T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1186
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/02/2022
NUMARASI : 2021/151 Esas 2022/150 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
BAM KARAR TARİHİ : 15/01/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026
Davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı ... A. Ş tarafından üretilerek satışa arz edilen ve diğer davalı ... A. Ş tarafından 31/05/2014 tarihli BY 397009, 397010 ve 397012 seri numaralı faturalar ile 3 adet ...marka .. tip kapalı kasa kamyonetin 193.600,42.-TL bedelle müvekili şirkete satıldığını ve 24/06/2014 tarihinde ..., ..., ... plaka sırasına tescilinin yapıldığını, ... Plaka sayılı aracın 04/09/20154 tarihinde 127.123 km. De iken piston deldiğini ve aracın garanti kapsamında davalının yetkili servisinde ücretsiz olarak onarıldığını, ...plaka sayılı aracın 07/11/2015 tarihinde 152.265 km. De iken piston deldiğini ve aracın yetkili serviste ücretsiz onarıldığını, ... Plaka sayılı aracın 13/05/2016 tarihinde 174.901 km de iken piston deldiğini ve davalının yetkili servisine çekildiğini halen motor sökülmüş vaziyette olduğunu, ... Plakalı aracın 255.969 km deyken ... plaka sayılı aracın 273.122 km deyken krank milini çatlattığını ikinci kez komplo motor tamirinin yapıldığını, bu arıza için işçilik ödenmediğini ancak yedek parçaların serviste çok pahalı sunulması nedeniyle davacı tarafından...yedek parça satıcıları tarafından temin edilerek onarıldığını, her üç aracın da daha iki yıl bile dolmadan çok kısa aralıklarla ayrı arızayı yapması nedeniyle İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/623 D.İş sayılı dosyasında araçta meydana gelen hasarın neden ibaret olduğu, bu arızanın ayıp niteliğinde olup olmadığının tespiti istendiği, düzenlenen bilirkişi raporunda arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine ihtarname keşide edilerek seçimlik haklardan sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarının ihbar edildiğini, araçların sürekli arıza çıkartmasının müvekkilinin işlerinin aksamasına neden olduğunu belirterek, araçların olağan olmayan sıra dışı arızaları nedeniyle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı onarım bedelleri, arıza sırasında kullanamadığı için ikame araca yaptığı ödemeler ile uğradığı diğer zararlara ilişkin tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile araçların ayıplı olması ve araçların satışına dair sözleşmelerden dönmeleri nedeniyle araçlar için ödenen toplam 193.600,42.-TL tutarındaki satış bedelinin davalıların temerrüt tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesinde hesaplanacak avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının ayıp ihbar sürelerine uymadığını, araçların 127.000, 152.000 ve 174.900 Km'ye kadar sorunsuz kullanılmasının araçta bir imalat hatasının varlığını göstermeyeceğini, uygun yakıt kullanılmaması halinde sorunun oluşabileceğini, her üç aracın da aynı yerden yakıt aldığı için aynı sorunların çıkabileceğini, uygun olmayan yakıt kullanımının neden olduğu yüksek tutuşma sıcaklığının, tutuşma gecikmesi süresinin uzamasına neden olduğunu, yanma odasında enjeksiyon devam ettiği için yakıt birikmesine ve ani yanma sonucu oluşan basınç artışının normalin üzerine çıkmasına ve sonuçta dizel vuruntusunun artmasına neden olduğunu, aynı zamanda enjektörün yakıt damlatması veya uygun olmayan formda yakıt püskürtmesi sonucu piston çukurunda birikerek piston hasarına neden olduğunu, yanma odasındaki vuruntunun artmasının piston ve yanma odasında hasar oluşturduğunu, her durumda piston malzemesinin genellikle en zayıf malzeme olduğunu ve piston tepesinin delinmesine neden olduğunu, araçların garanti dışı kalıncaya kadar sorunsuz kullanıldıklarını, bedel iadesi talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, sorunların üretimden kaynaklanmadığını, araçlardan ....plakalı aracın garanti kapsamında, ....plakalı aracın ise ücret karşılığı onarıldığını, ... plakalı aracın ise davacının garanti dışında onarıma izin vermemesi nedeniyle onarılamadığını, araçlardaki arızalann onarımla giderilebilecek ve değer kaybına neden olmayacak anzalar olduğunu, davacının bedel iadesi talebinin kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...Somut olayımızda ; davacı taraf davalı .... A. Ş tarafından üretilerek satışa arz edilen ve diğer davalı ... A. Ş tarafından davacıya satılan ..., ...., ....plaka sayılı araçların ayıplı olduğunu ileri sürmüş, mahkememizce davaya konu araçların ayıplı olup olmadığı hususunda birden fazla bilirkişi raporu aldırılmış, ancak bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderir şekilde en son 9 Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi akademisyenlerinden alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve açık, diğer raporlar arsındaki çelişkiyide giderir şekilde düzenlendiğinden, hükme esas alınarak davacıya ait araçlardaki arızanın silindir içindeki aşırı termal zorlanmalar sonucu meydana geldiği pistonun deforme olduğu ve delindiği, düzensiz yanma ve basınç değişiminin kranklarda ve yataklarda bozulmalara neden olduğu, bunun kullanıcı hatasından değil üretimden kaynaklı gizli bir ayıp olduğu ve zaman içerisinde ortaya çıktığı, davacıya ait dava konusu araçların aynı arızayı 2. kez verdikleri , dolayısıyla davaya konu araçların gizli ayıplı oldukları anlaşılmakla davacının TBK daki seçimlik hakları kullanabileceği, her ne kadar davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de; araçların garanti süresi içerisinde piston delerek servise götürülerek tamir edildiği, her üç araçta da değişik zamanlarda aynı arızanın meydana gelmesi nedeni ile davacının İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/632 değ. iş dosyasında delil tespiti yaptırdığı, bu tespit sonucu aldırılan rapora göre davaya konu araçlarda gizli ayıp olduğu belirlendiğinden delil tespit raporunun havale tarihi olan 14/06/2016 tarihinden hemen sonra rapor kendisine tebliğ edilmeden davalılara İzmir 8. Noterliğinin 16/06/2016 tarih 4712 yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiği, ihtarnamenin davalılara tebliğ edildiği, dolayısıyla davacının gizli ayıbı öğrenir öğrenmez davalılara ihbarda bulunduğu, TBK nun 231/2 maddesi gereğince de satılan araçların gizli ayıplı satılması nedeni ile ağır kusur durumu söz konusu olduğundan iki yıllık zamanaşımı süresinin somut olayda uygulanamayacağı, satıcı olan davalı ... şirketinin gizli ayıptan sorumlu olduğu, aynı şekilde aracın üreticisi konumunda olan ... şirketinin de gizli ayıp nedeniyle davacının zarara uğramasına neden olduğu, araçlardaki ayıpların üretimden kaynaklandığı, dolayısıyla her iki davalıya husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu, davaya konu araçlar üzerinde her hangi bir takyidat olmadığınında getirtilen kayıtlardan anlaşıldığı, bu nedenlerle davacının TBK. daki seçimlik haklarından sözleşmenin feshi ile araçların iadesi ve araç bedelinin iadesini talep ettiği nazara alınarak davanın kabulüne, taraf vekillerinin bayanlarına göre araçların 23.11.2018 tarihinde davalı tarafa teslim edildiği belirtildiğinden teslim tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "1-DAVANIN KABULÜ İLE;
2.... plakalı .... ... şase numaralı, ... plakalı ... Model..... şase numaralı , ... plakalı ...Model ... şase numaralı araçlar için davacı tarafça ödenen toplam 193.600,42-TL nin 23.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda belirtilenin aksine üretici sıfatını haiz müvekkil şirket .... A.Ş.ye husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, gerek dava konusu araçların ticari araç olması gerekse de tarafların tacir olduğu ve somut olayda da ticari satımın söz konusu olduğu işbu uyuşmazlığa ticari satıma ilişkin hükümlerin uygulanacağı ve bu itibarla satılan araçların hukuki tabiyetinin ve garanti şartlarının Türk Ticaret Kanunun atfıyla, Türk Borçlar Kanunu'na tabi olduğunun açık olduğunu, bu doğrultuda, her şeyden önce, satış sözleşmesine taraf olmayan imalatçı/ithalatçı müvekkili şirkete husumetin yöneltilemeyeceğini, kaldı ki, müvekkili şirket.... A.