DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/38 E. , 2024/3528 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2023 tarih ve E:2021/5256, K:2023/9781 sayılı kararının; davacı tarafından davanın reddine ve buna bağlı olarak aleyhe vekalet ücretine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması, davalı idare tarafından ise iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2023 tarih ve E:2021/5256, K:2023/9781 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. ve 72. madde hükümlerine yer verildikten sonra, 2802 sayılı Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde, hâkim ve savcılar hakkında başlatılacak disiplin soruşturmasıyla ilgili olarak, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz." denilerek meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarının dışında kalan disiplin cezaları için üç yıllık bir soruşturma zamanaşımı süresinin, aynı fıkranın devam eden cümlesinde "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." denilerek beş yıllık bir ceza zamanaşımı süresinin belirlendiği, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarıyla ilgili olarak soruşturma ve ceza verme zamanaşımı süreleri arasında bir ayrıma gidilmeyerek, bu cezalara ilişkin hem soruşturma hem de ceza zamanaşımı sürelerinin beş yıl olarak belirlendiğinin görüldüğü, ancak, aynı maddenin 3. fıkrasında, "Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." denilerek üç ve beş yıllık soruşturma ve ceza verme zamanaşımı sürelerine bir istisna getirildiğinin de açık olduğu,
Anılan mevzuat hükümlerine göre, meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere soruşturmaya başlanması bakımından zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği; meslekten çıkarma ve yer değiştirme cazalarını gerektiren eylemler için soruşturmaya başlanması bakımından ayrıca bir zamanaşımı süresinin belirlenmediği, ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresi için ise meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler ile diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemler arasında bir ayrım yapılmadığı ve genel kural olarak 2802 sayılı Kanun'un 62. maddesinde sayılan tüm disiplin cezası türleri için ceza verme yetkisi bakımından 5 yıllık zamanaşımı süresinin belirlendiği; bu nedenle meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler yönünden 5 yıllık zamanaşımı süresinin gerek soruşturmaya başlanması bakımından gerekse de ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresini kapsadığı, bu kuralın iki istisnasının bulunduğu, bunlardan ilkinin, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturmasının açılması durumu, ikincisinin ise, disiplin cezası verilmesi için kovuşturma sonucunun beklenilmesine karar verilmesi durumu olduğu,
Bu durumda, disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle ceza soruşturması veya kovuşturması açılmış olması ve kanunda söz konusu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresinin öngörülmüş olması durumunda, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin 5 yıl olarak değil de, Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen dava zamanaşımı süresi olarak uygulanması gerektiği; disiplin cezasını gerektiren eylemin aynı zamanda bir suç teşkil etmesi nedeniyle kovuşturma açılmış olması ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunca kovuşturma sonucunun beklenmesine karar verilmesi hâlinde ise disiplin cezası verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresinin mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren iki yıl olarak uygulanması gerektiğinin anlaşıldığı, Kanun koyucunun bu hususlar dışında başka bir kural öngörmediği ve memurun sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme fonksiyonu gereği idarece bu süreler içinde disiplin işlemlerinin sonuçlandırılmasını amaçladığı,
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarının görev aldıkları soruşturma ve kovuşturmalarda örgütün amaçları doğrultusunda ve örgüt yararını gözeterek işlemler tesis ettikleri, kumpas davalarıyla örgüt mensubu olmayanları tasfiye ederek devlete hakim olmaya çalıştıkları, mensuplarının hizmet aidiyetini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından üstün gördükleri ve kendi mensuplarına alan açmak amacıyla örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında soruşturma açılmasına imkan sağladıklarının birçok somut olayda görüldüğü,
Olayda, davacı hakkında düzenlenen 04/07/2018 tarihli Soruşturma Raporuyla; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün talimatı ve yönlendirmesi ile Şemdinli İlçesinde meydana gelen bir kitabevinin bombalanması olayını dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Y.B. ile ilişkilendirmeye çalıştığı, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı F.S.’ye “F.B.’nin ifadelerini getir, iyi olur, darbe yapma imkânı var” şeklinde söylemlerde bulunduğu, TBMM’de kurulan araştırma komisyonuna ifade veren M.A.A’nın ifadesinin soruşturma dosyasına eklenmesi yönünde ısrarcı olarak ifadenin dosyaya eklenmesini sağladığı, terör örgütü mensubu ve KOM Müdürü M.U.’nun flash bellek içerisinde getirdiği kamuoyunda “Şemdinli İddianamesi” olarak bilinen iddianameye birkaç paragraf ekleme yaptığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü elebaşı F.G’nin “Böyle bir kahraman çıkmış, kendisine ve ailesine ölünceye kadar bakılacak, bu da size vasiyetimdir” şeklindeki sözlerini F.S.’ye ilettiği, ilgilinin meslekten uzaklaştırıldığı dönemde maaşının 2/3’ünü alması nedeni ile geri kalan 1/3’lük bölümünü elden getirip ismi geçene verdiği, yine meslekten ihraç edilmesinden sonra da adı geçene “Senin bütün ihtiyaçların karşılanacak”, “İş tekliflerini reddet” dediği, hususlarının tespit edildiği gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Dava konusu uyuşmazlığa konu eylemler, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen zaman aşımına ilişkin hükümler çerçevesinde incelendiğinde; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün talimatı ve yönlendirmesi ile Şemdinli İlçesinde meydana gelen bir kitabevinin bombalanması olayını dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Y.B. ile ilişkilendirmeye çalıştığı, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı F.S.’ye “Y.B.'nin ifadelerini getir, iyi olur, darbe yapma imkânı var” şeklinde söylemlerde bulunduğu, TBMM’de kurulan araştırma komisyonuna ifade veren M.A.A’nın ifadesinin soruşturma dosyasına eklenmesi yönünde ısrarcı olarak ifadenin dosyaya eklenmesini sağladığı, terör örgütü mensubu ve KOM Müdürü M.U.’nun flash bellek içerisinde getirdiği kamuoyunda “Şemdinli İddianamesi” olarak bilinen iddianameye birkaç paragraf ekleme yaptığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü elebaşı F.G’nin “Böyle bir kahraman çıkmış, kendisine ve ailesine ölünceye kadar bakılacak, bu da size vasiyetimdir” şeklindeki sözlerini F.S.’ye ilettiğine ilişkin isnatlara yönelik eylemlerinin iddianamenin düzenlendiği 2006 yılında gerçekleştiği, yine davacıya isnat olunan disiplin soruşturmasına konu eylemlerden ilgilinin meslekten uzaklaştırıldığı dönemde maaşının 2/3’ünü alması nedeni ile geri kalan 1/3’lük bölümünü elden getirip ismi geçene verdiği, yine meslekten ihraç edilmesinden sonra da adı geçene “Senin bütün ihtiyaçların karşılanacak”, “İş tekliflerini reddet” dediğine ilişkin isnatlara yönelik eylemlerinin ise Şemdinli soruşturmasına dair iddianamenin düzenlendiği ve yukarıda ayrıntısına yer verilen Cumhuriyet Savcısı F.S.'nin önce görevden uzaklaştırıldığı ardından meslekten ihraç edildiği 2006 yılıyla, F.S.'nin Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından mesleğe yeniden kabul edildiği 2009 yılları arasında gerçekleştiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin 20/06/2017 tarihli soruşturma izni verilmesi teklifi üzerine soruşturmaya başlandığı, dava konusu disiplin cezasının 21/11/2019 tarihinde verildiğinin anlaşıldığı,
UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, dava konusu disiplin cezasına konu eylemlerle ilgili olarak, disiplin soruşturması açma ve disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresinin uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı dikkate alındığında, 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü uyarınca, isnat olunan eylemin işlendiği iddia edilen ve en geç 2009 yılından başlayan beş yıllık disiplin soruşturması açma ve ceza verme yetkisinin, dava konusu disiplin cezasının verildiği 21/11/2019 tarihi itibarıyla zaman aşımına uğradığı sonucuna ulaşıldığı,
Bu durumda, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin soruşturması açma ve disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından, isnat edilen eylemle ilgili herhangi bir araştırmaya ve incelemeye girmeksizin başka bir ifade ile eylemin sabit olup olmadığı yönünde herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın dosyanın zamanaşımı yönünden işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine dair davaya konu kararda hukuka uyarlık görülmediği, Davacının, dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden;
Davacının, dava konusu karar öncesinde, FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedildiği; bunun üzerine davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairelerinin 24/11/2021 tarih ve E:2017/5489, K: 2021/4019 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 30/11/2022 tarih ve E:2022/1795, K:2022/3447 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,
Dolayısıyla, uyuşmazlık konusu olayda her ne kadar davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu kararın yukarıda yazılı gerekçeyle hukuka aykırı olduğu saptanmış ise de, Dairelerinin işbu iptal kararı, hakkında kesinleşmiş bir meslekten çıkarma kararı bulunduğu anlaşılan davacının göreve başlatılması sonucunu doğurmayacağından, davacının dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yeniden incelenmesi talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddine, taraflar lehine 9.500,00-TL vekalet ücretine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesine rağmen, parasal hak talebinin, hakkında başka bir meslekten çıkarma kararı gerekçe gösterilerek reddine karar verildiği, hakkında kesinleşmiş ihraç kararına karşı bireysel başvuruda bulunulduğu, bu başvuru sonucunda verilecek ihlal kararı ile göreve iade edilmesinin söz konusu olabileceği, haklılığına hükmedilen bu davada parasal haklarının ödenmesine hükmedilmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğu, aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu, kararın davanın reddine ilişkin kısmı ile vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, özel bir süreyle sınırlandırılmayan disiplin soruşturmasına konu cezalar için, 5 yıllık süre geçtikten sonra hem disiplin soruşturma zamanaşımına hem de ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımına uğramasının hukuki açıdan doğru olmadığı, süresinde başlatılan disiplin soruşturmasının tamamlanmasını müteakip eylem yönünden ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğramasının hukuki sonuçları ile Kanun'da öngörülen belli sürelerin geçmesi ile disiplin soruşturmasına başlanmasının hukuki sonucunun farklı olduğu, 2802 sayılı Yasa'da disiplin soruşturmasına başlama tarihi bakımından meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden zamanaşımı süresinin öngörülmemesi, bir başka deyişle bu cezaların "soruşturma zamanaşımından" hariç tutulması ve bu bağlamda iradi olarak bir düzenleme yapıldığı göz önüne alınırsa, soruşturma zamanaşımından muaf olan bir eylemin, ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı ile karşılaşmasının hukuki yönden bir izahının olamayacağı; kanun koyucunun hâkim ve savcılar için, bu davanın da konusu olduğu üzere, eylem suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile belli koşullar altında meslekten çıkarma cezasının uygulanabileceğini hüküm altına almış iken, diğer disiplin cezaları için öngörülen zamanaşımı prosedürünün meslekten çıkarma disiplin cezası için geçerli olmayacağını öngörerek kurallar ihdas ettiği; eylem tarihinden itibaren 5 yılı aşkın süreden sonra, disiplin soruşturmasına geçilmesinde Yasa uyarınca bir engel olmadığı için ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle soruşturmanın başlatılmamasının idarenin takdirine bırakılmış bir konu olmadığı; soruşturmanın tamamlanmasını müteakip Dairenin kabulüne göre eylem tarihi yönünden ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramış ise, soruşturma sürecindeki emek ve zaman kaybı bir yana, bu süreç sonucunda hazırlanan disiplin soruşturma raporunun değerlendirmeye alınmamasının da disiplin hukukunun amaçladığı bir sonuç olmadığı; 2802 sayılı Yasa'da meslekten çıkarma cezası yönünden özel bir süre düzenlemesine gidilmediği gibi bu ceza için disiplin soruşturmasına başlanmasının süre kaydına bile tabi tutulmamış olduğu, başka bir deyişle diğer disiplin cezaları için belirtilen süre sınırından muaf görüldüğü; dava konusu disiplin cezasına esas eylemlerin FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, Dairece bu hususun aksi yönde değerlendirme yapılmadığı, gizlilikle kendi amaçları uğruna faaliyet gösteren bir yapı her halükarda sonradan ortaya çıkacağından, davacının, geçmişte terör örgütünün güçlenmesine hizmet eden eylemlerini zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle cezalandırmamanın hukuk kaidelerine uygun olmayacağı, hâkim veya savcıların herhangi bir kişi, yapı veya oluşumdan aldığı emir ve talimatlar ile hareket etmesi meslekten çıkarılmaları için bile yeterli bir sebepken; kanunun lafzından hareketle, Yasa koyucunun iradesine ve Kanun gerekçesinin hilafına disiplin cezası verme süresinin zamanaşımına uğradığı yönündeki kararın; hâkimlik ve savcılık mesleğine mensup kişilerin bu mesleğin niteliği ve hassasiyeti göz önüne alınarak diğer kamu görevlilerinden farklı ve özel düzenlemelere tabi olmasını işlevsiz kılacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın iptale ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/06/2023 tarih ve E:2021/5256, K:2023/9781 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 25/12/2024 tarihinde, davacının temyiz istemi yönünden oybirliği, davalı idarenin temyiz istemi yönünden oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY
X- Dava konusu işlemin kanuni dayanağı olan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında, diğer disiplin cezaları dışında hususi bir düzenleme getirilmiş ve disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilebileceği hükme bağlanmıştır.
Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." hükmüne yer verilerek, meslekten çıkarma cezasının soruşturma ve ceza verme zaman aşımına tabi olmadığı açıkça düzenlenmiştir.
Hem kanuni düzenlemedeki fiiller hem de dava konusu işlemin sebebi olan fiiller, belli sürelerin geçmesi ile düzelmeyecek veya düzeltilemeyecek, bizatihi mesleğin özelliği gereği her daim bulunması gerekli özelliklerin artık yitirilmiş olması olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Buna göre söz konusu filler, disiplin hukuku bağlamında "korunan hukuki yarar" açısından da zaman aşımı dışındadır.
Buna göre, 2802 sayılı Kanun'da, "meslekten çıkarma" ve "yer değiştirme" disiplin cezalarına ilişkin olarak herhangi bir zaman aşımı süresi öngörülmediğinden ve anılan disiplin cezaları zaman aşımı müessesesi dışında tutulduğundan, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu kararın iptali yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, iptale ilişkin kısım yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.