Esas No
E. 2024/31
Karar No
K. 2026/39
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/31
KARAR NO: 2026/39
DAVA: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ: 07/02/2024
KARAR TARİHİ: 17/02/2026

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı şirketin, ------ isimli markaların sahibi olduğu, davacı şirket, tüm hakları kendisine ait olan "-----" markasıyla çok uzun yıllardır ------- hizmet veren meşhur bir lokantanın sahibi olduğu, davalı ...'ın, "----- adresinde bulunan işyerinde ------ ismiyle lokanta işlettiği, işletme tabelalarında ve işletme içerisindeki emtialar da (ıslak mendillerde, kartvizitlerde, kağıt servis örtülerinde, yazar kasa fişlerinde) ----- ibaresinin kullanıldığı tespit edilmiş, davalının işletmesinin tabelalarına ait resimler ve davalının firmasına ait fişin dilekçe ekinde sunulduğu, davacı şirketin "------" isimli markasının esas ve ana unsuru “-------" ibaresidir. Dava dilekçemiz ekinde sunduğumuz resimlerden de görüleceği üzere, davalı ..., işyeri tabelasında "-----" ibaresini kullandığı, tabeladaki "-----" ibaresinin "----" ibaresinden ayrıştırılarak sol yana çekildiği, "------ibaresinin ön plana çıkarıldığı açıkça bellidir. İşletmenin önündeki bordo renkli tentelerin kenarlarında da beyaz renkle "----- ibaresi kullanılmıştır. Yine davalı, lokanta içerisindeki ıslak mendil, kartvizit ve kâğıt servis örtüsü üzerinde -----ibaresini kullanmıştır. Davalı, davacı şirkete ait olan markanın birebir aynısını işletme tabelalarında ve işletme içerisindeki emtialar da kullanarak davacı şirketin marka hakkına tecavüz etmektedir. Davalı ..., davacı şirketin sektördeki başarısı, tanınırlığından yararlanarak, davacı şirketin ticaret unvanında da yer alan ve aynı zamanda davacı şirketin tescilli markası olan "------" markası üzerinden haksız kazanç elde etmiştir ve hala da elde etmeye devam etmektedir. Davalıya ait lokantanın tabelalarında "-----" ibaresini gören tüketiciler bu lokantanın davacı şirkete ait olduğunu düşünerek davalının lokantasını tercih etmektedirler. Davalı, "-----" ibaresini kendi adına tescil ettirebilmek için tescil başvurusu yapmışsa da, başvurusu benzerlik sebebiyle TPMK tarafından reddedilmiştir.