Ş.nin ticari garanti uygulaması, onarım esasına dayanmakta olup, araç değişimi ve/veya bedel iadesi talepleri, ticari garanti uygulaması kapsamında olmadığını, davacı tarafa da teslim edilmiş bulunan Garanti Kılavuzunda da, bu hususun belirtildiğini, işbu davada ayıp ihbar sürelerine riayet edilmemiş olduğu gibi zamanaşımı süresinin de dolduğunu, dava konusu araçların 31.5.2014 tarihinde satın alınmış olup, üretim kaynaklı olduğu iddia edilen piston delinmesi şikâyeti ile ilgili olarak 4.9.2015, 7.11.2015 ve 13.5.2016 tarihlerinde müvekkil yetkili servise başvuruda bulunulduğunu, dava konusu araçların 31.5.2014 tarihinde satın alınmış olmasına karşın, davacının ihbar süresine riayet etmediğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklı bir ayıbın bulunmadığını, gerekçeli kararda iddia edildiği gibi, üretimden kaynaklı bir sorun bulunsa idi, dava konusu araçlar uzunca bir süre sorunsuz bir şekilde kullanılamayacağını, davacının, dava konusu ... plakalı araç bakımından seçimlik hakkını, aracın onarımı yönünde kullandığını, seçimlik hakların, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir kez kullanıldıktan sonra bu haktan dönmenin hukuken mümkün olmadığını, herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemek kadıyla mahkemece davacı tarafın iddiasının haklılığına karar verilmiş olduğu somut olayda, davacı tarafın aracı kullandığı süre içinde elde ettiği menfaatleri iade etmesinin gerektiğini beyanla yerel mahkemece verilen davanın kabulü kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ayıplı araç iddiasına dayalı sözleşmeden dönme ve bedel iadesi istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir.
TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar:
a)Ortada bir ayıp bulunmalıdır
Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir.
b)Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz.
c)Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır.
Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir.
Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz.
d)Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır
e)Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır
f)Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır
Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir.
TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür.
Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011)
Davacı taraf, satın alanın üç aracın da daha iki yıl bile dolmadan çok kısa aralıklarla ayrı arızayı yapması nedeniyle İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/623 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunun tespit edildiği, bunun üzerine ihtarname keşide edilerek seçimlik haklardan sözleşmeden dönme hakkını kullandıklarının ihbar edildiğini, araçların sürekli arıza çıkartmasının müvekkilinin işlerinin aksamasına neden olduğunu belirterek diğer zararlara ilişkin tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile araçların ayıplı olması ve araçların satışına dair sözleşmelerden dönmeleri nedeniyle araçlar için ödenen toplam 193.600,42.-TL tutarındaki satış bedelinin iadesi talebi ile dava açmış; davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davacının bedel iadesi talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar .... A.Ş. ve .... A.Ş. vekilince 05/04/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvurusundan feragat ettikleri bildirir dilekçe sunulmuş ise de dilekçe ekinde tarafların anlaştıkları hususunda belge bulunmadığı görülmüş olup, Dairemizin 06/06/2023 tarihli ara kararı ile davalılar vekilinin sunmuş olduğu vekaletlerde kanun yollarından feragat yetkisi bulunmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, denetime elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu araçların üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıplı olduğunun, ayıbın giderilemediğin, arızanın araçların kullanımından kaynaklanmadığının, süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının anlaşılmasına göre davalılar vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/02/2022 tarih, 2021/151 Esas ve 2022/150 Karar sayılı kararına karşı davalılar vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.İstinaf kanun yoluna başvuran davalılardan alınması gereken 13.224,84 TL istinaf harcından başlangıçta alınan ... Şirketi'nden alınan 3.306,22 TL ve.... Şirketi'nden alınan 2.479,65 TL olmak üzere toplam 5.785,87 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.438,97 TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın Dairemizce taraflara re'sen tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026