Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/2265 E. , 2024/8170 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
2.(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... (ER:...) Ruhsat Numaralı Saha Demir Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama-Sınıflandırma-Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artışı" projesiyle ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2021 tarih ve E:2021/8419, K:2021/13700 sayılı kararıyla yeni bir bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 09/05/2023 tarih ve E:2023/487, K:2023/4565 sayılı kararıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, inşaat mühendisi (hidrolog), maden mühendisi, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi ve biyolog bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ek bilirkişi raporları ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlar ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; arazi çalışmalarının “hidrojeolojik etüt şartnamesinde” belirtilen hangi hususlara göre ve nasıl yapıldığı ile ilgili ÇED raporunda bir değerlendirmenin bulunmadığı, araştırma kuyusu ve sondajları olmadan yapılan hidrojeolojik etüt çalışmalarının proje alanı ve içinde bulunduğu bölgeye ait hidrojeolojik özellikler açısından alanı temsil anlamında yeterli olmadığı, dayanak olarak gösterilen Hidrojeolojik Etüt Raporunun var olmasının, içeriği ve alanı temsil yönünden yeterli olduğu anlamına da gelmediği, ÇED raporunda proje alanından geçen Çaltı Çayına yönelik DSİ tarafından mevcut veya mutasavver "Taşkın Etüdü ve Planlama” çalışması bulunup bulunmadığının belirtilmediği, proje alanının taşkın potansiyeli ve taşkın önlemleri yönünden ÇED raporunda genel ifadeler dışında bilimsel ve teknik bir çalışmanın yer almadığı, dava konusu proje alanında, Çaltı Çayı için “Taşkın Analiz Raporu” hazırlanmadığı, ÇED raporunda proje alanındaki su kaynağının proje elemanlarına yönelik taşkın analizleri (bölgesel ve noktasal analizlere ek olarak sentetik yöntemlerden DSİ Sentetik, Snyder ve Mockus yöntemleri vb.) ile ilgili bir irdelemenin yer almadığı, mevcut dere yatağı taşkın riski açısından “güvenli kesitin oluşturulması” hakkında bir çalışmanın da yapılmadığı, proje alanında proje faaliyetleri sırasında yağmur suyu, taşkın gibi nedenlerle oluşabilecek yüzey sularının ve yer altı sularının kirlenmesini önlemek amaçlı drenaj yollarının teraslama, palyelemelerle ve üst toprak-hafriyat depolama alanlarıyla birlikte nasıl yapılacağının, bu kanalların lokasyon olarak projelendirilmesinin ve boyutlandırılmasının da “Termin Planına” ek olarak ÇED raporunda yer alması gerektiği, bu yönüyle de ÇED raporunun eksiklikler içerdiği, ÇED raporunda taşkın risklerinin ve kazı sonrası yağış-akış-sızma dengesinin alan özelinde matematik modellerle belirlenmediği, bu hususu içermeyen bir “Hidrojeolojik Rapor” hazırlandığı, proje elemanlarının (bitkisel toprak, pasa, stok alanları vb.) ve bu alanların taşkınlardan etkilenme risklerinin belirlenmediği, bölgeye özgü bilimsel veriler ve söz konusu ÇED raporu birlikte değerlendirildiğinde çok sayıda endemik türe raporda yer verilmediği, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki ve hayvan türlerinin bulunduğu halde (ek raporda ÇED raporunda yer almayan endemikler listesi sunulmuştur), foristik ve faunistik listenin bölge flora ve faunasını yansıtmadığı sonucuna varıldığından, Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Köyü hudutları içerisinde bulunan ... (ER:...) ruhsat numaralı sahada müdahil şirket uhdesinde devam ettirilen demir madeni işletmeciliğine ilişkin düzenlenen demir ocağı ve kırma-eleme-yıkama-sınıflandırma-zenginleştirme tesisi kapasite arttırımı projesi için verilen 26/03/2020 tarihli ''ÇED Olumlu'' kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
1.Davalı idare tarafından, bilirkişi raporunda maden mühendisi tarafından, basamak şev açıları bakımından ÇED raporunun çelişkili olduğu belirtilmiş ise de, ÇED raporuna göre basamak şev açısının 60 derece olduğu, genel şev açısının ise 45 derece planlandığı, Bakanlığın yayımladığı kılavuzunda basamak şev açısının 79 derecenin maksimum değer olarak belirlendiği, bilirkişi raporunun sonuç kısmında patlatma ve ocak tasarımının uygun bulunduğu, ziraat mühendisi tarafından, tarım alanlarına yayılabilecek tozlanmanın etkileri bakımından mesafeler, ürün çeşitliliği ve yöre hayvancılığı bakımından teknik ve açıklayıcı bir araştırma yapılmadığı belirtilmiş ise de, ÇED raporunda, tarım arazilerinin zarar görmemesi için spreyleme yapılacağının, aşırı rüzgarlı havalarda yükleme boşaltma ve taşıma faaliyetlerinin yapılmayacağının taahhüt edildiği, ayrıca toz yayılım modellemesinin yapıldığı ve sonuçların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde (SKHKKY) öngörülen sınır değerleri sağladığının görüldüğü, dolayısıyla projenin tarım alanları ve arıcılık üzerindeki etkilerinin dikkate alındığı, ayrıca ÇED raporunda proje alanıyla ilgili gerekli bilgilerin verildiği, proje alanı ve yakın çevresinde kabiliyet sınıfına göre ilgili tarım alanlarının bulunmadığının belirtildiği, biyolog tarafından, bilirkişi raporunun sonuç kısmında, ÇED raporunda endemiklere ve tehlike altındaki türlere yönelik koruma önlemleri başta olmak üzere, herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, lokal endemik hayvan ve bitki türlerine bu raporda yer verilmediği belirtilmiş ise de, kök bilirkişi raporunun içeriğinde flora ve fauna bakımından aksi yönde değerlendirmelerin bulunduğu, kaldı ki ÇED raporunda alanda yer alan flora ve fauna türlerine yer verildiği, bilirkişi raporunda proje alanının orman alanında kaldığından, yapılacak kazı çalışmalarında orman örtüsünün kaldırılacak olması nedeniyle su tutma kapasitesinin bozulacağı ileri sürülmüş ise de, rehabilitasyon projesinde proje alanında yapılacak faaliyetin su kaynaklarına, akış rejimine, bitki örtüsüne ve toprak durumuna etkilerine yer verildiği, bilirkişi raporunda, projenin Çaltı Çayına etkileri noktasında çelişkili ve eksik bilgilerin bulunduğu belirtilmiş ise de, ÇED raporunun eki hidrojeolojik etüt raporunda proje alanının mevcut su kaynaklarına ve Çaltı Çayına mesafelerine yer verildiği, proje alanının topoğrafik olarak su kaynaklarından üst kotlarda yer aldığı ve atıkların yüzey sularına ulaşmasının engelleneceği, hidrojeolojik özellikler ile jeolojik birimlerin durumlarına dair etüt çalışmalarından elde edilen verilerin hidrojeolojik etüt raporunda yer aldığı, taşkın potansiyeli ile ilgili alınması gerekli önlemlere yönelik taahhütlerin verildiği, yüzey ve yeraltı sularının kirlenmesinin önlenmesi amacıyla drenaj yollarının, teraslamanın, palyelemenin, sedde oluşturma ve şev duraylılığı ile ilgili gerekli tedbirlerin alınacağının belirtildiği, bilirkişi raporunda, projeden kaynaklı toz ve partiküllerin alan içerisinde dağılmış bir vaziyette alan içerisinde gözlemlendiği, mevsim değişim sırasında olası bir doğa olayının tesis içerisinde yer alan ağır metallerin tarım arazilerine ve Çaltı Çayına bulaşma riski olma ihtimali bulunduğundan hem toprak hem su numunesinden alınarak analiz yapılması gerektiği yönündeki tespitle ilgili olarak, faaliyet sırasında personelin içme ve kullanma suyunun sondaj kuyuları ve kaynak yolu ile temin edilmeyeceği, ihtiyaç duyulması halinde periyodik su analizleri yapılarak kullanılacağı, sonuç olarak, bilirkişi raporunun gözlemsel verilere dayandığı belirtilerek, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2.Davalı yanında müdahil tarafından, süresinde temyiz isteminde bulunulmamıştır.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Davacı tarafından, kök ve ek bilirkişi raporu ile dosyadaki deliller birlikte incelendiğinde, projenin fiziksel, biyolojik çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine ve bozulmasına neden olacağı, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da en aza indirilmesi için ÇED raporunda yeterli önlemlerin bulunmadığı, projenin insan, çevre, tarım, hayvancılık ve koruma altına alınan yaban hayatını olumsuz yönde etkileyeceği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğini temsilen muhtar ... tarafından verilen vekaletnameye dayanılarak Av. ... tarafından verilen ve 18/11/2024 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davadan feragat isteminde bulunulmuş ise de, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararının yakından ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak karar bağlanması gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda ise davacı köyün su kaynakları ile tarım arazileri başta olmak üzere, projenin çevre üzerinde olumsuz etkilerinin olacağı iddiasıyla ÇED Olumlu kararının iptalinin istenildiği dikkate alındığında, kamu yararının bulunduğu açık olan bu davada, işlemin hukuka aykırı olduğunu belirleyen yargı kararından sonra davacının davasından feragat etmesinde kamu yararı bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının feragat istemi oyçokluğuyla kabul edilmeyerek, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Davalı yanında müdahilin temyiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 8. maddesinde; sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; tatil günlerinin sürelere dahil olduğu, şu kadarki, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı; ivedi yargılama usulünü düzenleyen ve Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlıklarda da uygulanan 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinde; verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 48 maddesinin 7. fıkrasında; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği ve temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı hususlarının dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca saptanması hallerinde de 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların daire ve kurulca verileceği hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı yanında müdahil vekiline 09/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davanın konusunun, ivedi yargılama usulüne tabi olan çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan kaynaklı uyuşmazlık olması nedeniyle bu karara karşı yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ve en son 24/06/2024 tarihinde temyiz isteminde bulunulması gerekirken, 28/06/2024 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Davalı idarenin temyiz istemine gelince; İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı yanında müdahilin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 31/12/2024 tarihinde davalı yanında müdahil yönünden oybirliğiyle, davalı idare yönünden ise oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :
Dava; Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... (ER:...) Ruhsat Numaralı Saha Demir Ocağı ve Kırma-Eleme- Yıkama-Sınıflandırma- Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artışı" projesiyle ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen... tarih ve ... sayılı ''ÇED Olumlu'' kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporundaki tespitler dikkate alınarak ÇED raporunda çok sayıda endemik türe raporda yer verilmediği, faaliyet alanına özgü lokal endemik bitki ve hayvan türlerinin bulunduğu halde foristik ve faunistik listenin bölge flora ve faunasını yansıtmadığı gerekçesine de yer verilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, dava konusu projenin kapasite artışına ilişkin bir faaliyet olduğu, başka bir ifadeyle, bilirkişi raporunda yer verilen proje alanına ilişkin fotoğraflardan mevcut durumda da faaliyetin söz konusu olması nedeniyle alanın zaten kullanılmakta olduğu, dolayısıyla kapasite artışına ilişkin projenin, alanın flora ve fauna yapısı üzerinde ek yük oluşturmayacağı, bilirkişi raporunda belirtilen bazı flora ve fauna türlerinin eksik olmasının ÇED raporunu kusurlandırmayacağı, bu yönüyle ÇED raporunda yer verilen flora ve fauna türlerinin yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; flora ve faunayla ilgili ÇED raporunun eksik ve yetersiz olduğu yönündeki gerekçenin çıkartılması suretiyle Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idare ile davalı yanında müdahil tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmasından sonra davacı ... Köyü Tüzel Kişiliğini temsilen muhtar ... tarafından verilen vekaletnameye dayanılarak Av.... tarafından verilen ve 18/11/2024 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile davadan feragat isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, iptal davalarının objektif niteliği dikkate alındığında, bu davalarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin hükümlerinin nasıl yorumlanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Hak arama hürriyeti, dava açma hakkı nasıl evrensel temel hak ve hürriyetlerdense, bu hakkın kullanılması, kullanılmaması veya önce kullanıp sonra vazgeçilmesi de kişinin doğal temel haklarındandır. İptal davaları da tam yargı davaları gibi kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikteki haklarındandır.
Buna göre, bu hakkın kullanımı tek taraflı irade beyanı ile yapılıp tamamlandığına, ayrıca mahkemenin veya davalının kabulüne de gerek bulunmadığına göre, feragat beyanından sonra davaya bakmakta olan mahkemece bu beyanın sadece gerçekten feragat anlamında olduğu ve kanunen belirlenen şekilde yapılıp yapılmadığının saptanmasıyla yetinilmesi ve bu saptamadan sonra feragat nedeniyle uyuşmazlığın sona erdiğine ilişkin hüküm kurulması zorunludur. Nitekim, yukarıda metinlerine yer verilen hükümlerde, feragat ve kabulün karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, hiçbir yoruma ihtiyaç bırakmayacak açıklıkta ifade edilmiştir.
Öte yandan, iptal davalarının objektif dava türü olması, bir kişinin açtığı iptal davasından feragat etme hakkını ortadan kaldıran bir özellik değildir. Çünkü o işlemden etkilenen herkesin dava açabilmesi mümkün olup, başkalarının açmadığı davalar nedeniyle dava açan kişinin doğal ve yasal bir hakkının yorum yoluyla hukuken elinden alınma olanağı bulunmamaktadır. Aksi halde objektif nitelikteki iptal davası açıldıktan sonra feragat hakkının tanınmaması, mahkemelere adeta kamu savcılığı görevi verilmesi sonucunu doğurur. Oysaki Anayasa'da ve yasalarımızda mahkemelere böyle bir görev verilmemiştir.
Bu durumda, davadan feragatin idari yargıda görülen bütün davalarda uygulanabilmesinin mümkün olması, bu hakkın yorum yoluyla kısıtlanma olanağının bulunmaması, davacının yasal şekle ve esasa uygun olarak davasından feragat etmiş olması karşısında, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca Mahkeme kararının bozularak, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmadığına karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum. MÜDAHALE İSTEMİ HAKKINDA KARAR ... Köyü Tüzel Kişiliği tarafından, Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... (ER:...) Ruhsat Numaralı Saha Demir Ocağı ve Kırma-Eleme-Yıkama - Sınıflandırma-Zenginleştirme Tesisi Kapasite Artışı" projesiyle ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı ''ÇED Olumlu'' kararının iptali istemiyle açılan davada; ..., ..., ..., ...,... ve ... tarafından, davacı yanında davaya katılma istemlerini içeren dilekçe incelendi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 66. maddesinde; üçüncü kişinin, davayı kazanmasından hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabileceği düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı yanında davaya fer'i müdahale talebinde bulunan ..., ..., ..., ...,... ve ...'ın dava konusu ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle dava açabilecek durumda olduğu açık olduğundan, fer'i müdahil olarak davaya katılma şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın müdahale istemlerinin reddine, 31/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.