T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan markanın hükümsüzlüğü,marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti,önlenmesi,tazminatdavasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin dünyada dijital kamera ve fotoğraf baskı ürünleri, medikal sistemler, grafik sistemler, endüstriyel ürünler üretimi ve pazarlamasını yapan büyük bir firma olan ... ’ın Türkiye’deki faaliyetlerini yürüten bağlı kuruluşu olduğunu, ... olarak tanınan ... (“...”)'nin ise, gerek WIPO gerekse Türk Patent ve Marka Kurumu (“TPMK”) nezdinde tescilli “...” markalarıyla fotoğrafçılık alanında faaliyetlerini yürütmekte olduğunu, Müvekkili Şirket ile ... arasında 04.01.2019 ve 08.01.2020 tarihlerinde imzalanan Türkiye bölgesini kapsayan münhasır distribütörlük sözleşmesi gereği, Müvekkili Şirketin, ... markalı stüdyo flaşı, kamera flaşı, LED ışık, Dış mekan flaşı, uzaktan flaş tetikleme ürünlerinin (studio flash, camera flash, LED light, Outdoor flash, remote flash trigger) Türkiye’deki tek yetkili satıcısı olduğunu, davalının kendisini “... ” ve “...” ve buna benzer ifadeler ile tanıttığını, bu sebepler ile davalıya ihtar gönderilmiş olduğunu, Davalı her ne kadar 19.04.2019 tarihli cevabi ihtarnamesinde fiillere son verdiğini belirtmiş ise de bu ifadenin bu gerçeğe aykırı olduğunu, davalının haksız rekabet dahil olmak üzere hukuka aykırılık teşkil eden tüm işlemlerine aynı şekilde devam ettiğini, davalıya son kez ...
31.Noterliği’nin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarname gönderilmiş olduğunu, akabinde davalı, ...
11.Noterliği ... tarih ve ... yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi ile "..." markasının kendi adına tescil edildiğini ve koruma altına alındığını, marka hakkındaki itirazların yayımdan itibaren 2 aylık yasal itiraz süresi içerisinde de Türk Patent ve Marka Kurumuna bulunması gerektiğini belirttiğini, müvekkil Şirketin, kendisinin Türkiye pazarında tek yetkili satıcı olduğu ... markası ve ürünlerinin, Davalı taraflarca gönderilen ...
11.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile TPE nezdinde ...Sınıflarında ... no'su ile Davalı adına kötü niyetli olarak tescil edildiğini öğrenmiş olduğunu, Müvekkili Şirketin, ... marka ürünlerinin Türkiye pazarında satışı konusunda münhasıran tek yetkili satıcı/distribütör olduğundan diğer bir deyişle ...’un Türkiye’deki temsilcisi olduğundan “...” markasının tescili ve kullanımının Müvekkili Şirketin faaliyetleriyle iltibas yaratmakta ve bu iltibasın Müvekkili Şirkete zarar vermekte olduğunu, bu sebeple kötü niyetli tescile karşı Müvekkili Şirketin tek yetkili distribütör sıfatıyla işbu davayı ikame etmekte menfaati olduğunu, markalar arasındaki benzerlik derecesi oldukça yüksek olması sebebiyle ... sınıflandırması farklı olsa da burada karıştırılma (iltibas) tehlikesi doğduğunu, bu sebeple markanın hem kötüniyet hem de iltibas sebebiyle davalı adına 06/05/2019 tarih ve ...sicil no ile tescilli “...” markasının Müvekkili Şirket’in marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, ayrıca markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek markanın sicilden terkinine, 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davacının sunduğu distribütörlük sözleşmesi tarihinin 30 Kasım 2020’de dolmuş olduğunu, davacının ... markası için emeği olmadığını, müvekkili şirketin 12 Yıldır Türkiye’de ... markalı ürünlerin ithalatını yapmak sureti ile tek satıcı ve bu markanın Türkiye çapında tanınmasına öncülük ettiğini, davacının müvekkilinin çabaları ile Türkiye’de tanınır olan ... markasının 2019’da distribütörlüğünü almış olduğunu, müvekkilinin 12 yıldan beri paralel ithalat belgesi ve yöntemi ile üretici firmanın Orijinal ... marka ürünlerini Çin’deki yasal bayilerinden ithal etmek sureti ile Türkiye’ye getirdiğini, üretici firmanın resmi internet sayfalarında ve ... arama motorlarında Türkiye temsilcisi ve satıcısının ... olduğunu yazılı olarak sayfasında ilan etmiş olduğunu, asılsız ihbar ile müvekkili iş yerinde arama yapıldığı ve ürünlerin kaçak olmadığının tutanakla tespit edilmiş olduğunu, davacının ihtarı ile ... ibaresinin yanından Distribütör ibaresinin kaldırıldığının davacıya ihtar edildiğini, üretici firma marka vekili tarafından müvekkili markasına itiraz edilmiş ise de itirazın reddedilmiş olduğunu, ... Türkiye ibaresinin 2016-2017 yıllarından bu yana domain kayıtlarının müvekkili adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin paralel ithalat yaptığını ve bu durumun haksız rekabet yaratmadığını, üretici firmanın müvekkili marka kullanımına 2019 yılına kadar itirazı olmadığını, müvekkili ile üretici firma arasında 2017 yılında yapılmış örnek distribütörlük sözleşmesinin örnek olarak dosyaya sunulmuş olduğunu, asıl davacının ürünleri düşük fiyata satarak haksız rekabet yaratmaya ve müvekkilinin piyasadan çekilmesini sağlamaya çalıştığını beyanla davanın reddini talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; Davalı adına tescilli ... nolu "..." markasının hükümsüzlüğü davacı markasına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, tedbir , şimdilik 1000 TL maddi , 10000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili kapsamında açıldığı, anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, zamanaşımı ve aktif dava ehliyeti savunması yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış,
HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş,
HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
Bilirkişiler..., ...ve ... tarafından sunulan 01/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının ...başvuru ve ... başvuru nolu, ... şekil şekilli markası ile davalının... başvuru nolu ... Türkiye şekil markası nın tescilli oldukları alt sınıflar bakımından yalnızca .... Sınıfta “Fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri, banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri.” alt grubunda ve ... Sınıfta ise Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları.” benzerlik taşımakta olup davalının markasının davacı markası ile benzerlik gösterdiği ancak bu alt sınıflar yönünden iltibas riski taşıdığı, somut olayda raporlarında yer alan değerlendirmeler uyarınca davalının tescilli markasını hem tescilli olduğu sınıfın dışında kullandığı hem de ... markalı ürünlerin tanıtımı dışında kendi ticari faaliyetlerinin tanıtımı için kullandığı ve asli unsur haline getirdiği, .... ibaresini tescilli olduğu sınıf dışında yer alan ürünlerin satış ve tanıtımı için 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7/3-ç bendi kapsamında “iş evrakı ve reklamlarında kullanıldığı” ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7/3-d bendi kapsamında “hakkı veya meşru bağlantısı olmamasına rağmen internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanıldığı.” kanaati ile ... Sınıflarda tescilli ... markasına tecavüz fiilinin oluştuğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil vasfına sahip olduğu, davalı taraf ticari defterleri sunulmamış olduğundan, davalı taraf ticari defterleri üzerinde davaya konu ihtilafa yönelik olarak bir inceleme gerçekleştirilemediği, haksız rekabet şartlarının oluştuğunun kabulü halinde; davalının haksız rekabete ilişkin tespit edilen eylemleri... tarihinde ...
1.Noterliği aracılığıyla gönderilen ... yevmiye numaralı İhtarname’ye dayandığı, davalının haksız rekabete ilişkin tespit edilen eylemlerin ihtar tarihi olan 17.04.2019 ile dava tarihi olan 03.08.2021 tarihi arasında zararın doğmasında hangi müşteriler ya da ürünler bazında ne miktarda bir kayıp oluştuğuna ilişkin sayısal dayanakların sunulmadığı, davalının haksız rekabetine ilişkin tespit edilen en yakın dönem olarak seçilen 2019 yılına oranla davacı şirkette net satış kaybı yaşanıp yaşanmadığının irdelendiği, davacı şirket net satışlarının 2019 yılı net satışlarına oranla artış eğilimi gösterdiği buna paralel olarak brüt satış karlılığı ve faaliyet karlılığı oranlarının da artış gösterdiği, davacı şirketin net satışlarında anlamlı herhangi bir gerilemeden söz etmenin olanaklı bulunmadığı, dolayısıyla davalının haksız rekabet teşkil eden eyleminin davacı şirket satışlarında olumsuz bir değişim olduğundan söz edilmesinin finansal yönden anlamlı görünmediğini nihai takdirinin Mahkememize ait olduğunu bildirilmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ...ve...tarafından sunulan 13/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalı vekili tarafından 12.09.2022 tarihli bilirkişi incelemesine esas olmak üzere ticari defter kayıtlarının takdimi konulu dilekçesinde ekinde davalı firmanın; 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerin (yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defteri) açılış ve kapanış tasdik sayfaları ve 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına yıllık gelir vergisi beyannamelerinin sunulduğu, tekrardan yapılan incelemede: Davalının 2018, 2019, 2020 ve 2021 takvim yılı ticari defterlerinin Türk Ticaret Kanunu madde 64, 66 ve Vergi Usul Kanunu madde 220-226’ya göre açılış ve yevmiye kapanış tasdikinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, ancak dosyaya ticari defterlerin tasdik sayfaları hariç ticari defter kayıtları sunulmamış olduğundan ticari defterlerin Vergi Usul Kanunu’nun 215’inci ve 219’uncu maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulup tutulmadığını, birbirini teyit edip etmediğini söylemek mümkün bulunmadığı, delil kabiliyetlerinin mahkemeye ait olduğu, kök haksız rekabet şartlarının oluştuğunun kabulü halinde; davalının haksız rekabete ilişkin tespit edilen eylemlerin ihtar tarihi olan 17.04.2019 ile dava tarihi olan 03.08.2021 tarihi arasında zararın doğmasında hangi müşteriler ya da ürünler bazında ne miktarda bir kayıp oluştuğuna ilişkin sayısal dayanaklar sunulmamış durumda olduğu, haksız rekabet sebebiyle kazanç kaybı davalının dosyaya sunulu gelir tabloları esas alınmak suretiyle hesaplama; davalı firmanın hasılatları üzerinden 2019 yılında 17.928,73 TL faaliyet karı, 2020 yılında 40.774,74 TL faaliyet karı, 2021 yılında ise 95.457,39 TL faaliyet zararı oluştuğu, bu durumda davacının, haksız rekabet sebebiyle kazanç kaybının 58.703,47 TL olabileceği takdirinin mahkememize ait olduğu, davalının eylemlerinin TTK m. 55/1-(a).4’de düzenlenen başkasının mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini veya işlerini kendisininki ile karıştırmaya yol açacak şekilde olduğunun kabulü gerektiği bildirilmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 17/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının markası ile davalının markasının tescilli oldukları alt sınıflar bakımından sadece .... sınıfta “Fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri, banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri.” alt grubunda ve ... sınıfta, manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri. Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları.” benzerlik taşımakta olup, davalının markasının davacı markası ile benzerlik gösterdiği bu alt sınıflar yönünden karıştırılma ihtimalinin olduğu, davalının kullanımının dürüst kullanım kapsamında olmadığı ve davacının markasına tecavüz teşkil ettiği, davalının kötüniyetli olup olmadığının Mahkemenin takdirinde olduğu, davalının 2019 ve 2020 yıllarında ... Marka ürün satışlarından toplam 9.887,29 TL (4.464,25 + 5.423,04 = 9.887,29) Faaliyet kârı elde etmiş olabileceğinin hesap Edildiğini bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 30/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacının mesnet gösterdiği markanın kelime markası olup ... ibaresinden ibaret olduğu ve Markanın bütün vurgusunun ... ibaresinde olduğu; Davalı markasının kelime markası olup yukarıda büyük biçimde ... ve altında daha küçük Türkiye ibarelerinden meydana geldiği, Markanın vurgusunun ... ibaresindeyken Türkiye ibaresinin ayırt edicilik unsuru taşımayan tali unsur olduğu, Davalı markasının davacının mesnet gösterdiği markaya ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede benzer olduğu, Davacının mesnet gösterdiği ... numaralı ... markasının, .... Emtia sınıfında “Deklanşörler (fotoğrafçılık); el fenerleri (fotoğrafçılık); kameralar için tripodlar; flaş ampulleri (fotoğrafçılık); kameralar (fotoğrafçılık); panjurlar (fotoğrafçılık); teleskoplar; uzaktan kumanda aparatı; galvanik hücreler.” Emtialarını kapsayacak şekilde; ... numaralı ... markası ise .... Emtia sınıfında “Lamba mantoları; ışık difüzörleri; spot ışıkları; kurutma aparatı; kanalizasyon için arıtma tesisleri; radyatörler [ısıtma]; dezenfektan aparatı; su ısıtıcılar, elektrikli; soğutma kapları; ısı akümülatörleri.” Emtialarını kapsayacak şekilde tescilli olduğu, Bu yönüyle davalının ... numaralı ... markasının tescilli olduğu alt sınıflar bakımından; ... Sınıfta “Fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri, banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri.” Alt grubunda ve .... Sınıfta “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları, Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri, Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları”alt grubunda davacının mesnet gösterdiği benzer mal veya hizmet sınıfında tescillendiği ve böylece karıştırılma ihtimali yaratacağı, davalı markasının sayılan alt sınıflarda SMK’nun 25/I maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı yanın gerçekleştirdiği iddia olunan kullanımlarının davacı yanın mesnet gösterdiği markalara tecavüz teşkil edeceği görüş çerçevesinde davalı yanın markasal kullanımlarının nihai tüketiciyi yanıltabileceği, tarafların aynı/benzer iş kollarında ticari faaliyet gerçekleştirdikleri göz önünde bulundurulduğunda ilgili kullanımların davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği , 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55’ince maddelerinde yer alan haksız rekabet düzenlemesinde, mülga Ticaret Kanunu’ndan farklı olarak marka, unvan, ticari ad gibi sınai mülkiyet konularının zikredilmemiş oluşu, haklarının özel yasalarda düzenlenmiş oluşunu veuygulamada tereddütlere yol açılmasını gerekçe göstererek, marka hakkına tecavüz eylemlerinin ayrıca haksız rekabet olarak kabul edilemeyebileceği yönünde içtihat değişikliğine gitmesi hasebiyle davalı yanın markasının davacının mesnet gösterdiği markaya tecavüzünün haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği hususunun değerlendirmesinin Mahkememize ait olduğu, Davalının davacıya ait ... markası ile ithalatların tutarların belli olduğu, bu ürünlere ait satış bedellerinin tespit edilemediği, toplam satışların içindeki ortalama satış karına göre 243.340,72 TL hesap edildiği Tazminat Yönünden takdirinin Mahkememizde olduğu" bildirilmiştir. Bilirkişiler ..., ...ve ...
