11. Hukuk Dairesi 2025/3266 E. , 2026/355 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “...” markasını uzun yıllar “...+ŞEKİL” şeklinde kullandığını, olup IP tabanlı güvenlik çözümleri sektöründe bu marka ile tanındığını, ... internet sitesinin de sahibi olduğunu, davacının “...” markasının Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde tescilinin sağlandığını, Türkiye'de ise 2017/373 91... /... tescil sayısı ile tescilli olduğunu, davalının “...” ibareli markayı kendi adına tescil ederek aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının “...” markasını tescil ettirdiği şekilden farklı kullandığını, kullanımının müvekkili markasına benzerlik içerdiğini, bu hususta delil tespiti yaptırıldığını, davacıya ait markanın çekirdek unsurunu içeren davalının ticaret ünvanı nedeniyle işletmeler arasında karışıklık ihtimali meydana gelebileceğini ileri sürerek davalı adına tescilli ... numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, "..." ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine, davalıya ait ....tr alan adının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilli markasını 2011 yılından bu yana aktif olarak kullandığını, davacının, davalı şirketin markasının varlığından en az 5 yıldır haberdar olduğunu, herhangi bir müdahalede bulunmadığını, bu nedenle davanın sessiz kalma nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının Türkiye’de markasının tanınmış olduğuna dair herhangi bir delil sunmadığını, müvekkilinin markasını marka tescili kapsamında kullandığını, davalı şirket markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davalının ticaret ünvanını yaklaşık 10 yıldır kullandığını, davacının bu yönden de sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait davaya konu "..." ibaresi üzerinde davacının gerçek hak sahipliğinin bulunduğu, davalının, basiretli tacir ilkesi gereği davacı markasını bildiği ya da bilmesi gerekmesine rağmen aynı ibareyi tescil ettirmekte kötüniyetli olduğu, yine davacı kullanımına benzer nitelikte markayı kullandığı dikkate alındığında kötüniyetin izahtan vareste hale geldiği, sessiz kalmaya dayalı hak kaybı savunmasının dinlenemeyeceği, davalının davacı markasına benzer nitelikteki kullanımlarının marka tescili kapsamında bulunmadığı, kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilice istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 09/35/38/41/42. sınıflarda tescilli ... numaralı ... markası ile 45. sınıfta ... numara ile tescilli ... markasının bulunduğu, davalının markasının ise 2011/51552 sayılı "..." olduğu, ibareli davacının WIPO nezdinde 19.06.2009 tarihinde markasını tescil ettirdiği ancak davalının marka başvurusunda bulunduğu 2011 yılında, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, davacının Türkiye'de ... ibareli ilk marka tescilini 24.04.2017 başvuru tarihli ... numaralı marka ile yaptırdığı, tescil önceliğinin davalıya ait olduğu, davalının "....com.tr" ibareli alan adını 15.06.2011 tarihinde tescil ettirdiği, ilk arşiv kaydının 07.07.2013 tarihini içerdiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının ....com alan adının 09.02.2000 tarihinde tescil ettirdiği ve 16... tarihli arşiv kaydına ulaşıldığı beyan edilmişse de, davacı alan adının Kanada'da tescilli olduğu, alan adına Türkiye'den ulaşılabiliyor olmasının markanın Türkiye'de kullanıldığını göstermediği, davacının markanın gerçek hak sahipliği yönünden delil olarak dayandığı faturaların ise (Türkiye satışına ilişkin) tarihlerinin 2011-2012-2013 ve sonrasına ait tarihleri içerdiği, faturalardaki isim adres bilgilerinin kapatıldığı, kime/hangi gerçek ya da tüzel kişiye düzenlendiğinin belli olmadığı, davalı marka tescil başvurusu ve alan adı tescilinden sonrasına tarihlendiği, davacının "..." markasını davalı marka tescilinden önce Türkiye'de kullanarak, ayırt edici hale getirdiğini ve önceye dayalı hak sahibi olduğunu ispatlayamadığı, tescilli markanın sadece tescilli olduğu ülkede koruma altına alındığı, her ne kadar davacının yurtdışında tescilli markaları davalının Türkiye’de tescilli markasıyla aynı ibare ve aynı/benzer sınıf hizmetleri taşısa da markaların ülkeselliği ilkesi gereği davalının dava konusu markayı Türkiye’de tescil ettirmesine engel bulunmadığı, bilirkişi raporlarında davacı markasının, davalı markasının tescil başvuru tarihinde tanınmış olmadığının tespit edildiği, davalının kötüniyetli olduğuna dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığı, davalının tescil ettirdiği markasını tescil ettirdiğinden itibaren fiilen tescil sınıfında kullandığı ve yurt dışında tescilli markanın benzerini tescil ettirmesinin tek başına, markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini göstermeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalının eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesi, ticaret sicillinden terkini ve davalıya ait ....tr alan adının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.