Davalı tarafından yapılan marka başvurusunun reddedildiğine dair Türk Patent ve Marka Kurumu sitesinden alınan ekran görüntüsünü dava dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Davalı ...'ın, davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden işbu fiilleri hakkında, ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikâyette bulunulmuştur. ----- Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu'nun ----- no.lu dosyası ile başlatılan soruşturma kapsamında, marka ve patent bilirkişisinden bilirkişi raporu alınmış, bu bilirkişi raporunda da davalının işletme tabelasında ve işletme içerisindeki emtialar üzerinde "----" ibaresini marka olarak kullanıldığı ve bu şekildeki kullanımının davacı şirketin markasıyla iltibas yarattığı tespit edilmiştir. Savcılık dosyasından alınan bilirkişi raporunu işbu dilekçemiz ekinde Sayın Mahkemeye sunuyoruz (Ek 4). Davalı hakkında savcılık soruşturması başlatılmış olmasına rağmen, davalı halen davacı şirketin markasını haksız olarak kullanmaya devam etmektedir. Davacı şirket, davalının işbu hukuka aykırı eylemlerinden dolayı maddi ve manevi zarara uğramıştır. Davalı ..., davacı şirketin markasını hukuka aykırı olarak kullanarak haksız kazanç elde etmekte, davacı şirketin, yoksun kalınan kar şeklinde gerçekleşen maddi zararlarının hakkaniyete uygun şekilde tazmini gerekmektedir. Bu maddi tazminatın belirlenmesi açısından, SMK m. 151/2-b bendindeki "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca göre" hesaplama yapılmasını, davalının işlettiği lokantaya gelen müşteriler, davalının işyeri tabasında ve tentelerinde kullandığı "------ yazısını görünce bu işyerinin davacı şirkete ait olduğunu düşünerek davalının lokantasına gitmektedir. Davalı, kötü niyetli olarak davacıya ait olan markayı kullanmaya devam ederek tüketicileri yanıltmakta, markayı izinsiz kullanmak suretiyle haksız kazanç elde etmektedir. Bu durumda, Sayın Mahkemece SMK' nın 151. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, somut olayda ürünün satışında markanın ekonomik bakımdan önemli katkısı olması ve ilgili ürüne olan talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olması sebebiyle yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında uygun görülecek bir payın da eklenmesi gerektiği, davalının markaya tecavüz teşkil eden eylemleri sebebiyle, davacı şirketin ticari varlığı zarar görmüş, piyasadaki prestiji sarsılmıştır. Bu durum, davacı şirketin manevi zarara uğramasına sebep olmuş, davacı şirketin markasına tecavüz halen devam etmektedir. Haksız ve hukuka aykırı olan bu eylemlerin bir an önce durdurulması ve ortadan kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca, davanın etkinliğini sağlamak amacıyla ve davacı şirketin daha fazla zarara uğramasını önlemek için davalının işyerindeki tabelaların indirilmesine ve "------" ibareli bütün ürünlerin kullanımının önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekmektedir. ---- Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu'nun ----- numaralı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporunda, davalının fiillerinin marka hakkına tecavüz oluşturduğu tespit edilmiş olmakla, ön inceleme duruşması beklenmeksizin davalının işyerindeki tabelaların indirilmesine ve markanın kullanılmasıyla ilgili olan her türlü emtiaya el konulmasına yönelik olarak derhal ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan sebeplerle davanın kabulüne; davacı şirket adına tescilli markaların davalı tarafça ----- şeklinde haksız olarak kullanıldığının tespiti ile markaya tecavüzün durdurulması ve ref'ine, davalının markaya tecavüz teşkil eden fiilleri sebebiyle, davacı şirket maddi zarara uğradığından ve alacak miktarı kesin olarak belirlenemediğinden, miktarın kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak kaydıyla (HMK m.107), 1.000 TL. maddi tazminata hükmedilmesine, davalının markaya tecavüz teşkil eden fiilleri sebebiyle, davacı şirket manevî zarara uğradığından, davacı şirket lehine 500.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesine, bütün alacak kalemlerine, dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, masrafları davalıdan tahsil edilerek, verilecek hüküm özetinin, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki tirajı en yüksek üç gazete yayımlanmasına, tecavüzün durdurulması ve kaldırılması için, davalı ... tarafından işletilen,----- adresinde bulunan lokantanın girişinde asılı bulunan "-----" markasının kullanıldığı tabelaların indirilmesine ve markanın kullanılmasıyla ilgili olan her türlü emtiaya el konulmasına yönelik olarak teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DAVAYA CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,

Davacı taraf "----- beri..." markalarının kendisine ait olduğundan bahisle marka haklarının ihlal edildiğini öne sürerek işbu davayı ikame etmiştir. Nitekim, söz konusu markalar ve davalının kullandığı işletme adı ayrı ayrı incelendiğinde davanın haksız ve kötü niyetle açıldığı açıkça anlaşılacağı, davalının kullandığı işletme adı ----- olup, bu işletme adının davacı şirket tarafından kullanılan ------.." markasıyla aynı olmadığı gibi aralarında ayırt edilemeyecek nitelikte bir benzerlik bulunmadığı da açıkça ortadadır. Zira ayırt edilemeyecek nitelikte bir benzerlikten söz edilebilmesi için tüketiciler tarafından karşılaştırmaya konu marka ve işletme adı arasında herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmasını gerektirmeksizin açık ve net biçimde benzerlik olması gerekmektedir. Bu doğrultuda; söz konusu marka adı ve logosu incelendiğinde davalının işletme adı ve logosuyla aralarında bu yönde bir benzerlik bulunmadığının anlaşılacağı, ayrıca marka ve işletme adının yazımında kullanılan renk tonları, harflerin yazım tarzı ve logoların şekillerine dikkat edildiğinde ortaya çıkan farklılık ilk bakışta birbirlerinden kolayca ayırt edilebileceklerini de ortaya koymakta olduğu, davacı şirketin kullandığı marka-------’ ibaresi, tüketici nezdinde sıklıkla kullanılan/bilinen anonim bir ibaredir. Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan bir araştırma ile de görüleceği üzere söz konusu ‘‘-------’’ ibaresinin kullanıldığı 43. sınıf/yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri sağlanması kapsamında müracaatı yapılan ya da tesciline onay verilen 952 adet marka mevcuttur. Bu itibarla; ‘‘------’’ ibaresine ilişkin davacının bir tanınırlığının/bilinirliğinin olmadığı, söz konusu bu ibarenin yaratıcısının davacı şirket olmadığı açıkça ortada olduğu, markalara ilişkin unsurların ayrı ayrı irdelenmesi haricinde, bütünsel bir değerlendirme de yapılması gerektiği, davalının kullanmakta olduğu ------ adı ile davacı şirkete ait marka ne görsellik ne de telaffuzu ile tüketici nezdinde bırakılan izlenim açısından herhangi bir benzerlik taşımadığı, bu itibarla; davalı tarafından kullanılan marka ile davacı şirket adına tescilli markaların iltibas ya da karıştırma ihtimalinin mevcut olmadığı tartışmasızdır. Bu hususla beraber; davacı şirketin "-----" markasını kullandığı düşünülse dahi, bu marka ile müvekkilimizin kullandığı -----" işletme adı arasında ayırt edilemeyecek nitelikte bir benzerlik bulunmadığından, söz konusu ihlal iddiası yine isabetsiz olacağı, açıkladığımız nedenlerle; davacı şirketin tüm iddiaları hukuki dayanaktan yoksun olduğundan, maddi tazminat talebinin reddi gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte; haksız olarak açılmış işbu davanın kabul edildiği düşünülse dahi, SMK m. 150/f. 2'de yer alan manevi tazminat şartları huzurdaki davada mevcut olmadığından, manevi tazminata karar verilebilmesi mümkün olmayacağı, zira davalının, itibari zarara sebep olabilecek herhangi bir eylem gerçekleştirmediği açıkça ortada olduğunu, Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir." Ayrıca belirtmek gerekir ki; talep edilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğundan, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı olan "Manevi tazminat zenginleşme aracı olamaz." ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Tüm bu sebepler göz önüne alındığında; haksız ve kötü niyetle açılmış olan işbu davanın reddi gerektiği, yukarıda açıklanan ve re'sen nazara alınacak sair nedenlerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafın davacı adına tescilli ----- tescil numaralı markası yönünden marka hakkına tecavüzde bulunup bulunmadığı, maddi ve manevi tazminatın gerekip gerekmediği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.

T. C. Gelir İdaresi Başkanlığı ----- Vergi Dairesi Başkanlığı ----- Vergi Dairesi Müdürlüğü Müzeeekre Cevabında;

20/11/2016 tarihinde dairemizde mükellefiyet tesis ettirdiği ve mükellefiyet kaydının devam ettiği tespit edilmiştir. Ödevli hakkında açılış tarihi itibari ile düzenlenen 2 adet işe başlama, 2 adet şube açılış ve 1adet şube kapanış yoklaması olduğu bildirilmiştir.

