Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

7. Hukuk Dairesi         2025/2076 E.  ,  2025/5425 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/337 E., 2025/708 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: Almus Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2023/62 E., 2024/335 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; kadimden beri taralasını sulamak için kullandığı suya davalı Belediye tarafından el atıldığını, suya davacının ihtiyacı olduğunu ileri sürerek suya müdahalenin menine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız açıldığını, davaya konu suyun genel su olduğunu ve herkesin faydalanma hakkı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu suyun genel su olduğunu ve tarafların ihtiyacı oranında faydalanmaları gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 12.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 1 42... No.lu parselin su kaynağının olduğu alanda kaptaj yapılmasına, yapılacak bu kaptaj da su kaynağının taraflarca eşit olarak kullanılacak ve dağıtılacak şekilde düzenek kurulmasına, bunun için gerekli masrafların da davalı belediye tarafından karşılanmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; yetersiz bilirkişi raporu ile hatalı hüküm kurulduğunu, davacının suya ihtiyacı olmadığı halde fazlasıyla su verildiğini, dava değerinin tespit edilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, suya elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Türk Medeni Kanunun'un 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.

Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır." Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.

Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabii ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (.../.../..., ... Hukuku, ... 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.

Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera,orman vb) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır. Somut olayda; davaya konu su, orman parseli içinden çıkmakta olup bilirkişi raporunda genel su olarak belirtilmiştir.

Genel sulardan ise herkes ihtiyacı oranında faydalanma hakkına sahiptir.

Ancak Mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapıldığı söylenemez. Bu tür davalarda öncelikle davacının dava konusu su dışında başka kaynaklardan ihtiyacını giderip gideremeyeceği hususunun araştırılması yanında davalının da suyu ne amaçla kullanmak istediğinin tespiti gerekmektedir. Bu sonuca ulaşılabilmesi için de suların en az olduğu dönemde mahallinde ziraatçi ve jeoloji mühendisi bilirkişiler hazır bulundurulmak suretiyle keşif yapılarak davacının suya ihtiyacı olup olmadığı, ihtiyacının başka kaynaklardan giderilmesinin mümkün olup omadığı bilimsel verilere uygun olarak tespit ettirilmeli, davalının da suyu ne amaçla taşıdığı, ihtiyacının ne olduğu, bu ihtiyacını şebeke suyu veya başka kaynaktan karşılayıp karşılamadığı araştırılmalı, içme suyu ihtiyacının sulama suyu ihtiyacına nazaran öncelikli olduğu da gözetilerek herkesin ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması yoluna gidilmelidir. Değinilen yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

Kabule göre de; su rejimi kurulması, uzmanlık gerektiren bir husus olup mahkemece, bilirkişilerden su rejimi kurmaya elverişli, bilimsel, yeterli ve denetime uygun rapor alınmalı, tarafların ihtiyaçları oranında (içme suyu ihtiyacının kullanma suyuna göre öncelikli olduğu da dikkate alınarak) dava konusu sudan yararlanma şekil ve şartları (haftalık ya da günlük süreler esas alınarak) belirlenmek suretiyle, taraflar arasındaki nizayı çözümler nitelikte infaza elverişli su rejimi oluşturularak muaraza giderilmesi gerekirken infaza elverişli olmayan su rejimi kurulması da doğru değildir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog