T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1.BEYANLAR:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 29/10/2024 tarihinde davalı ...’e ait ... plakalı aracın müvekkilin park hâlindeki ... plakalı aracına çarparak maddi hasara yol açtığı, kusurun %100 davalıya verildiği, 30/01/2025 tarihinde yapılan başvuru üzerine sigorta şirketinin 56.000 TL ödeme yaptığı ancak gerçek zarar olan 139.281,90 TL’lik hasar ile araçta oluşan değer kaybının karşılanmadığı, müvekkilin aracını sıfır aldığı için oluşan yüksek hasar kaydının değer kaybını artırdığı, Yargıtay içtihatları doğrultusunda bilirkişi incelemesiyle değer kaybının belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda davalılardan değer kaybının tahsilinin talep edildiği, ayrıca aracın serviste yaklaşık bir buçuk ay kaldığı ve 12.12.2024 tarihinde teslim edildiği, belge sunma zorunluluğu bulunmasa dahi araç mahrumiyetinin Yargıtay kararları gereği tazmin edilmesi gerektiği, bu nedenle ikame araç bedelinin davalı ...’den alınmasının gerektiği, müvekkilin kusursuz olduğu olayda alacağın tahsili için davalıya ait ... plakalı araç üzerine öncelikle teminatsız, aksi kanaat hâlinde uygun teminat karşılığı ihtiyati haciz konulması gerektiği, netice olarak değer kaybının kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan, ikame araç bedelinin ise yine faiziyle ...’den tahsiline, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, ihtiyati haciz talebinin kabulüne, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesinin talep olunduğu belirtilmiştir.
Davacı Vekili Bedel Arttırım Dilekçesinde Özetle; Mahkemenin 26/09/2025 tarihli celsesinde verilen kesin süre içinde bedel artırım dilekçesinin sunulduğu, bakiye değer kaybı talebi yönünden her iki davalıya husumet yöneltildiği ve talebin 23.500 TL artırılarak 500 TL’den 24.000 TL’ye çıkarıldığı, davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından poliçe teminat limitinden kalan sorumluluk olan 15.124,93 TL ile sınırlı talepte bulunulduğu, araç mahrumiyet bedeli talebi yönünden yalnızca davalı ...’e husumet yöneltildiği ve talebin 7.200 TL artırılarak 500 TL’den 7.700 TL’ye yükseltildiği, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile talep edilen tutarların hüküm altına alınması ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasının talep edildiği belirtilmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi Cevap Dilekçesinde Özetle; Davacının 29.10.2024 tarihli trafik kazası nedeniyle değer kaybı talebiyle açtığı davada, müvekkil sigorta şirketinin araç için 03.02.2024–03.02.2025 tarihleri arasında 200.000 TL teminat limitli ZMMS poliçesi bulunduğu, davacıya 139.281,90 TL hasar tazminatı, 1.200 TL tedarik gideri ve 56.000 TL değer kaybı ödemesi yaptığından bakiye teminat limitinin 3.518,10 TL olduğu, davacının başka yerden ödeme alıp almadığının tespitinin gerektiği; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, alacağın fatura ve ekspertiz raporuyla belirlenebilir olduğu, HMK m.107 ve m.114 gereği bu nedenle davanın usulden reddi gerektiği; ayrıca KTK m.97’de öngörülen sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı için yine usulden red gerektiği savunulmuştur. Esasa ilişkin olarak kazada sigortalı sürücüye atfı kabil kusur bulunmadığı, ceza dosyasındaki raporların hukuk hâkimi açısından bağlayıcı olmadığı, kusurun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesi gerektiği ileri sürülmüş; değer kaybı tazminatının ZMMS Genel Şartları Ek-1’deki tabloya göre hesaplanması gerektiği, aracın geçmiş hasarlarının ve özellikle aynı bölgeden daha önce hasar almış olmasının değer kaybını ortadan kaldırdığı, bu nedenle değer kaybı talebinin reddi gerektiği belirtilmiştir.
Arabuluculuk ücretinden müvekkil şirketin sorumlu olmayacağı, davacının KTK m.97 başvurusu yaptıktan sonra zorunlu arabuluculuğa gitmesine gerek olmadığı hâlde başvurduğu, bu nedenle arabuluculuk giderlerinin davacıya yüklenmesi gerektiği, müvekkilin usule uygun başvuru olmadığı için temerrüde düşmediği, bu sebeple faiz uygulanacaksa ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceği, ticari faiz talebinin reddinin gerektiği ifade edilmiştir.
Neticede, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması ve dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi, aksi hâlde kusur tespiti için dosyanın ATK’ya gönderilmesi, değer kaybı talebinin reddi, arabuluculuk giderlerinin davacı üzerinde bırakılması, faiz yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması, şartların varlığı hâlinde rücu haklarının saklı tutulması ve yargılama gideri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesi talep edilmiştir.
2.MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER:
Bilirkişiler (...- ...) 25/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Mahkemenin ön inceleme tensip zaptı uyarınca kusur, değer kaybı ve araç mahrumiyeti yönlerinden inceleme yapıldığı, kazanın oluşumunda ... plakalı aracın sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu m.52/1-b hükmünü ihlal ederek tamamen kusurlu (%100) olduğu, park hâlindeki ... plakalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, kaza tarihinde ... plakalı araç için ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş ZMSS poliçesinin mevcut olduğu ve poliçe teminat limitinin araç başına 200.000 TL olduğu, dosya kapsamındaki ödeme belgelerine göre sigorta şirketinin 128.875,07 TL hasar tazminatı ve 56.000 TL değer kaybı ödediği, poliçe limitinden kalan sorumluluğun 15.124,93 TL olarak hesaplandığı, yapılan piyasa araştırması sonucu aracın reel değer kaybının 80.000 TL olduğu, ödenen tutar mahsup edildiğinde bakiye 24.000 TL değer kaybı alacağı bulunduğu, aracın makul onarım süresinin 7 gün olduğu, bu süreye göre araç kiralama bedelinin 8.750 TL, amortisman vb. giderler düşülerek araç mahrumiyet tazminatının 7.700 TL olarak hesaplandığı, tüm hesaplamaların dosyadaki diğer rapor ve belgelerle mukayeseli şekilde yapıldığı ve nihai takdirin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
3.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunmaları beraber değerlendirildiğinde uyuşmazlık konusunun haksız fiile dayalı maddi tazminata ilişkin olduğu görülmüştür. Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 49: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" TBK madde 50: "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" Karayolları Trafik Kanunu (KTK) madde 86/1: "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur", KTK madde 85: “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” KTK madde 88: “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine TBK madde 61 “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır” hükmüyle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir
Ayrıca davalı sigorta şirketi yönünden Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumlluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davacının mülkiyetine bulunan ve park halindeki ... plakalı araca davalı ...'in mülkiyetinde olan ... plakalı aracın çarptığı, davacının davalı sigorta şirketine ZMSS şartlarına göre başvurduğu fakat kısmi ödeme yapıldığı, davacının değer kaybı tazminatı ve mahrum kalma bedelini talep ettiği, kusur bilirkişi tarafından verilen raporun; davacının meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, davacının sahip olduğu araç yönünden hasar bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin; 24.500,00 TL değer bkaybı bedeli ve 7.700,00 TL mahrum kalma bedeli olarak belirlendiği, ilgili kusur ve hasar raporlarının hukuka ve kanuna uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, meydana gelen haksız fiil sebebiyle davalı ...'in işleten diğer davalı sigorta şirketinin ise ZMSS kapsamında sorumlu oldukları belirlenmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir.
Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde 97'de yapılan değişiklik ile;" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir." ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-18; "Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz." ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir. Bir başka deyişle tahkimin veya başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.
Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
Davanın KABULÜ İLE,
1.Dava konusu aracın değer kaybına ilişkin 24.000,00 TL'nin davalı ...'den olay tarihi olan 29/10/2024'den davalı sigorta firması yönünden 17/02/2025 temerrüt tarihinden itibaren (sigorta limiti dahilinde ödenen bedeller mahsup edildiğinde davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 15.124,93 TL olmak üzere ) işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2.Aracın kullanılamadığı süre içerisindeki zarar için 7.700,00 TL'nin olay tarihi olan 29/10/2024'den tibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
3.Davanın kabul edilen kısmı üzerinden alınması gereken 2.165,43 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin harç ve ıslah harcının toplamı olan 615,40 TL nin mahsubu ile eksik kalan 1.550,03 TL harcın; 1.173,52 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 376,51 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4.Davacı tarafından yatırılan toplam peşin ve ıslah harcı olan 615,40 TL'nin; 465,92 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 149,48 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5.Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvuru harcının 465,92 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 149,48 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan ddavalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan masraf olan: 8.635,00 TL'nin; 6.537,54 TL'lik kısmının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 2.097,46 TL'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7.Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre hesaplanan toplam 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına,
8.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 24.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
9.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 7.700,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
10.Karardan sonra yapılacak masrafların % 76 'lik kısmının tüm davalılara müştereken ve müteselsilen, % 24 'lik kısmının sigorta şirketi dışında kalan davalıya yüklenmesine,
11.Davalının yaptığı masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,
12.Taraflarca yatırılan ve dosyada bakiye kalan delil/gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/11/2025
Katip Hakim