Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

7. Hukuk Dairesi         2025/2112 E.  ,  2025/5618 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/880 E., 2024/1818 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/431 E., 2022/292 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ..., ... (...) ve ... ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde; eskiden beri ailecek kullandıkları ve kendisinin 28.12.2011 tarihinde dedesi ...’dan satın aldığı, dava konusu 1 48... parsel sayılı taşınmazı satmaya karar verdiğinde tapu bilgilerinin komşu taşınmaz olan 1 48... parsel sayılı taşınmazın bilgileri ile karışmış olduğunu öğrendiğini ve yıllar önce yapılan yanlışlıktan dolayı sınır komşusu ile tapularının karıştığının tespit edildiğini ileri sürerek yapılacak yargılama ve inceleme sonunda mağduriyetinin giderilmesini; 23.06.2021 tarihinde davanın tam ıslahı ile davacı vekili, müvekkilinin 1 48... parsel sayılı taşınmazın uzun yıllardır malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, müvekkilinin dedesi olan ... tarafından 1 48... parsel sayılı taşınmazın 11.01.1977 tarihinde dava dışı ...’dan satın alındığını, aslında satılanın aynı ada 21 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, müvekkilinin de 28.11.2011 tarihinde 21 parsel sayılı taşınmaz olduğunu düşünerek 22 parsel sayılı taşınmazı dedesinden satın aldığını, dedesi tarafından önceden yapılan 11.01.1977 tarihli sözleşmeden beri davasız, aralıksız ve iyiniyetli olarak taşınmazın önce müvekkilinin dedesi sonra da müvekkilinin kendisi tarafından ailecek kullanıldığını, 22 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik olarak görülen ...’un 01.06.1980 tarihinde ölmüş olduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/2 hükmüne göre ölüm hukuki sebebine dayalı zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiğini, ayrıca sırasıyla 11.01.19 77... .11.2011 tarihli satış işlemlerinde düşülen hata sonucu tapuda müvekkili adına temlik edilen taşınmazın fiili durumunu yansıtmadığını ileri sürerek 1 48... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile öncelikle 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmündeki ölüm hukuksal sebebine göre, mümkün olmadığı takdirde hata hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, aksi hâlde 21 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 22 parselde malik olarak görülen davalıya tescili suretiyle fiili duruma uygun hâle getirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalılardan ... ve ... (...) vekili cevap dilekçesinde; davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkillerini oyaladığını, davacı tarafından müvekkillerine ait olan taşınmazın işgal edildiğini ve tapuların karışması gibi bir hatanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalılardan ... cevap dilekçesinde; davacı iddialarının doğru olduğunu, aslında kadastro çalışmalarında muris babası adına kaydedilmesi gereken taşınmazın 22... parsel sayılı taşınmaz olduğunu, 22 parsel sayılı taşınmazın davacının dedesi ile davacı tarafından kullanılmakta olduğunu ve diğer davalılar tarafından da bu hususun bilindiğini ileri sürerek açılan davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.07.2022 tarihli ve 2020/431 Esas, 2022/292 Karar sayılı kararındaki, "...dava konusu 1 48... parselin daha öncesinde davalıların murisinin kullanımında olduğu ve daha sonra da onun mirasçıları tarafından kullanıldığı, bu nedenle davacının TMK'nın 713/2 ve hata nedenine dayalı olarak 1 48... parsel sayılı taşınmazın tapu iptali ve tescilini talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, terditli talep olarak tapunun fiili duruma uygun hale getirilmesi suretiyle tapu kayıt ve düzeltim davasına yönelik olarak 1 48... parselin davalıların kullanımında olduğu ve içerisinde zeytin ağaçlarının bulunduğu, 1 48... parselin daha büyük durumda olduğu ve daha öncesinde davacının dedesi tarafından tespit maliki ...'dan 1977 yılında satın alındığı, satın alma işleminin tespit sonrası olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünün uygulanma olanağının bulunmadığı, ...'dan sonra davacının annesi, babası ve kendisi tarafından kullanıldığının anlaşıldığı ve tapunun fiili durumu yansıtmadığı..." gerekçesiyle davacının TMK'nın 713/2 ve hata sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasının reddine; davacının tapunun fiili duruma uygun hale getirilmesi istemli tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile "davacı ... adına kayıtlı İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah., 1 48... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile aynı cins ve yüz ölçümü ile davalıların murisleri ...'un vefat etmesi nedeniyle; 8/16 Pay ile ... adına, 2/16 Pay ile ... adına, 3/16 pay ile ... adına, 3/16 pay ile ... adına tapuya kayıt ve tesciline; davalıların murisi ... adına kayıtlı İzmir ili, ... ilçesi, ... Mah., 1 48... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile aynı cins ve yüz ölçümü ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılardan ..., ... ve ... (...) vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 12.12.2024 tarihli ve 2023/880 Esas, 2024/1818 Karar sayılı kararındaki, "...1 48... parsel numaralı taşınmazın 1968 yılında yapılan tapulama işlemi sonucunda ... adına tespit edildiği, sonrasında 22.10.1968 tarihinde tapuya kayıt ve tescil edildiği, halen ... adına tapulu olduğu, tapu kayıt maliki ...'un 01.06.1980 tarihinde öldüğü, yapılan keşif ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre çekişmeli taşınmazın, kayıt maliki ...'un öldüğü günden beri, davacı ve taşınmazı satın aldığı önceki maliki tarafından malik sıfatı ile zilyet olarak kullanıldığı, TMK'nın 713/2 hükmünde yer alan 'ölmüş ya da' kelimelerinin 17.02.2011 tarihinde Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği, bu tarihe kadar TMK'nın 713/2 hükmünde düzenlenen 20 yıllık sürenin dolduğu ve davacı taraf yararına, eklemeli olarak olağanüstü zamanaşımı koşullarının oluştuğu..." gerekçesiyle davalılar vekilinin başvurusunun esastan reddi ve davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davacının 4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmünde yer alan ölüm nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ve çekişmeli İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 1 48... parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri Davalılardan ..., ...

ve ... (...) vekili; - Islah şartlarının oluşmadığını, - Tapulama tarihi olan 1968 yılından itibaren on yılın geçmesiyle hak düşürücü sürenin geçtiğini, - Bu süre içinde iptal davası dahil başka bir davanın açılmadığını, - Davacının iyiniyet iddiasında bulunmasının mümkün olamayacağını, - Bu kararla davaya konu edilen iki taşınmazın da davacı adına tapulanmakta olduğunu, - Kararın adil olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;

4721 sayılı Kanun'un 713/2 hükmü gereğince tapu iptali ve tescil, terditli olarak hata nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak tapunun fiili duruma uygun olarak düzenlenmesi nedenine dayalı tapu kayıt ve düzeltim istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılardan ..., ... ve ... (...) vekili tarafından verilen temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y

1.

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 713. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen maliki 20 yıl önce ölmüş olması nedeniyle tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince (İDM) davanın reddi yönünde hüküm kurulmuş, kararın istinaf üzerine Bölge Adliye Mahkemesince (BAM) İDM kararı kaldırılarak davanın kabulü yönünde hüküm kurmuş, Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da BAM kararının onanmasına karar verilmiştir.

2.Sayın Çoğunlukla aramızda oluşan uyuşmazlık, davacı tarafın dayandığı TMK'nın 713/2. hükmünde yer alan "...ölmüş..." ibaresinin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edilmiş olması karşısında BAM'ca davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

3.Anayasa'nın 153. maddesinin beşinci fıkrasında "İptal kararları geriye yürümez." hükmüne yer verilmiştir.

Hiç kuşkusuz bu hükmün getiriliş nedeni kişilerin hukuki güvenliğini sağlamak, bu bağlamda kesinleşmiş hukuki durumların geriye etkili olacak şekilde ortadan kaldırılmasını engellemektir. Ancak bu hükmün amacından bağımsız ve çok katı bir şekilde uygulanması başka hukuki sorunlara neden olabilir. Öte yandan bir anayasal hüküm yorumlanırken o hükmün tek başına değil sistematik yorum yöntemi kullanılarak söz konusu hükmün Anayasa'nın ilgili diğer hükümleriyle birlikte değerlendirilerek anlamlandırılması gerekir.

4.Bu bağlamda Anayasa'nın 153. maddesinde anılan hükme yer verilmesine rağmen 152. maddesinde: "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. [93] Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." hükmüne yer verilmiştir.

5.Görüldüğü üzere Anayasa'nın 153. maddesinin anılan hükmünde AYM kararlarının geriye yürüyemeyeceği hüküm altına alınmış olmasına rağmen 152. maddesinde somut norm denetimi sonucunda verilen iptal kararlarının geriye yürütülmesine izin verilmiştir. Anayasa'nın bu hükmünü yorumlayan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Danıştay bu hükmün sadece itiraz yoluna başvuran mahkeme yönünden değil, itiraz yoluna başvurmayan diğer tüm mahkemeler için de geçerli olduğunu kabul etmektedirler. Dolayısıyla AYM tarafından verilen iptal kararlarının geriye yürütülüp yürütülmeyeceği ile ilgili tek norm Anayasa'nın 153. maddesi olmayıp bu hususta anılan 152. madde hükmünün de dikkate alınması gerekmektedir.

6.Öte yandan Anayasa'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa'nın 138. maddesinin birinci fıkrasında da “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna, ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre karar verirler.”denilmiştir. Buna göre hâkimlerin bir uyuşmazlığı çözerken ilk referans olarak ve öncelikle Anayasa'yı esas almaları ve Anayasa'ya aykırılığı saptanmış bir normun uygulanmasına izin vermemeleri gerekir. Anayasa'nın 153. maddesinin altıncı fıkrasında da "Anayasa Mahkemesi kararları ... yasama, yürütme ve yargı organlarının, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." hükmü sevkedilmiştir.

7.Bütün bu hükümler birlikte ele alındığında Anayasa'nın 153. maddesinde belirtilen geriye yürümezlik kuralının sadece kesin hüküm hâlini almış hukuki durumlar yönünden geçerli olduğu bunun dışında bu kuralın, hukuk güvenliğini sağlamak gayesiyle getirildiği de nazara alındığında kesin hüküm halleri dışında iptal kararlarının geriye yürüyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir (..., (2018). Anayasa Hukuku (Genel Esaslar), 22. Bası, ...: ..., s.264, 265).

8.Nitekim Anayasa Mahkemesi de 12.12.1989 tarihli, E.1989/11, K.1989/48 sayılı kararında: "Anayasa'nın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararma göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Aynı durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur." demek suretiyle bu sonucu ulaşmıştır.

9.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 21.12.2021 tarihli ve E.2021/(22)9-157, K.2022/1180 sayılı kararında "...yapılan bu açıklamalara göre, somut norm denetimi yoluyla verilen Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır." demek suretiyle aynı görüşü benimsemiştir.

9.Somut olay bu çerçevede ele alındığında AYM'ce TMK'nın 713/2 fıkrasındaki "ölmüş" sözcüğünün 17.03.2011 tarihli ve E.2009/58, K.2011/15 sayılı kararıyla iptal edilmesine rağmen, bu hükmün Resmî Gazete'de yayımlanmasından önce Kanun'da belirtilen 20 yıllık sürenin dolduğu, dolayısıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne iştirak etmek mümkün değildir. Zira davacının her şekilde taşınmazın adına tescilini sağlamak üzere mahkemeden tapu iptali ve tescili yönünde bir karar verilmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu da dava konusu taşınmazın durumuna ilişkin hukuki ihtilafın devam ettiğini, bir başka ifadeyle taşınmazla ilgili kesinleşmiş bir hukuki durumun bulunmadığını göstermektedir. Dava konusu taşınmaza ilişkin olarak karar verecek yargı merciilerinin Anayasa'ya aykırılığı açıkça saptanmış bir kuralı Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca uyuşmazlığa uygulayamayacağı açık olduğuna göre burada iptal kararının somut davada uygulanmayacağını söylemek, Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine aykırı düşecektir.

10.Açıklanan nedenlerle BAM kararının bozulması gerekirken aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog