Karar No
K. 2026/250
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/20

KARAR NO: 2026/250

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:15/10/2025

NUMARASI: 2024/27 E. - 2025/748 K.

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine İst.Anad.

6.İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, İst.Anad.

2.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/422 Es. Sayılı dosyası ile görülen davada müvekkilinin hazır edilmemesi gerekçesi ile reddedild6iğinden işbu davanın açılması zorunluluğunun doğduğunu, söz konusu icra takibine ilişkin ödeme emrinin müvekkiline 13.04.2016 tarihinde tebliğ edildiğini ve 30.12.2015 keşide tarihli 32.000,00 TL çekin dayanak olarak gösterildiğini, icra takibine dayanak teşkil eden ... ... Şubesine ait ...seri nolu 32.000,00 TL turarlı 30.12.2015 keşide tarihli çekte bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını iddia ile İst.Anadolu 6.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine devam eden takibin teminatsız olarak dava sonuna kadar durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, icra takibine konu edilen çek ile ilgili olarak borçlu olmadığının tespitine, davalı alacaklının haksız ve kötü niyetli olduğu açık olduğundan İİK mad.72/5 hükmü uyarınca müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı-borçlunun ilk önce İstanbul Anadolu 2.icra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/422 Es. sayılı dosyası ile çek üzerindeki imzaya (cirosuna) itiraz ettiğini, aynı mahkemenin 2016/502 karar sayılı gerekçeli kararı ile işbu davayı reddettiğini söz konusu kararın kesinleştiğini, Davacının dava dilekçesinde sayın mahkemeye sunduğu dava konusu ile alakası olmayan Yargıtay içtihatlarına hiç girmeyerek, açılan işbu menfi tespit davasının usuli açıdan reddinin gerektiğinin hukuken açık olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde imzaya itirazı dışında bir defi ileri sürmediğini, Söz konusu çekteki imzaya dair de kesinleşmiş bir mahkeme kararının mevcut olduğunu, Bu nedenle işbu davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın çekin keşidecisi değil, cirantası olduğunu belirterek haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine ve davacının en az %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Eldeki davada davacının çekteki imzaya itiraz ettiği, alınan ATK raporu ile çekteki imzanın davacıya ait olmadığı tespiti karşısında davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne, davalının takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden kötüniyetli takip tazminatının reddine karar verilerek, -Davanın KABULÜ İLE, Davacının davalı tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 6.İcra Müdürlüğünün ... (eski ... Esas) sayılı dosyası ile takibe konulan 32.000.00 TL bedelli 30/12/2015 keşide tarihli çekten dolayı başlatılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın eksik inceleme nedeniyle verildiğini, müvekkilinin kendi ticari defter ve kayıtlarını getirdiğini, bilirkişi tarafından da taraflar arasında alacak-borç ilişkisinin olduğunu, davaya konu olan çekin kayıtlı bulunduğunu, müvekkilinin karşı taraftan davaya konu olan çek de dahil olmak üzere 34.942,57 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, istinaf kararı sonrası yapılan yargılamada kaldırılan karardaki eksikler tam olarak yerine getirilmeden eksik inceleme ile yeniden karar verildiğini, sadece tek bir kurumdan imza örneğinin getirtilerek bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesi yapılmasının yeterli olmadığını, Adli Tıp Kurumu uzmanlarının da kabul ettiği üzere kişinin imzası yaşa,içinde bulunduğu şartlara ve başına gelen olaylara göre zamanla değişebileceğini, menfi tespit davası için yaptırılacak olan imza incelemesinde imzası incelenecek olan kişi için farklı kurumlardan alınan imza örneklerinin toplanması ve bu toplanan imza örneklerinin kendi aralarında kıyaslanması ve bilirkişi raporunun hazırlanması gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İcra takip dayanağı çekteki imzanın müvekkilin eli ürünü olmadığı hususu açık olup davanın kabulüne dair verilen kararın isabetli olduğunu, müvekkilinin tacir olmadığından defter tutma zorunluluğunun olmadığını, bir davanın iki tarafı da tacir değilse; ticari defterler TTK madde 222 hükmü uyarınca ispat gücüne sahip olmayacağını belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizin, 11/12/2023 Tarih, 2020/2067 Esas, 2023/1558 Karar sayılı kararı ile; "...Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.

Davalı tarafından istinafında Tapudan, Bankadan, Vergi Dairesinden, Sosyal Güvenlik Kurumundan imza örneklerinin istenerek buralardan gelecek evrak çeşitliliği sağlanacak tarzda imza incelemesi yapılması gerektiğini, sadece tek bir kurumdan alınan imza örneği getirtilerek bilirkişi vasıtasıyla imza incelemesinin yeterli olmadığını ileri sürmüş olup, Adli Tıp Kurumu'ndan aldırılan raporda ağırlıklı olarak fotokopi üzerinde inceleme yapıldığı, eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece öncelikle çek keşide tarihinden önce ve sonraya ait davacının imzasının bulunduğu belge asılları getirtilerek yeniden bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına..." karar verilmiştir. Davanın konuusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından dava dilekçesi ile İstanbul Anadolu 6. İcra Müd. ... sayılı dosyasında takibe konulan 32.000,00 TL tutarlı 30.12.2015 keşide tarihli çekteki imzanın müvekkile ait olmadığı gerekçesiyle menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava etmiştir.İstanbul Anadolu 6. İcra Müd. ... sayılı dosyasında alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... Şti ve ... aleyhine çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu çekte davacının lehtar olduğu, davalı alacaklının kendisinden sonra ciranta olduğu, çekin yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiği, karşılığının çıkmadığının bildirildiği. takip konusu çekin 6102 sayılı TTK 780. maddesine göre yasal unsurları taşıdığı, kambiyo senedi vasfına haiz olduğu anlaşılmıştır. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na ait raporda takip konusu çekteki imzanın davacı ...'ün mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibas tespit edilemediği hususları belirtilmiştir. Dairemizin iade kararı üzerine, mahkemece, ilgili kurumlara müzekere yazılarak davacıya ait ıslak imzaların dosyaya alındığı ve ATK dan rapor aldırılmıştır.Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 30/07/2025 tarihli, ... sayılı raporunda özetle; "Talep üzerine inceleme konusu çekte yeniden; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; İnceleme konusu çekin arka yüzünde 1. ciroda kaşe izi üzerinde atılı imza ile ...'ün mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği" belirtilmiştir.06/12/2019 tarihli Muhasebe Bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda özetle;" Davalı şirket ticari defter kayıtlarına göre, dava kontsu çekin kayıtlı bulunduğu, davalı şirketin icra takip tarihi olan 14/03/2016 tarihi itibariyle davacıdan (dava konusu çek dahil) 34.942,57 TL alacaklı durumda bulunduğu, taraflar arasında ticari ilişkiye dayalı mal alımı ve mal iadesi işlemlerinin bulunduğu" belirtilmiştir.Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürdüğü, muhasebe bilirkişisine ait raporda davacı tarafın ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, davalının ticari defter ve belgelerine göre çekin defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, ATK tarafından düzenlenen raporda imzanın davacının eli ürünü olmadığı tespit edildiği, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden, yapılan incelemede esas alınan mukayese imzaların yeterli olduğu, imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmekle mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2025 tarih ve 2024/27 E., 2025/748 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.458,23 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.842,83 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3.Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4.İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5.Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6.Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog