Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

2. Ceza Dairesi         2023/10116 E.  ,  2025/18017 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/1464 E., 2021/2750 K.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “sanığın suçu işlemediğine, delillerin değerlendirilmesinde sanık aleyhine yanılgıya düşüldüğüne, somut ve yeterli delil bulunmadığına” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.03.2018 tarihli ve 2016/232 Esas, 2018/343 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2018/2923 Esas, 2019/1436 Karar sayılı kararı ile “ ''1-Sanıkların inkara yönelik savunmaları, görüntü izleme tutanakları ve tanık H. U.’nun beyanı ve kollukta düzenlenen 19.03.2016 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı içeriğine göre; fotoğraf teşhis tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin teşhis işleminin tek tanığı oldukları ve kovuşturma evresinde teşhis tutanağının ne suretle düzenlendiği konusunda bilgilerine başvurulmadığı anlaşıldığından, tutanak düzenleyicilerinin tanık sıfatıyla beyanının alınması, toplanan delillere göre sanıkların hukuksal durumunun tartışılıp belirlenmesi yerine eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34, 230, 232/6, 2 10... /1-e-g maddelerine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Sanıkların savunmalarında, suçu kabul etmediği, olayın tek ve yegane tanığının ... olduğu, tanığın soruşturma sırasında alınan beyanında olayı gördüğünü, eylemi gerçekleştiren kişileri tanıdığını belirterek sanıkları fotoğraflarından teşhis ettiği, kovuşturma safhasında tanığa sanıkların teşhisinin yaptırılmadığı, tanığın beyanın alındığı 14.11.2017 tarihli celsede de sanıkların bulunmadığı, dolasıyla sanık ...’yü önceden kendi iş yerinde de hırsızlık yapması nedeniyle önceden tanıdığını beyan eden tanık ile sanıkların yargılama safhasında hiçbir şekilde yüz yüze gelmedikleri anlaşılmakla, tanığın CMK.nun 59.maddesinde de belirtildiği üzere tanıklık ettiği konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları değerlendirebilmek amacıyla dinlendiği, yine CMK.nun 58/1. maddesinde "...gerekirse tanıklığa ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hakimi aydınlatacak" durumların tespiti gerektiğine vurgu yapıldığı, bu hükümlerin hükmü formalite gereği değil, tanığın kim olduğunun ve yapacağı açıklamaların güvenirliğinin dinleyen makam tarafından test edilmesi amacıyla getirildiği, kovuşturma aşamasında sanıkların sorgulama imkânın bulamadığı tanığın ifadesine tek veya belirleyici bir kanıt olarak dayanıp mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu halin CMK.nun 210. maddesine konu edilen dinleme olarak nitelendirilemeyeceği, bu şekilde sanıkların haklarının kısıtlandığı, yargılama sırasında karşılaşmadıkları da dikkate alınarak sanıkların da hazır bulunduğu ortamda tanığın yeniden beyanlarının alınıp, huzurda teşhis işlemi yaptırılarak sonucuna göre sanıkların  hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile 5271 sayılı CMK'nin 210. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Olay yeri otoparkın bina veya binanın eklentisi vasfında olup olmadığının tespit edilip, gerekirse olay yerinde keşif yapılarak sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 142/2-h maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 4-Gerekçeli karar başlığında; suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 232/2-c maddesine aykırı davranıldığından” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 28.06.2019 tarihli ve 2018/2923 Esas, 2019/1436 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2020 tarihli ve 2019/636 Esas, 2020/224 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog