini, ancak bir süreden sonra davalı tarafça fatura ve cari hesaba dayalı borç tutarlarının ödenmemeye başladığını, iyi niyetli yaklaşımlarından sonuç alınamayınca taraflarınca davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşamama ile sonuçlandığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesiyle karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... A.Ş. ile müvekkil ... Ltd. Şti. arasında içecek ürünlerinin satışı ve dağıtımı konusunda süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ilişki kapsamında tarafların bir hesap mutabakatına dayalı olarak çalıştığını, dönemsel olarak karşılıklı faturalar ve hesap ekstresi düzenlediklerini, nitekim en son 29.01.2025 tarihinde taraflar arasında bir hesap mutabakatı yapıldığını ve o tarihe kadarki karşılıklı alacak borç durumlarının dengelendiğini, bu tarihten sonraki ticari işlemlerde ise uyuşmazlıklar ortaya çıktığını, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın iddialarının temelinde, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 23.04.2025 tarihli .... numaralı iade faturası bulunduğunu, Müvekkili şirketin, ticari ilişki kapsamında davacı şirkete ait ürünlerin boş ambalajlarını (damacana) iade ettiğini ve bunun karşılığında iade faturası düzenlediğini, fatura bedeli 347.974,80 TL olup, 1.847 adet boş damacana için her biri 157,00 TL birim fiyat üzerinden hesaplandığını, Davacı şirketin 30.04.2025 tarihli bir ihtarname ile bu faturanın yalnızca küçük bir kısmını (yaklaşık 70.924,80 TL tutarındaki kısmını) kabul edeceğini, kalan 277.050 TL tutarındaki kısmına ise itiraz ettiğini bildirdiğini, Davacı, iddiasına dayanak olarak, söz konusu damacanaların “mavi” renkli (başka firmalara ait) ambalajlar olduğunu ve daha düşük bir birim fiyat (32,00 TL) üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürdüğünü, ne var ki davacının 157 TL yerine 32 TL birim fiyat uygulanması gerektiği yönündeki iddiasının hiçbir sözlü, yazılı veya hukuki dayanağa sahip olmadığını, iade faturasında uygulanan 157 TL’lik birim fiyatın, tarafların gerçek ticari ilişkisine ve resmi belgelere yansıyan önceki işlemlere uygun olduğunu, Nitekim müvekkili şirketin, geçmiş dönemde davacıdan aynı birim bedel (157 TL) üzerinden damacana temin ettiğini ve bu fiyatı ticari ilişki boyunca taraflarca fiilen uygulandığını, Davacının sonradan bu fiyatı tek taraflı olarak düşürme çabasının, gerçeğe aykırı ve ticari teamüle aykırı bir tutum olduğunu, Davacı şirketin haksız uygulamalarının yalnızca fiyat indirim talebiyle sınırlı olmadığını, Davacıya ait ürünlerin teslimi sırasında müvekkili şirkete ait boş paletlerin davacıya teslim edildiğini, her biri ortalama 500–700 TL maliyeti olan yaklaşık 120–150 adet paletin, davacı şirketçe teslim alındığı halde müvekkiline geri iade edilmediğini ve davacının bu şekilde haksız şekilde zenginleştiğini,. Müvekkil şirketin, 16.05.2025 tarihli ihtarnamesinde de paletlerin derhal ve eksiksiz iadesini veya bedellerinin nakden ve defaten ödenmesini talep etmiş, aksi halde tüm yasal yollara başvuracağını ihtar ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin itirazının TBK, TTK ve İİK’nın öngördüğü tüm şartlar bakımından haklı bir itiraz olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 12/01/2026 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava, cari hesap alacağına dayalı başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 28/03/2025 tarihli ödeme emri ile toplam 527.842,36 TL. alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 07/04/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 07/04/2025 tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 27/05/2025 tarihinde yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, icra takibine de konu ettiği cari hesaptan kaynaklanan toplam 527.842,36 TL bakiye alacağının davalı tarafından ödenmediğini iddia etmekte, davalı şirket ise takip dosyasına sunduğu dilekçeyle davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını savunmaktadır.
Taraflara ticari defter kayıtların dosyaya sunumu veya bulundukları yerin bildirilmesi için kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ticari defterlerinin bulundukları adres bildirilmiş, meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen davalı tarafça ticari defter ve kayıtlar dosyaya sunulmadığı gibi bulundukları yerle ilgili olarak da herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 12/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı taraf ticari defterlerinde davalıya göndermiş olduğu 29.01.2025 tarihli Cari Hesap Mutabakatı yazısında 25.01.2025 tarihi itibariyle -133.744,46 TL Borç/Alacak bakiyesi verdiğinde mutabık oldukları, dosyaya sunulan bilgi belgeler ve davacıya ait ticari defter kayıtlarında; Takip tarihi (28.03.2025) itibariyle davacı kayıtlarında yer alan... Alıcılar hesabında 527.843,24 TL (B) davalı taraftan alacaklı olarak göründüğü, .... Satıcılar hesabın takip tarihi itibariyle bakiye vermediği, davalı tarafa ait ticari defterler ibraz edilmediğinden incelemeye alınamamıştır. Davacı vekili tarafından 28.03.2025 tarihliAnkara Batı İcra Dairesinin ...
E. Sayılı takibin başlatıldığı, takip konusunun 527.842,36 TL.
olduğu, davacı vekilinin 22.08.2025 tarihli dava dilekçesinde talep edilen %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesi talebinin takdiri sayın mahkemede olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2025 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Davacı yan faturadan kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunu iddia etmiş, incelenen davacı yan defter ve kayıtları ile tarafların dosyaya kazandırılan Ba - Bs formlarındaki bildirimlerinin örtüştüğü görülmüştür. Davalı yanın Ba formuyla davacı adına uyuşmazlık dönemine ilişkin 5 adet fatura karşılığı mal alım bildiriminde bulunduğu tespit edilmiştir.
Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davalının, hayatın olağan akışına göre teslim almadığı faturaya konu mallara ilişkin bildirimde bulunmaması gerekmekte olup davalı tam tersine uyuşmazlık dönemine ilişkin davacı adına davacı kayıtları ile örtüşecek şekilde Ba formuyla vergi dairesine bildirimde bulunmuştur. Bu itibarla taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı ve mal teslimi yönündeki davacı iddiaları kanıtlanmıştır.
Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması:
TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..."şeklindedir.) Davacının hukuki ilişkiyi, malın teslimini ve alacağının varlığını kanıtlaması karşısında davalı yanın iddia edilip ispatlanmış bir ödeme savunması bulunmamaktadır.
Davacı tarafı ticari defterlerinde davalıya göndermiş olduğu 29/01/2025 tarihli cari hesap mutabakatı yazısında 25/01/2025 tarihi itibariyle 133.744,46 TL borç/alacak bakiyesi verdiğinde mutabık oldukları görüldüğünden, davacının kabulü doğrultusunda bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bu itibarla alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takip çıkışı olan 133.744,46 TL kadar alacaklı olduğu, davalının itirazının haksız olduğu ve iptalinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla davanın kısmen kabulüne, Ankara Batı İcra Dairesinin .... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 133.744,46 TL üzerinden devamına, alacak miktarı likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacak miktarının %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE ; Davalının, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin 133.744,46 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.133.744,46 TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3.Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 9.136,08 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.042,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.093,59 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 4.600,00 TL'nin, 2.244,17 TL sinin davalıdan, 2.355,83 TL sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 2.042,49 TL peşin harç, 615,00 TL başvuru harcı, 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.745,39 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından sarf edilen 6.500,00 TL bilirkişi ücreti, 301,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 6.801,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdir edilen 3.317,95 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/02/2026 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza