7. Hukuk Dairesi 2025/1685 E. , 2025/5426 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı ...'nın Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 117 23... parselde kayıtlı bulunan Dublex villanın satışı konusunda anlaştıklarını, davacının tapuyu devralmak istediğini ancak peşin parası olmadığı için kredi kullanmak zorunda kaldığını, kredi kullanmak hususunda çeşitli bankalara başvurduğunu ancak bankalarca konut kredisi talebinin reddedildiğini, daha sonra önceden tanıdığı davalı ... ile eşinin dava konusu gayrimenkulün davalıya emaneten verilmesi hususunda görüştüklerini, davacı ile dava dışı ... dava konusu taşınmazın satışı konusunda 30.07.2014 tarihinde tanıkların huzurunda haricen satış sözleşmesi yaptıklarını, davalı ...'nın ... bankasından 155.000,00 TL kredi kullandığını ve davacının talimatı doğrultusunda dava dışı satıcı ...'nın tapuyu 07.08.2014 tarihinde davalıya devrettiğini, davacının görüşmelerde tapunun kendisine devredilmesi gerektiğini bildirdiğini ancak davalının birkaç kredi taksidinin ödenmesinden sonra tapuyu vereceğini davacıya beyan ettiğini, davacının davalının kullanmış olduğu konut kredisinin taksitlerini düzenli bir biçimde eşi ... vasıtasıyla ödemeye başlayarak bu tarihe kadar tüm taksitleri gününde ödediğini, davacının tapu devrinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen halen peşinatını ve tarihe kadar olan kredi taksitlerini ödemesine rağmen konutun tapusunu alamadığını, davalı tarafın sürekli kendisini oyaladığını, davalının kötüniyetli olarak devir işleminden kaçındığını, ileri sürerek Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 117 23... parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın gerçek sahibi davacı adına tesciline, bu mümkün değilse şimdilik ödenen kredi taksitlerinin ve banka kanalıyla ödenen 80.000,00 TL ve 45.000,00 TL'nin faiziyle iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dekontlarda davacının eşinin adının bulunduğundan husumet yönünden itiraz ettiklerini, müvekkili ...'nın makine yüksek mühendisi olup kamu ve yapsat müteahhitliği yaptığını, davacının eşi dava dışı ...'un bir takım inşaat işleri ile uğraştığını, davalı ... ile davacının eşinin 2013 yılından bu yana inşaat camiasında tanıştıklarını, ...'un Adana ve Mersin illerinde inşaat işlerini yaptığını, işlerinin kötü gittiğini, sıkıntıları olduğunu söyleyerek davalı ...'dan borç para istediğini, davalının da yardımcı ve destek olmak amacıyla değişik zamanlarda 2013-2014-2015-2016 yıllarında borç paralar verdiğini, ...'un aldığı borçların bir kısmını ara ara ödemiş ise de hali hazırda 245.000,00 TL bakiye borcu kaldığını, bu sebepten dolayı davalı ile dava dışı ... arasında alacak verecek ilişkisi doğduğunu, buna dair bononun sunulduğunu, davalının birçok kez ...'a birçok defa elden nakit para verdiğini, çek verdiğini, banka yolu ile nakit para transferi yaptığını, ...'un verilen borçların birçoğunu elden nakit vermek suretiyle gerçekleştirdiğini, mahkemeye davacı tarafından sunulan ödemelerin tamamının ...'un davalı ...'ya olan borcuna mahsuben yapıldığını, dolayısıyla davacının eşinin dava dışı ...'un yapmış olduğu tüm ödemelerin davalı ...'ya olan borcu nedeni ile olduğunu, ...'un işleri bozulmuş olduğu için müvekkile olan borcunu bir türlü ödemediğini, davalının satıcıya 100.000,00 TL'yi nakit olarak verdiğini, ev için kullanılan kredinin geri ödemelerinin tamamının davalı tarafından yapıldığını, hala 6 taksit bulunduğunu, haricen satış sözleşmesinde davalının imzasının bulunmadığını, inananla inanılan arasında yazılı bir sözleşme olması gerektiğini, inanç sözleşmesine konu taşınmazın inanan tarafından davalıya devredilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu evin davacı tarafından kullanıldığının tanık beyanları ve aidat evrakı ile sabit olduğu, bu hususun davacı taraf ile davalı taraf arasında akdedildiği iddia edilen inanç sözleşmesine delil olduğu, zira taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmaksızın dava konusu evin zilyetliğinin davacı tarafa bırakılmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, davalı tarafça dava konusu evin zilyetliğinin davacıya inançlı işlem dışındaki hangi hukuki işlem ile bırakıldığının ispatlanamadığı, davacı tarafa davalı tarafından ödendiği görülen taksitleri kendisinin ödediğini iddia etmiş ise de, bu hususu ispata yarar bir delilin dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla davacının taksitleri bizzat ödemiş olsa dahi bu durumu ispat edemediğinden dosyadaki delillerden davacı tarafından ödendiği kabul edilen taksitlerin tutarının 142.517,98 TL olduğu ve bu tutarlara işletilecek faizin 21.005,15 TL olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı Adana ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 117 23... parsel, 1 No.lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı tarafından depo edilen 142.517,98 TL’nin davalıya ödenmesine, depo edilen miktara işletilen 21.005,15 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; husumet yönünden itirazlarını yinelemek istediklerini, davacı tarafından dosyaya sunulan “Harici Satım Sözleşmesinde müvekkili ...'nın imzasının bulunmadığını, bu sözleşmenin tarafı da olmadığını, bu sözleşmenin müvekkiline karşı ileri sürütebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu sözleşmenin her zaman düzenlenebilecek bir sözleşme olduğunu, sözleşmedeki imzanın gerçekte ...'ya ait olduğunun da şüpheli olduğunu, davacı tarafın ...'yı tanık olarak bildirdiği halde duruşmalarda hazır edip dinletmediğini, davacı tarafından dosyaya sunulan ve müvekkilinin imzası bulunmayan ve gerçekliği şüpheli olan bu harici satış sözleşmesinin davacıya taraf sıfatı ve dava ve husumet ehliyeti kazandırmayacağını, söz konusu belgenin herkes tarafından her zaman düzenlenebilecek bir belge olduğunu, ...'un, her ne kadar ...'un eşi de olsa eşi adına dava açabilme yetkisi ve hakkı olmadığını, ayrıca ...'un 13.04.2019 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği el yazısı ile yazılmış şikayet dilekçesindeki "Parayı ödediğim halde evimin tapusunu vermedi" şeklindeki beyanı ve yine 17.05.2019 tarihinde ... şube müdürlüğünde verdiği ifadesinde “Kendime yeni ev alacaktım. Bu yüzden de 160.000.00 TL'ye ihtiyacım vardı. ... bana 155.000,00 TL kredi çekeceğini ve 50.000,00 TL'de nakit verebileceğini söyledi. Benim de o dönem ihtiyacım olduğu için kabul ettim. ... krediyi kendisi çektiği için evin tapusunun kendi adına olmasını istedi. Bende aramızdaki güven ve dostluğa istinaden kabul ettim. ... Mahallesi .... No: 149 ... villaları 1 No.lu villayı 380.000,00 TL Karşılığında ... isimli şahıstan satın aldım." şeklindeki beyanlarından; asıl davayı açması gereken kişinin ... olduğunun açıkça ortada olduğunu, iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için doğru olduğunu kabul edilse dahi evi satın aldığını beyan eden ve dava konusu ev için tüm ödemeleri kendisinin yaptığını iddia eden kişinin ... olduğunu, bu durumda iddialarını kanıtlamak şartı ile aktif dava ehliyetinin ...'a ait olduğunu, ...’un dava konusu olayda aktif husumet ehliyeti ve taraf sıfatı bulunmadığını, davanın öncelikte husumet yönünden reddi gerektiğini, ..., her ne kadar ...’un eşi de olsa eşi adına dava açabilme yetkisi ve hakkı olmadığını, inançlı işlemin yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini" ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi gereğince Mahkemece infaza elverişli hüküm tesis edilmelidir. Anılan madde hükmünde kararda bulunması gereken hususlar tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Bu itibarla, mahkemece verilen hüküm fıkrasının açık ve icra edilebilir olması gereklidir. Aksi hâlde hukukî belirlilik gereği açık ve infaz kabiliyeti bulunması gereken hüküm fıkrasının özellikle icrası sırasında şüphe veya tereddütler doğmasına ve hükmün icra edilememesi gibi durumlarla karşılaşılır.
Somut olayda; davanın kabulü ile davaya konu tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; mahkemece birlikte ifa kuralı gereği tapu kayıt ve tescil kararı verilmesinden sonra davacı tarafından depo edilen bedel ile işlemiş faizin, hükmün kesinleşmesiyle birlikte davalı yana ödenmesine karar verilmesi gerekirken infazda karışıklık olacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmekte ise de; bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun’un 370/2 inci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Davacı tarafından depo edilen 142.517,98 TL ile depo edilen miktara işletilen 21.005,15 TL faiz alacağının karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine, ” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.