Türk Patent Ve Marka Kurumu Başkanlığına yazı cevabında,---- tescil numaralı şekil markasının 43.sınıfta 20/12/2018 tarihinde, ----- tescil numaralı şekil markasının 43.sınıfta 31/12/2018 tarihinde, ---- tescil numaralı --- markasının 29, 30, 31, 32, 35 ve 43.sınıfta 04/10/2016 tarihinde, ---- tescil numaralı ------ markasının 05, 29, ve 30,sınıflarda 05/06/2003 tarihinde davacı adına, --- tescil numaralı ---- markasının 43.sınıfta davalı adına başvurusunun yapıldığı, ---- tescil numaralı ----- şekil markasının 43.sınıfta davalı adına başvurusunun tescilinin geçersiz olduğu bildirilmiştir. ----- Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü Müzekkere cevabında; --- işletme adıyla 20.01.2017 Tarihinde Ruhsat verildiği görülmüştür. ---- Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri Ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu nun ------ Sayılı Dosyanda Alınan Bilirkişi Raporu Sonuç Kısmında; Şüpheliye ait işletme tabelalarında ve işletme içerisindeki çeşitli emtialar üzerinde "-----" ibaresinin marka olarak kullanıldığı, bu şekildeki kullanımın müşteki şirket adına ------ibareli marka ile iltibas yaratacağı anlaşılmıştır.

Mahkememizce delil tespiti yaptırılmış olup alınan bilirkişi rapor içeriğine göre; "Davacı tescilli markası ile davalının tescilli markasının iltibas ve karışıklığa sebep olacak derecede benzer bulunması, tarafların aynı sektörde benzer hizmetleri sunmaları, firmaların farklı olmasına rağmen müşteriler nezdinde her iki firma arasında bağlantılı olduğu düşüncesini ortaya çıkaracak ve karıştırmaya sebebiyet vereceği,

Davalı tarafın fiilen kullanmakta olduğu markanın Davacı tarafın tescilli markasına benzer kullanılmasından dolayı iltibas ve karışıklığa sebep olacağı" görüş ve kanaatine varılmıştır.

Tarafların beyan ve itirazları, ticari defter ve kayıtlar ile dosyada mevcut deliller dikkate alınarak, davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönündeki talepler ile tecavüzün varlığı halinde maddi tazminat talebine ilişkin marka hukuku uzmanı, gıda sektöründe uzman ve muhasip üyeden oluşan heyet raporunda özetle; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev yetki ile; davalı ...’ ın yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2022-2023 ve 2024 yıllarında fiziki ortamda tutulan ticari defterlerinin noter onaylarının süresinde yapıldığı, ticari defterlerin T.T.K’ nu ve V.U.K’ nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalının kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı görülmüştür. Davalı ...’ın Hasılat ve Dönem Kâr/Zararının Tespiti Yönünden; Davalı ...’ ın raporun 4.b. bölümünde karşılaştırmalı olarak incelenen Gelir Tablosunda Net satış hasılatının yıllar itibariyle sırasıyla; 2022 yılında 6.753.855,06 TL, 2023 yılında 13.889.882,60 TL, 30.09.2024 kıst döneminde 7.124.199,70 TL tutarında net satış hasılatı elde etmiş olduğu, Dönem Net Kârının ise; 2022 yılında 34.970,51 46 TL, 2023 yılında 85.342,58 TL kâr, 30.09.2024 kıst döneminde ise faaliyetinin-3.680.247,44 TL tutarında zarar ile sonuçlandığı görülmüştür. Davacının ve Davalının aynı nitelikte işleri yaptığı ve yapılan işin ve hizmetin benzer nitelikte tüketici seviyesine hitap ettiği, Gerek markasal gerekse mal ve hizmet sınıfları yönünden benzerliğin yiyecek ve içecek sektörünün ortalama alıcıları nezdinde iki marka arasında karışıklık yaratacağı bu yüzden Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla SMK 29/1 gereğince marka hakkının ihlali sayılacağı,

Davacı tarafın maddi tazminat talebini SMK 151/2-b bendine dayandırdığı, Heyetimiz mali bilirkişisinin tespitlerine göre Dönem Net Kârının ise; 2022 yılında 34.970,51 46 TL, 2023 yılında 85.342,58 TL kâr, 30.09.2024 kısa döneminde ise faaliyetinin-3.680.247,44 TL tutarında zarar ile sonuçlandığı, buna mukabil markaya tecavüzün bu net kazanca etkisinin ne olduğunun tespitinin mümkün olamayacağı bu çerçevede maddi tazminatın TBK m. 50 ve 51 çerçevesinde takdir edilmesinin gerekeceği, bu doğrultuda mali kayıtlardaki tespitler, sektörel karlılık, markanın kazanca etkisi de gözetildiğinde tazminat miktarının 50.000 TL ile 100.000 TL aralığında olabileceği yönünde görüş bildirmişlerdir.Dosyanın mali rapor düzenleyen bilirkişiye tevdii ile gelen vergi kayıtları dikkate alınarak rapor düzenlenmiş olup ek raporda özetle; davalı ...’ın Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinin İncelenmesi Yönünden; Sayın Mahkemenin tarafların kök rapora itirazları sonrasında davalı ...’ın bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğünden müzekkere ile celp edilen yıllık gelir vergisi beyannamesine ilişkin mali verileri raporun 3.bölümünde gösterildiği şekilde incelendiğinde; davalının yıllar itibariyle elde etmiş olduğu vergi öncesi dönem brüt kârının sırasıyla; 2017 yılında 1.440,83 TL, 2018 yılında 7.101,81 TL, 2019 yılında 4.739,45 TL, 2020 yılında 6.677,50 TL, 2021 yılında 27.984,53 TL, 2022 yılında 41.713,14 TL, 2023 yılında 102.303,23 TL, 2024 yılında 54.038,24 TL, net kârının ise sırasıyla; 2017 yılında 1.224,71 TL, 2018 yılında 6.036,54 TL, 2019 yılında 4.028,53 TL, 2020 yılında 5.675,87 TL, 2021 yılında 23.587,62 TL, 2022 yılında 34.970,51 TL, 2023 yılında 91.238,42 TL, 2024 yılında 45.932,51 TL tutarında gerçekleştiği görülmüştür. Davalı ...’ın ----- adresinde işletmekte olduğu ---” isimli işletmenin --- vergi dairesi müdürlüğüne kayıtlı “----” işletmesi olduğu, bahse konu adreste davalı haricinde herhangi bir işletmenin bu adreste faaliyet kaydına ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığına dair rapor sunulmuştur.

Davacı tarafın bedel artırım dilekçesinde; bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde belirtilen bütün itirazları ve diğer hakları saklı kalmak kaydıyla, dava dilekçesindeki maddî tazminat talebimizi 212.694,71 TL.'ye artırarak bu alacağın,

HMK. 107'deki düzenleme gereği alacak miktarının artırıldığı tarihe bakılmaksızın, dava tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: SMK'nun 7/2-b, 7/3-c, 29/1, 149,150 ve 151. Maddeleri

GEREKÇE

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve marka hakkına tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasıdır.

Davacı taraf, "-----" markasının adına tescilli olduğunu, davalı tarafın ----- markasının lokanta işletmeciliğinde kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz oluşturur mahiyette kullandığını, bu sebeple marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile tecavüzden kaynaklı maddi ve manevi zararının tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesinin (a) bendine göre, marka sahibinin izni olmaksızın markayı 7/2 maddede belirtilen biçimlerde kullanmak marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.

Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler SMK'nın 149. Maddesinde düzenlenmiş, bu hükme göre; (1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. ....g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi, şeklinde belirtilmiştir.

Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut uyuşmazlık incelendiğinde; TPMK kayıtları incelendiğinde, davacının ----- tescil numaralı ------ şekil markasının 43.sınıfta "yiyecek e içecek sağlanması hizmetleri" tescilli olduğu,---- tescil numaralı ------ şekil markasının 43.sınıfta "yiyecek e içecek sağlanması hizmetleri" tescilli olduğu, ------ tescil numaralı ---- markasının 29, 30, 31, 32, 35 ve 43.sınıflarda tescil edildiği, yine davalının -----tescil numaralı ---- markasının 43.sınıfta davalı adına başvurusunun yapıldığı, ---- tescil numaralı ------ + şekil markasının 43.sınıfta davalı adına başvurusunun tescilinin geçersiz kabul edildiği TPMK kayıtları ile sabittir.

Bu tespitlerden sonra dava konusu somut uyuşmazlık incelendiğinde; az yukarıda açıklandığı üzere davacı tarafın adına tescilli markaların ana ve ayırt edici unsurunun -----" ibaresi olduğu ------ ibaresinin tamamlayıcı unsur mahiyetinde olduğu, davacı tarafın tescilinin ve kullanımlarının "yiyecek içecek sağlanması" hizmetlerinde olduğu, davalı tarafın markasal kullanımının iş yerinde tabela, boruşür, ıslak mendil vb. Ürünler üzerinde ------şekil"şeklinde olduğu, kullanımın "yiyecek içecek sağlanması" hizmetlerinde olduğu, hitap ettikleri müşteri kitlesinin nihai tüketici olduğu ve bu haliyle de aynı tüketici kitlesine hitap ettikleri dikkate alındığında, davalı tarafın ----- ibaresini markasal olarak ayırt edici nitelikte birebir kullanmak davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı yapılan tespit, karşılaştırma ve alınan bilirkişi raporu ile sabittir. Ancak toplanan deliller ve davalı tarafın iş yeri açma kayıtları incelendiğinde davalı tarafın ---- Belediye Başkanlığı ve ----- Vergi Dairesi kayıtlarına göre, 20.01.2017 tarihinde ----- işletme adı ile faaliyete başladığı, yine 15.01.2017 tarihinden itibaren kira sözleşmesi kapsamında -----adresindeki iş yerinde ---- olarak faaliyetine başladığı ve kayıtlarına göre "yiyecek içecek sağlanması" hizmetlerinde ------ markası ile faaliyetlerini sürdürdüğü, yine davalı tarafın ---- tescil numaralı ------şekil markasının 43.sınıfta davalı adına tescili için başvuru yaptığı, bu başvurunun davacı tarafın itirazı üzerine reddedildiği dikkate alındığında 09.10.2017 tarihinden bu tarafa davacı tarafın davalı tarafın markasal kullanımlarından haberdar olduğu ve dava tarihinin de 07.02.2024 tarihi olduğu, yine ------ Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri Ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu nun ------ Sayılı dosyasının şikayet tarihi dikkate alındığında 5 yılı aşkın süredir davacı tarafın davalı tarafın markasal kullanımlarına sessiz kaldığı, sessiz kalma olgusunun resen nazara alınacağı dikkate alındığında davacının sessiz kalma dolayısıyla marka hakkına tecavüzden kaynaklı talepte bulunamayacağı kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;

1.Davanı REDDİNE,

2.Alınması gereken 732,00 TL harcın başlangıçta yatırılan peşin harç, ve ıslah harcı olmak üzere toplam 12.171,04 TL harçtan mahsubu bakiye 11.439,04 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa idesine,

2.Davalı yararına marka hakkına tecavüz davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

3.Davalı yararına maddi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

4.Davalı yararına manevi tazminat davası üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,

6.Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,

7.Davalı tarafından yapılan 107,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog