9. Hukuk Dairesi 2025/8006 E. , 2025/9605 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. İş Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirket ile ... Ticaret Odası arasında yapılan anlaşma uyarınca ... Ticaret Odası hizmet binasının güvenlik hizmetlerinin müvekkili Şirketçe yerine getirildiğini, sözleşme dönemi içerisinde ... Ticaret Odası tarafından sözleşme hükümlerine aykırı ve tek taraflı bir şekilde 29.08.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, projeye davalı Şirket tarafından özel güvenlik hizmeti verilmeye başlandığını, söz konusu projede müvekkili Şirket bünyesinde hizmet vermiş olan işçilerin de derhal işten ayrılmasının sağlanarak davalı Şirket bünyesinde istihdam edildiğini ve aynı işçilerin aynı proje ve lokasyonda hizmet vermeye devam ettiğini, bu durumun haksız rekabete ilişkin mevzuat hükümlerine ve ticari dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, davalı yeni işveren Şirketin söz konusu işçilerin bu davranışını öğrendikten sonra dahi çalıştırmaya devam ettiğini ileri sürerek, müvekkili Şirketten istifa ederek ayrılmış olan ve davalı yeni işveren nezdinde ... Ticaret Odasında hizmet vermeye devam eden işçilerin ihbar tazminatlarına tekabül eden tutarda maddi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının tazminat davasını 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 23. maddesine dayanarak açmış olduğundan iş mahkemelerinin görevli olduğunu, işçi ile eski işveren arasındaki sözleşmenin tarafı konumunda olmayan yeni işverenin birlikte sorumluluğunun ancak haksız veya usulsüz feshe bağlı olarak işçinin sorumluluğunun varlığı hâlinde ve buna bağlı olarak gündeme gelebileceğini, müvekkili Şirketin hiçbir işçiyi ayartması gibi bir durumun söz konusu olmadığını ve davacının haksız kazanç sağlamaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve dava dışı ... Ticaret Odası arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, 31.01.2022 tarihli işbu sözleşmenin 29.08.2022 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiği, bu şekilde davacı ile dava dışı ... Ticaret Odası arasında asıl işe yardımcı nitelikte bulunan güvenlik işinin başka Şirkete verilmesi suretiyle asıl işveren alt işveren ilişkisinin kurulduğu, davacı ile olan hizmet alım sözleşmesinin feshedilmesinin akabinde ise aynı ilişkinin davalı Şirket ile ... Ticaret Odası arasında kurularak asıl işverene güvenlik hizmetinin proje kapsamında davalı Şirket tarafından verilmeye başlandığı, bu süreçte davacı Şirket nezdinde çalışan bir kısım işçilerin davalı alt işveren nezdinde aynı projede çalışmaya devam ettikleri, böylelikle somut olayda davacı bünyesinde çalışan işçilerin 4857 sayılı Kanun'un 23. maddesi kapsamında "işi bırakıp başka bir işverenin işine girmesi" hâlinin söz konusu olmadığı, zira işyeri devri hükümleri uyarınca aynı asıl işveren nezdinde çalışmaya devam etmek isteyen işçilerin ihaleyi yeni alan davalı Şirket bünyesinde çalışmayı tercih ettikleri, bunun sonucunda somut olayda 4857 sayılı Kanun'un 23. maddesinin ya da haksız rekabet hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş mahkemeleri taraflar arasındaki işbu uyuşmazlıkta görevli değil ise de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2024/1732 Esas, 2024/1449 Karar sayılı kararı ile İzmir 6. Ticaret Mahkemesinin görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararına yönelik itirazların reddedilmiş olması nedeniyle olumsuz görev uyuşmazlığı oluşturulamayacağı için davanın esastan incelenmesi gerektiği, somut olayda işçinin bir işten ayrılması veya başka bir işveren yanında işe girmesi söz konusu olmadığından 4857 sayılı Kanun'un 23. maddesı anlamında tazminat şartları oluşmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davalı Şirketin ... Ticaret Odası ile müvekkili Şirket arasında bulunan özel güvenlik hizmeti sözleşmesinin sonlandırılmasını sağladığını ve sonrasında gerek özel güvenlik alanında gerekse ... Ticaret Odasındaki görevlendirilme konusunda bilgili ve tecrübeli işçileri kendi Şirketine işe alarak haksız rekabet hükümlerine aykırı davrandığını,
2.Davalı Şirketin müvekkil Şirketin eski işçilerinin iş sözleşmelerinin feshine bilerek sebebiyet verdiğini, kendi bünyesinde istihdam ettiğini ve hatta aynı projede çalıştırılmak üzere görevlendirildiğini,
3.Somut olayla ilgili eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı Şirketin maddi tazminata hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacı Şirketin talebinin yasal dayanağı, 4857 sayılı Kanun'un yeni işverenin sorumluluğuna ilişkin 23. maddesidir. Söz konusu hükme göre yeni işverenin işçiyle birlikte sorumlu tutulabilmesi için iş sözleşmesinin 23. maddede belirtilen şekillerde sona ermiş olması gereklidir. Kanun'un 23. maddesinin başlığı "Yeni işverenin sorumluluğu" ise de esasen hükümde, yeni işverenin işçiyle birlikte sorumluluğu düzenlenmiştir. Hâl böyle olunca bu madde kapsamında iş mahkemesinde yeni işveren aleyhine dava açılabilmesi için yeni işverenle birlikte işçiye de husumet yöneltilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde iki işveren arasındaki davada, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğundan söz edilemez. Talebin dayanağının 4857 sayılı Kanun'un 23. maddesi olması bu sonucu değiştirmez. Somut olayda davacı Şirket tarafından, yeni işverenin sorumluluğuna ilişkin 23. madde uyarınca sadece davalı Şirket aleyhine açılan davada iş mahkemeleri görevli değil ise Bölge Adliye Mahkemesinin göreve ilişkin kararının kesin olması karşısında uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz incelemesi yapılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.