Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/4526 E. , 2024/6000 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Anonim Şirketi (...) pay piyasasında 22/05/2020-05/06/2020 döneminde gerçekleştirilen işlemlerle, Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 6. maddesinin dördüncü fıkrasının ihlal edildiğinden bahisle davacıya 1.175.029,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bu kararın davacı tarafından temyizi üzerine, ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararla; temyiz için yatırılması zorunlu olan 397,80-TL temyiz başvuru harcı ve 168,30-TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 566,10-TL harç ücreti ile 150,00-TL posta giderinin 7 (yedi) gün içerisinde tamamlanması gerektiğine, aksi takdirde temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılacağına ilişkin 18/07/2022 tarihli Başkanlık yazısının davacı vekiline 23/07/2022 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, verilen süre içerisinde söz konusu yargılama giderinin yatırılmadığı anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davacı tarafından, ihtarlı yazıda kendilerine kesin süre verilmediği, dosyanın niteliği gereği yapılacak tüm tebligatların her iki avukata da yapılması gerektiği, dosyadaki tüm işlemlerin Av. ... tarafından yapılmasına karşın ihtarlı yazısının Av. ...’a yapılmasının usulsüz olduğu, rastgele tebligatlar yapıldığı, kararın hakkaniyetli olmadığı, harç eksikliğin esasa etkili olmadığı, kararın bozulması gerketiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ :
Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan âdil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (AYM, Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü” ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34).
Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§ 36-40).
Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler hukuk güvenliği ilkesi gereği olup adil yargılanma hakkının ihlâli olarak değerlendirilemez. Anılan süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet ederler. Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler, devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılı oldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetini engellemiş sayılmazlar (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22083/93,22095/93; 22/10/1996, § 51).
Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakım şartlara tâbi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdırlar (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
Dosyanın incelenmesinden, davacının iki vekilinin bulunduğu, davada aktif taraf işlemlerinin avukat ... tarafından, mahkeme tarafından tebligatların ise diğer avukat ...'a yapıldığı, temyiz dilekçesinin yine avukat ... tarafından sunulduğu ve yatırılması gereken harç ve posta giderlerinin yatırılmadığı, 2577 sayılı Kanunun 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca harç ve posta gideri istem yazısının 23/07/2022 tarihinde avukat ...'a tebliğ edildiği, süresinde harç ve posta giderinin yatırılmaması üzerine, 14/09/2022 tarihinde temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın tebliği üzerine her iki harcın ve posta giderinin yatırılarak temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına yönelik kararının temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 75. maddesi ile 7201 sayılı Tebligat Kanununun 11. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesince harç ve posta gideri istem yazısının tebligatında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktaysa da, davada her işlemin avukat ... tarafından yapılması, avukat ...'a yapılan tebligatın adli tatile rastlaması, temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına yönelik kararının tebliği üzerine hemen harç ve posta masraflarının yatırılmış olması göz önüne alındığında temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına yönelik kararının kaldırılmamasının aşırı şekilci bir yorum olacağı ve mahkemeye erişim hakkını 2577 sayılı Kanunun 48. maddesinin altıncı fıkrasının amacına aykırı şekilde sınırlayacağı kanaatiyle, temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına yönelik kararının kaldırılarak Bölge İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın temyiz edilmesi üzerine verilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Posta giderleri avansından artan tutarın ve fazladan yatırılan ...-TL harcın davacıya iadesine,
5.2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.