08/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda; " kök rapordaki görüşlerini tekrar etmişlerdir. USUL İTİRAZLARININ İNCELENMESİ:
Davalı vekili davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüştür.
Huzurdaki davacı ile dava dışı ... arasında ... ve ... tarihlerinde imzalanan Türkiye bölgesini kapsayan münhasır distribütörlük sözleşmesi gereğince huzurdaki her dava sebebi yönünden aktif dava ehliyetin incelenmesi gereklidir. Zira sunulu tek marka satıcılık sözleşme hükümlerinin de aktif dava ehliyeti yönünden incelenmesi gereklidir. HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİ YÖNÜNDEN İNCELEME Somut uyuşmazlık yönünden hükümsüzlük davası ele alındığında; davacının hükümsüzlük iddialarının karıştırma ve kötü niyetli tescile dayandığı anlaşılmaktadır. 6769 Sayılı SMK.nun 10. Maddesinde ; açıkça marka sahibinin izni olmadan tescil edilen markanın, marka sahibi tarafından markanın kullanımının yasaklanması/ devri talep edebileceği hususu düzenlenmektedir. SMK 10. Maddesi gereğince markanın hükümsüzlüğünü ancak markanın gerçek sahibi olduğunu iddia eden kişi/kişilerce açılması gerektiğine işaret edilmektedir.
Davacı davalının tescilde kötüniyetli olduğunu ve kötüniyetin korunmayacağını ve davacının kötüniyete dayalı hükümsüzlük iddialarının incelenmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşıldığından ve tek satıcılık sözleşmesine göre hükümsüzlük davası açmakta haklı olduğunu ileri sürdüğünden keza; Yargıtay 11.HD’nin ... esas- ...karar ve 11.9.2025 tarihli ilamları da gözetildiğinde SMK'nın 6. maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 25. maddenin birinci fıkrası gereğince hükümsüzlük davası açmakta davacının menfaaati olduğu, bu sebeple kötüniyete dayalı marka hükümsüzlüğü talebi yönünden aktif dava ehliyeti bulunduğu, değerlendirilerek hükümsüzlük isteminin incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Markanın gerçek sahibinin dava dışı ... Şirketi olduğu, ülkemizde ... ve ... no ile ... ibaresi ile...Sınıf için tescilli olduğu, davalının ise dava dışı Şirketinin belirli dönemler için Türkiye de tek satıcısı olduğu, huzurdaki davacının tek yetkili satıcı olduğu, ancak huzurdaki dosya kapsamında sunulu belgeler kapsamına göre ise; davacıya dava açmak için gerçek marka sahibi tarafından bir yetki verilmediği, tek satıcılık sözleşme hükümleri arasında da bu yönde bir düzenleme olmadığı, huzurdaki davanın yetkili satıcı tarafından daha önceki yetkili satıcının marka tescilinin hükümsüz kılınması istemli olarak açıldığı anlaşılmaktadır. Kötü niyetli tescil iddiasının değerlendirmesi:
SMK 6/9 maddesinde kötü niyetli tescil bir tescil engeli olarak yasal mevzuattaki yerini almıştır. Yargıtay HGK, 16.07.2008 tarih ve...- E., ...
K. Sayılı kararı ile tescilde kötü niyetliliği markanın hükümsüzlüğüne yol açacağı yönünde içtihat oluşturmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de sonradan vermiş olduğu kararlarda bu hususu dikkate almıştır. Bir markanın kötüniyetle tescil ettirildiğinden söz edebilmek için, o markanın tescil ettirilmesinin altında başkasına ait olduğunu bildiği bir markayı haksız olarak sahiplenme, başkasına ait markanın tanınmışlığından ve itibarından haksız olarak yararlanma, başkasının markasının piyasaya girmesini engelleme, tescil ettirilen markayı gelecekte gerçek hak sahibine markadan doğan hakları kullanmakla tehdit ederek satma amacı gibi dürüstlük kuralı (MK m d. 2) ile bağdaşmayan kanıtlanabilir niyetlerin yatması gerekir. Somut uyuşmazlıkta gerçek marka hak sahibinin dava dışı Çin ülkesinde mukim .. şirketi olduğu, davalının ise ... firmasının Türkiye deki daha önceki tek satıcısı olduğu, huzurdaki davacının ise dava dışı firmanın davalıdan sonraki tek satıcısı olduğu hususlarında çekişme bulunmamaktadır.
İncelenmesi gereken husus tescil nedeniyle sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescilin bulunup bulunmadı hususlarının tartışılmasıdır.
Davalının da dava dışı Şirketinin bir dönem Türkiye deki tek satıcısı olduğu, ancak sonrasında ülkemizde markanın tek yetkili satıcısının davacı firma olduğu, davacının yetkili olduğu dönemde davalıya halen yetkili satıcı olarak tanıtımlarda distribütör ibaresini kullandığından ötürü haksız rekabete dayalı olarak 17.4.2019 tarihinde ihtar gönderildiği ve ihtara davalı tarafından 19.4.2019 tarihinde verilen cevapda ise markayı ülkemizde yoğun emek sonucu tanıttığını, Distrübütör ibaresini tüm kayıtlarından sildiğini bildirdiği, hükümsüz kılınması istenen markanın ise 6.5.2019 tarihinde ... adına ...sınıflar için ... ibaresi ile tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Sunulu delillere göre davalının davacının bu marka adı altında piyasaya girmesini engelleme, tescil ettirilen markayı gelecekte gerçek hak sahibine markadan doğan hakları kullanmakla tehdit ederek satma amacı ile hareket ettiği, yada delil tespiti yada şikayet dilekçesi vererek davacıyı zor durumda bıraktığı yönünde bir delil bulunmamaktadır. Davalının bir dönem yetkili olmasından hareket ile paralel ithalat yoluyla da ürün satması nedeniyle markayı tescil ettirdiği anlaşılmaktadır. Ancak bu durumun temeldeki ticari ilişki dikkate alındığında davalının doğrudan kötü niyetli olduğu sonucunu doğurmayacağı ve bir dönem tek satıcı olan davalının hak sahibine ve piyasadaki diğer satıcılara yönelik doğrudan kötü niyetle hareket ettiğinin söylenemeyeceği, kaldı ki SMK 152 maddesi gözetildiğinde tescilin paralel ithalat ve kanunun cevaz verdiği orjinal tescilli markayı taşıyan ürünlerin piyasaya sunulması yönünden kısıtlayıcı bir yönünün bulunmadığı dikkate alındığında davalının marka tescili sırasında kötü niyetli olduğunun kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, dava dışı şirketin marka tesciline rızasının bulunup bulunmadığı, dava dışı şirket adına başka marka tescillerinin bulunmasının, hükümsüzlük vs hususlara ilişkin değerlendirmelerin hak sahibinin SMK 6/2 maddesi kapsamında ileri sürebileceği hususlar olduğu, tek satıcılık ilişkisinin varlığının 3. Kişi konumunda olan davacı tarafından açılan kötü niyetli tescile dayalı hükümsüzlük iddiasının reddi yönünden gerek ve yeter sebep olduğu , dolayısıyla davalının da paralel ithalat kapsamında getirdiği ürünler yönünden de davacının gerçek marka sahibi olmadığından hareket ile karıştırma ihtimalinin bulunduğu yönünde bir hükümsüzlük iddiasının da yerinde olmadığı, dolayısıyla davacının sübut bulmayan hükümsüzlük isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. MARKA HAKKINI İHLAL İDDİASININ İNCELENMESİ
Somut olayda bilirkişilerce davalının tescilli markasını hem tescilli olduğu sınıfın dışında kullandığı hem de ... markalı ürünlerin tanıtımı dışında kendi ticari faaliyetlerinin tanıtımı için kullandığı ve asli unsur haline getirdiği, ... ibaresini tescilli olduğu sınıf dışında yer alan ürünlerin satış ve tanıtımı için 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7/3-ç bendi kapsamında “iş evrakı ve reklamlarında kullanıldığı” ve 67169 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7/3-d bendi kapsamında “hakkı veya meşru bağlantısı olmamasına rağmen internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı,yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanıldığı” kanaati ile ... sınıflarda tescilli ... markasına tecavüz fiilinin oluştuğu yönünde görüş bildirmişlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 inci maddesinde belirtilen "hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle bilirkişi raporundaki hukuki nitelendirmeler mahkememizce değerlendirileceğinden bilirkişilerce marka hakkının ihlal edildiği keza hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönündeki görüşlerine yüksek mahkeme uygulamaları da gözetilerek itibar edilmemiştir.
Zira dava konusu marka davacı adına tescilli değildir. Marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Davacının adına tescilli ... ibareli bir marka olmadığı gibi, davacı huzurdaki davayı tek satıcılık sözleşmesine dayalı olarak açmıştır. Davalı ise ürünleri yetkili olan satıcıdan paralel ithalat yoluyla aldığını ileri sünmüştür. İncelenen tek satıcılık sözleşme hükümlerine göre davacıya münhasır bir lisans hakkı verilmediği de sabittir. Davacı bölgede ... ürünlerinin dağıtımını sağlayacaktır. Ancak ilerleyen sözleşme hükümlerine göre dağıtım hakkı veren firmanın başka müşterilere tedarik hakkının saklı olduğu da hükümlerde yer almaktadır. Dolayısıyla huzurdaki davada marka hakkından kaynaklı olarak davacıya münhasır bir lisans ve marka ihlaline göre dava açma hakkı verilmemiştir. Sözleşmede asıl marka sahibi şirketinin marka sahibine bilgi vermeden dava açabileceğine dair madde bulunmadığından SMK'nın 24/2 ve 158/2 maddeleri uyarınca ancak marka sahibinin bildirime rağmen 3 ay içinde dava açmaması halinde davacının dava açabileceği, dava dilekçesinde ise dava dışı firmaya yapılan bir bildirim ve dava açma hakkı verildiği yönünde bir belgenin de davacı yanca sunulmadığı anlaşıldığından, davacının tek satıcılık /dağıtıcılık sözleşmesine göre marka hakkına dayalı olarak talepde bulunamayacağından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 7/3-ç , 7/3-d bendi kapsamında marka hakkının ihlal edildiği yönündeki bilirkişi değerlendinmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Davalı yan ayrıca ürünlerin paralel ithalat kapsamında olduğunu ileri sürmüştür. 6769 SMK'nda 152. Madde düzenlemesi gerekçesine göre; Sınai mülkiyet hakkına konu malların hak sahibi veya onun izni İle bir başkası tarafından ilk defa piyasaya sunulmasından sonra, piyasaya sunulan mallarla sınırlı olarak hakkın tükeneceği ve hak sahibinin sınai mülkiyet hakkına konu mallarla İlgili fiillere, maddenin markalara ilişkin ikinci fıkra hükmü saklı kalmak üzere, müdahale edemeyeceği sonucu benimsenmiştir.
Paralel İthalat, yurt dışında marka sahibi veya onun rızasıyla piyasa sunulmuş bulunan ve yurt içinde de halen alınıp satılan malların aynısının, marka sahibinin izni dışında ve tek satıcı veya distribütörden başka 3. kişilerce yurt dışındaki bir piyasan temin edilip Türkiye’ye ithal edilmesi şeklinde tanımlanmaktadır . Öyle ki, markalı orijinal ürünlerin Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, Türkiye’de tescilli markası bulunan kişinin, hatta markanın gerçek hak sahibi olan sağlayıcının marka ve/veya gerçek hak sahipliği haklarına dayalı olarak söz konusu ithalatı önleyemeyecekler ve markalı orijinal ürünlerin Türkiye’de ticaret mevkiine çıkartılmasını engelleyemeyeceklerdir. Bir diğer anlatımla, markalı ürünün bizzat sahibi ya da Türkiye’deki yetkili satıcısı, orijinal markalı ürünleri ithal edip pazarlayan kişi ve şirketleri engelleyemeyecek ve markaya tecavüz davası açamayacaktır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2015 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile 26.03.2009 tarihli ...E. ... K. sayılı ilamlarında da; markayı taşıyan orijinal malların, tek satıcı firmanın izin ve bilgisi dışından yurt dışından Türkiye’ye ithalatı marka hakkına tecavüz olarak değerlendirilmemiş, dahası marka sahibi ile Türkiye’deki tek satıcı firma arasındaki tek satıcılık sözleşmesinin, paralel ithalatı yasaklama hakkının bulunmadığı açıkça vurgulanmıştır.
Huzurdaki davada davalının tek satıcı olan davacıya, gerçek marka sahibine ve piyasadaki diğer satıcılara yönelik doğrudan kötü niyetle hareket ettiğinin söylenemeyeceği, kaldiki davalının savunmasında ürünleri paralel ithalat yöntemi ile satışa sunduğunu beyan etmesi nedeniyle SMK 152 maddesi gözetildiğinde paralel ithalata 6769 sayılı yasa kapsamında cevaz verdiği , orjinal tescilli markayı taşıyan ürünlerin piyasaya sunulması yönünden kısıtlayıcı bir yönünün bulunmadığı, bu nedenle davalının orijinal malları, davacının izni dışında yurtdışından paralel ithalat yoluyla yurda getirip piyasaya sunmasının marka hakkının ihlali olarak yorumlamayacağı anlaşılmıştır.
Öte yandan SMK hükümleri ile TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin kümülatif olarak uygulanmayacağı davacının hem marka hem haksız rekabete dayalı olarak talepde bulunduğu, kaldi ki davalının orijinal ürün satışı nedeniyle bu duruma davacının engel olamayacağı, SMK 152. Madde kapsamında eylemin marka hakkını ihlal kapsamında olmadığından davacının marka hakkına dayalı olarak istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ancak gerekçeli kararımızın aşağıdaki haksız rekabet ile ilgili bölüm başlığında davalının ... markası ile ilgili Türkiye sınırları içinde tek satıcılık yetkisinin 2017 yılında sona erdiği ve bu tarihten itibaren basiretli tacir olarak ... ibaresini kullanmaması gerektiği halde davalının tek yetkili dağıtıcının davacı olmasından sonra dahi kullanımlarını devam ettirerek haksız rekabete neden olduğu gözetilerek( yani davalının orijinal ürün satışı nedeniyle değil kendisini tek satıcılık hakkı sona erdiği halde tek satıcı olarak tanımasından kaynaklı olarak) haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. HAKSIZ REKABETE DAYALI TALEPLERİN İNCELENMESİ Davacı yan davalı eyleminin haksız rekabete neden olduğunu ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri Haksız Rekabete ilişkindir.
Madde 54- "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. " hükümlerine amridir. Yine TTK Madde 55- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;....
4.Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,... dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Şeklinde düzenlenmiş Madde 56 da "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiş kararların ilanının talep edebileceği öngörülmüştür. Davacı yan davalının distrübütörlük ilişkisi sona erdiği halde kendisini “...” ve “...” şeklindeki ifadeler ile tanıttığı, bu durumun davacının dava dilekçesine eklediği noter e tespit tutanakları ile tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı 24 .12 .2018 tarihinden itibaren ... markalı (stüdyo flaşı, kamera flaşı, led dış mekan ışığı, uzaktan flaş tetikleyici vb.)ürünlerin Türkiye sınırları içinde tek yetkili dağıtıcısı olduğu, Davacının bu yetkisi yıllık sözleşmeler ile verildiği, Aynı şekilde 16 .12. 2019 tarihi ile 31.12.2020 tarihleri yani 24 .12. 2018, 31.12. 2020 tarihleri arasında davacının yetkisi aralıksız olarak devam etmiştir. Davacı bu tarihler arasında 17 Nisan 2019 tarihinde davalıya ihtarname göndermiş ve ... ibareli kullanımlarına son vermesi gerektiğini belirtmiştir. Sunulu delillere göre davalı 24 Aralık 2018 tarihinde Türkiye de tek yetkili dağıtıcı olduktan sonra basiretli tacir olarak 17 Nisan 2019 tarihinde davalıya gerekli ihtarı yapmış bulunmaktadır.. Haksız rekabete ilişkin tazminat davası, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde ve herhalde fiilin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde açılması gerektiğinden davalı yanca ileri sürülen Zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. Davacının Türkiye sınırları içinde tek yetkili dağıtıcılık hakkı 31 Aralık 2020 tarihinde sona ermiştir. Davacı bu yetkisini 18 Mayıs 2021 tarihinde yeni bir sözleşme ile 31 Aralık 2021 tarihine kadar yeniden kazandığı sunulu sözleşme kapsamından anlaşılmaktadır. Davanın açıldığı 03.08.2021 tarihinde davacının tek satıcılık yetkisi bulunduğu dosyadaki sözleşmelerden anlaşılmaktadır. Kaldi ki davacının ihtar gönderdiği tarihte yetkisi bulunmakta olup, davalının ise ... markası ile ilgili Türkiye sınırları içinde tek satıcılık yetkisinin 2017 yılında sona erdiği ve bu tarihten itibaren basiretli tacir olarak ... ibaresini kullanmaması gerektiği ,. ancak davalının tek yetkili dağıtıcının davacı olmasından sonra dahi kullanımlarını devam ettirdiği dolayısıyla davalı kullanımının Dürüstlük kuralına aykırı reklam ve satış yöntemi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, eylemin tipik haksız rekabet oluşturduğu gözetilerek haksız rekabetin tespitine durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
T. T.K'nun 20/2 maddesinde tacirlerin özen yükümlülüğü artırılmış ve tacirlere ticari işlerinde ‘’basiretli tacir” gibi davranma zorunluluğu yüklenmiştir.
TTK'nın 56. maddesi iktisadi rekabetin her türlü suistimalini yasaklamıştır. Yargıtay kararlarına göre manevi tazminata hükmederken TTK m.18/2'deki "basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü"ne aykırı davranılıp davranılmadığı esasını dikkate almaktadır. Davalının basiretli bir tacir gibi davranması zorunluluğunun doğal sonucu, ticari yararın zarara uğratılmaması veya böyle bir tehlikeye maruz kalmayı önleyici davranışları da gerektirir. BK m.58'e göre; kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderin biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, BK.'nun 58 (EBK m.49) maddesi, daha geniş bir kavram olan “şahsi menfaatin ihlali" esasına dayandığı halde, TTK.'nun 56 inci maddesi sadece "ekonomik menfaatin ihlaline" ve hatta böyle bir tehlikeye maruz kalınmasına istinat etmektedir. Söz konusu TTK m.56 ve BK m.58'inci maddelerin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuca göre, hakimin haksız rekabet eylemi dolayısıyla manevi tazminata hükmedebilmesi için davacının iktisadi menfâati yönünden zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterlidir.
Somut olaya dönüldüğünde ise; davalının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı davranışlarda bulunduğu haksız ve kusurlu olduğu sonucuna ulaşılmış, talep edilen tazminat miktarının dosya kapsamı eylemin ağırlı hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu kanaatiyle 10.000/ TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
Mahkememizce mali yönden 17.1.2024 tarihli rapora itibar edilmesi gerekmiştir. Zira mali yönden davalı ticari belgeleri, ... ibareli markalara yönelik satış ve faaliyet karlılığı,gümrük beyan ve belgeleri kapsamına göre davalının toplamda 9.887.29 TL faaliyet karı elde ettiği anlaşılmıştır. Somut olaya uygun olan hesaplama yöntemi 17.1.2024 tarihli rapordur. Zira davalının bu ürünleri paralel ithalat kapsamında getirmiş, ürünlerin marka taklidi olmadığı , dolayısıyla paralel ithalet kapsamında satış yaptığı anlaşılmış , ancak davalının tek satıcılık yetkisi 2017 yılında sona erdiği halde ... ibaresini kullanmaması gerektiği halde bu ibareyi haksız rekabete neden olacak şekilde kullandığı, dolayısıyla bu ibareyi gören tüketicinin farklı bir mal almak istemesi halinde dahi davalının yetkili olduğu düşüncesiyle alışveriş yapmasının kaçınılmaz olduğu, dolayısıyla davacının davalının haksız rekabeti oranında kardan mahrum kaldığı varsayımından hareket ile davalının toplamda 9.887.29 TL faaliyet karı elde ettiği ve bu bedelin davacı yanca talep edilebileceği anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının Haksız rekabet nedeniyle talep edeceği maddi tazminat 9.887.29-TL olarak tespit edilmişse de; talep ile bağlı kalınarak 1000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline , hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan ve haksız rekabetin önlenmesine karar verildiğinden ilan talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE
1.Davalı adına tescilli markanın hükümsüzlük isteminin reddine,( Yargıtay 11.HD’nin ... esas-...karar ve 11.9.2025 tarihli ilamları da gözetilerek)
2.Marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı taleplerin reddine,
3.Davalının distrübütörlük hakkı sona erdiği halde kendisini halen yetkili distribütör olarak tanıtarak haksız rekabete neden olduğu gözetilerek; davalının eyleminin haksız rekabete neden olduğu gözetilerek haksız rekabet eyleminin tespitine, haksız eylemin önlenmesine, durdurulmasına, hükmün etkinliğinin temini açısından davalının haksız rekabet yaratacak kullanımlarının, tanıtımların tedbiren önlenmesine,
4.Haksız rekabet nedeniyle talep edeceği maddi tazminat 9.887.29-TL olarak tespit edilmişse de; talep ile bağlı kalınarak 1000,00-TL maddi tazminatın ve 10.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline,
5.Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,
6.751,41-TL ilam harcının yatırılan 187,86-TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 563,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7.Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden, Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 1000- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden, Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 10.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9.Kabul edilen Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemi nedeniyle Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10.Markanın hükümsüzlüğü isteminin reddi nedeniyle Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11.Marka hakkına tecavüz isteminin reddi nedeniyle Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince; 55.000- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12.Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 187,86-TL peşin harcı, 59,30-TL başvurma harcı 400,00-TL tebligat ve müzekkere masrafı, 7.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.144,16-TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 1/2'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13.Davalı tarafından yapılan 16.500,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 1/2'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
14.Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin, davalı vekilinin ve davalı şirket yetkilisinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 03/03/2026 Katip ... Hakim
(e-imzalıdır)