DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/725 E. , 2024/3369 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
2.... Belediye Başkanlığı
3.... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Fatih Belediye Meclisinin ... tarih ... sayılı kararı ile kabul edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin... tarih ve ... sayılı kararı ile tadilen kabul edilen UİP-2657,503 plan işlem numaralı, İstanbul İli, Fatih İlçesi (Eminönü) Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, Plan Uygulama Hükümleri, Genel Hükümler başlığı altına eklenen I-42 sayılı plan notu değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenelenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlilkte değerlendirilmesinden, plan notu değişikliği sürecinde kurul görüşünün alınarak Dünya Miras Alanları ile Eminönü bölgesinin söz konusu plan notunun dışında tutulduğu ve plan notu değişikliğine konu Fatih ilçesinde yapı stokunun büyük bir çoğunluğunun eski yapılardan oluştuğu ve bu yapı stoğunun ekonomik ömrünü tamamlamış olması sebebiyle can ve mal emniyeti açısından sorun teşkil ettiği göz önünde bulundurulduğunda söz konusu alanla ilgili imar planı plan notunda yeniden düzenlemeye gidilmesinin kamu yararına uygun olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; plan notu değişikliği ile yapı ruhsatı ve/veya yapı kullanma izin belgesi bulunan yapılara ilişkin olarak, alandaki irtifa değerini 2 kattan fazla aşmamak kaydıyla yapı ruhsatı ve/veya yapı kullanma izin belgesine esas şekilde yeniden yapılaşabilme imkanının getirildiği, böylece uygulama imar planında alana ilişkin öngörülen yapılaşma koşulları ne olursa olsun önceki yapı ruhsatına/yapı kullanma izin belgesine istinaden yapılaşabilme imkanı tanınarak, herhangi bir taşınmazdaki yapılaşma koşulları bakımından plan kararlarının yerine yapı ruhsatı/yapı kullanma izin belgesindeki koşulların belirleyici hale getirildiği, ayrıca alandaki irtifa değerinin 2 kattan fazla aşılmayacağına dair kayıt konularak planla alana yönelik getirilen yükseklik değerlerinin aşılmasına müsaade edildiği, öte yandan yıkılıp yeniden yapılacak yapılar bakımından "belgesindeki kullanım amacına veya planda belirtilen fonksiyona aykırı olmayacak şekilde" uygulama yapılacağı düzenlenerek, taşınmaza öngörülen fonksiyon bakımından da planda getirilen fonksiyon kararları yerine yapı kullanma izin belgesi/yapı ruhsatında yer alan kullanım amacının sürdürülmesinin önünün açıldığı, yapılaşma koşulları ve fonksiyon kararları bakımından plan ana kararlarını değiştirici nitelikteki söz konusu plan notu değişikliğinin, plan bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu gibi, alana ilişkin nüfusa ve donatı ihtiyacına dair imar planı öngörülerinin ve buna dayalı plan ana kararlarının gerçekleşmesini imkansız hale getirebileceği, dolayısıyla her ne kadar Fatih ilçesinin bir kısmı değişiklik kapsamı dışında tutulsa dahi, plan ana kararlarını ve plan bütünlüğünü bozucu nitelikteki plan notu değişikliğinin planlama esasları ve şehircilik ilkeleri ile hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı, öte yandan, Fatih Belediye Başkanlığının savunmasında, Fatih ilçesinin sahip olduğu deprem, afet gibi kentsel risk faktörlerine karşın eskimiş yapıların yenilenemediği, planlarda getirilen nüfus azaltma kararlarının gerçekçi olmadığı, yerleşme genelinde yaşanan fiziksel eskimenin aynı zamanda sosyal çöküntüyü de beraberinde getirdiği, kentin fiziksel ve sosyal çöküntü alanlarının artmasının çözümüne yönelik bir adım atılmasının amaçlandığı, can ve mal emniyetini sağlayabilmek, yapıları depreme uygun hale getirmek ve bunu yaparken de mevcut nüfusu mağdur etmemek adına plan notu değişikliğinin zorunluluk teşkil ettiğinin iddia edildiği ve bilirkişi raporunun çoğunluk görüşünde bu iddialarla benzer mahiyette görüş geliştirildiği, Mahkeme kararında ise can ve mal emniyeti açısından plan notu değişikliğinin kamu yararına uygun olduğu gerekçesine yer verildiği, ancak deprem gibi afet risklerini bertaraf etmek adına eskimiş yapıların bir an önce yenilenmesi için imar planlarında değişikliğe gitmek kamu yararına uygun bir amaç teşkil etse de, söz konusu amacın plan notu değişikliği ile plan bütünlüğünün bozulmasına ve plan ana kararlarının gözardı edilmesine haklı gerekçe olamayacağı, mevcut planın kentin fiziksel ve sosyal çöküntüye uğramasına engel olmaması ve kentin yenilenmesi amacına uygun düşmemesi halinde, buna yönelik kurum görüşleri alınarak analiz ve sentez çalışması yapılmak suretiyle planın geneli ışığında ve alana yönelik nüfus öngörüsü ve donatı ihtiyacı kapsamında bir değerlendirmeyle imar planında değişiklik yapılabilmesinin mümkün olduğu, ancak dava konusu plan notu değişikliğine ait plan açıklama raporunda bu yönde kapsamlı bir analiz-sentez çalışmasına atıfta bulunulmadığı gibi problemin sadece plan notu değişikliği ile çözülmesi yolunun benimsendiği, ancak bu yöntemin planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı, nitekim plan notu değişikliği sırasında görüşü alınan İstanbul Tarihi Alanları Alan Başkanlığının ... tarih ve ...sayılı yazısında, plan notu değişikliği öncesinde koruma amaçlı nazım ve koruma amaçlı uygulama imar planı genel hükümleri ile imar mevzuatı, 2863 sayılı Kanunla olan farklılıkların belirlenmesi, bu değişiklikten ne kadar yapı, parsel ve adanın yararlanacağının tespiti, getireceği plan nüfus ve yoğunluk artışı, buna uygun donatı alanlarının tespiti ve fizik mekanda bu yapıların gösterildiği sınırlar ve analizlerin bir raporla tespit edilmesi hususunun belirtildiği, bu nedenlerle dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmadığı sonucuna varıldığından, belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2023/1471, K:2023/7597 sayılı kararıyla; imar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular göz önüne alınarak hazırlanması gerektiği,
Anılan ölçütlere göre hazırlanan imar planlarının, zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirileceği, yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetiminin bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılacağı, İmar planlarının yargısal denetimi sırasında, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar planının bütünlüğü, genel yapısı kapsadığı alanın nitelikleri ve çevrenin korunması gibi olguların yanı sıra "üstün kamu yararı" ilkesinin de gözetilmesinin zorunlu olduğu, Ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan deprem bölgelerinde can ve mal emniyeti tesis etmek ve yapıların yenilenerek depreme dayanıklı hale getirilmesini sağlamaya yönelik düzenlemler yapılmasının üstün kamu yararı taşıdığının şüphesiz olduğu, Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde;
İdare Mahkemesince, üç kişilik bilirkişi heyetiyle gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan bilirkişi raporunda bilirkişi heyetinin iki üyesi tarafından; 1/1000 ölçekli Fatih İlçesi (Tarihi Yarımada) Kentsel, Tarihi, Kentsel Arkeolojik, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Plan Notları, Plan Genel Hükümler başlığına (1-42 sayılı) plan notunun eklenmesi ile ortaya çıkan durumdan büyüklük olarak Fatih ilçesinin yaklaşık %50 sinin etkilendiği, plan notundan etkilenen bölgenin alansal olarak ilçenin yaklaşık yarısı olmasına rağmen en yoğun yapılaşmanın olduğu bölge olduğu, -Plan değişikliği açıklama raporunda gerekçe olarak; “İlçemizin tarihi yerleşim yeri olması münasebetiyle yapı stokunun büyük bir çoğunluğunu eski yapılar oluşturmaktadır. Bu eski yapıların da yine çoğunluğunun Özel İdare Kayıtlı 1957 öncesi ile 1960,1970 ve 1980 yılları arasında yapılmış olduğu düşünüldüğünde ekonomik ömürlerini tamamlamış olmaları münasebetiyle; gerek can ve mal emniyeti gerekse herhangi bir afet durumunda ülke ekonomisi açısından telafisi mümkün olmayacak zararlara yol açacağı aşikârdır. Ayrıca konut yoğunluğu fazla olan bölgelerde mevcut 50, 60 ve 70 yıllık yapılarda ikamet eden nüfusun da yaşlı ve emekli insanlardan oluştuğu göz önüne alındığında konu daha da önem kazanmaktadır. Bu hususlar göz önünde bulundurularak plan notlarında yeniden düzenlemeye gidilmiştir. ” cümlesinin belirlenen alanda düzenleme yapılmasının gerekliliğini açıkladığı, -Fatih ilçesinin büyük bir bölümünün 1. derece deprem bölgesinde yer aldığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin Müdürlüğü tarafından 2011 yılında hazırlanan "Afet Risk Yönetimi için Megaşehir Gösterge Sistemi" verilerine göre, olası büyük İstanbul depreminde can kaybı, ağır yaralanma, bina yıkılması, yol kapanma vb. fiziksel göstergelere göre en yüksek riske sahip ilçelerden biri durumunda olduğu, 2019 yılında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından hazırlanan "İstanbul Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi” verilerine göre, 7.5 büyüklüğünde beklenen İstanbul depremi senaryosunda, ilçede yer alan yaklaşık 47.000 yapının 15.528'i (yaklaşık yüzde 33) orta, ağır ve çok ağır hasarlı hale geleceğinin beklendiği, bu düzeyde yaşanacak hasar durumunda yaklaşık 273.347 kişinin doğrudan ya da dolaylı olarak etkileneceğinin hesaplandığı, bu kaybın ne yazık ki önemli bir bölümünün, siyasi ve ekonomik olarak stratejik konum ve öneme sahip Fatih İlçesi'nde gerçekleşeceğinin beklendiği, -Tarihi Yarımada bütününün sit alanı ilanından sonraki plan dönemlerinde yapılaşma yoğunluğunun altında yoğunluk kararları üretildiği ve daha önceki planlara uygun olarak inşa edilen veya 2981 ve 3290 sayılı Kanun Kapsamında yapı kullanma izin belgesi alan yasal yapıların ekonomik ömrünü tamamlanması durumunda nasıl dönüşeceği ile ilgili finansman analizi yapılmadığı, dönüşüm modeli ortaya konulmadığının bilindiği, 2006-2007 yıllarında 5366 sayılı Yasa kapsamında Fatih ilçesinin yaklaşık %25'inin (405 hektar) yenileme alanı ilan edildiği, 14 yıl içerisinde bu alanların yaklaşık %25'inin (99.3 hektar) proje onay süreçlerinin tamamlandığı, diğer alanlarda ise yenileme avan proje onayları tamamlanmadığı için imar uygulamalarının gerçekleştirilemediği, 2012 meri plan dönemi sonrası Fatih ilçesi genelinde 1.639 yapı ruhsatı düzenlendiği, bu düzenlenen ruhsatların 828'sinin yeni yapı ruhsatı olduğu, bu değerin ilçede yer alan yapıların (47.070) sadece %0.01'i olduğunun Belediye kaynaklarınca belirtildiği, -Fatih İlçesi'nde, %91'i 1999 depremi öncesi üretilen eski yapı stokunun son plan döneminde %0.01 oranında çok küçük bir bölümünün yenilendiği, bu fiziksel eskimenin yerleşik nüfusun ilçeden sürekli olarak göç etmesine neden olduğu, bu durumun kökeni çeşitli nedenlere bağlı olan yabancı göçmenlerin ilçede gelişigüzel yerleşmesine yol açtığı, böylelikle Fatih İlçesi'nde çok sayıda kentsel çöküntü alanlarının oluştuğu, Fatih Belediyesi'nin bu durumu göz önüne alarak ek bir plan notu ile ilçedeki çevre, can ve mal emniyetini sağlamayı hedeflediği, güçlendirmeye elverişli olmayan 1957 yılı öncesi ruhsatlı / yasal binaların yenilenmesinin, müktesep hakların korunması, kentin sosyal ve fiziksel çöküntü alanlarının artmamasına yönelik bir adım olarak da düşünülebileceği, -Dava konusu plan notuna ilişkin Fatih Belediyesinin cevabi yazısında belirttiği hususların plan açıklama raporunda yer almamasının önemli bir eksiklik olduğu, plan notu değişikliği sonrası arttığı kabul edilen nüfusun mer'i 1/5000 ölçekli nazım imar planı nüfusunu aşmadığı bilgisinin plan notunun iptali isteminin önemli gerekçelerinden birini ortadan kaldırdığı, İnsan Hakları ve Anayasamızdaki konut hakkı çerçevesinde bakıldığında ise plan açıklama raporunda plan notu değişikliğinin gerekçesi olarak ortaya konan Fatih ilçesindeki yapıların 1999 öncesi yapıldığı ve yine Fatih Belediyesinin cevabi yazısında belirttiği bu eski binaların mer'i plan hükümleri ile kendiliğinden yenilenmesinin beklenen İstanbul Depremine kadar gerçekleşmesinin mümkün olmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, depreme dayanıklı barınılabilecek konut arzı açısından uygulama imar planına eklenen plan notu değişikliğinin bir gereklilik olduğu görüşlerine yer verildiği,
Anılan bilirkişi raporuna muhalefet koyan bilirkişi tarafından ise "ve" bağlacının hatalı kullanımı nedeniyle Eminönü Bölgesinde olup da tamamı yol ve/veya donatı alanında kalmayan parsellerin plan notundan yararlanmasının yolunun açıldığı, imar planının ana kararlarından olan yapılaşma hakları, yükseklikler, bina oturum alanları gibi hususların plan notuyla değiştirilemeyeceği gibi planla plan notu arasında birbirine aykırı hususların bulunması halinde de planın esas alınması gerektiğinin Danıştay içtihatlarında da yer aldığı, plan notundan Fatih ilçesinin yaklaşık yüzde 50'sinin etkilendiği, plan notu ile plandaki yüksekliklerin değişmesi sonucunun doğduğu, bu yönüyle plan hükümlerinde tanımlanan bina yükseklikleri dolayısıyla yapılaşma şartları ile plan notu ile getirilen hükümlerin Fatih ilçesinin önemli bir kısmında ikili yapılaşma haklarını ortaya çıkaracağı, meri plandaki kat sayısını düşürme kararının sebeplerinin plan değişikliği açıklama raporunda değerlendirilmediği, meri plana göre 3 katlı yapılaşma mümkünken, aynı ada içerisinde olsalar bile eski imar planı döneminde 5 kat yapılanmış taşınmazların dava konusu plan notunun sağladığı ayrıcalıkla yine 5 katlı olarak yapılaşabilmelerinin aynı yapı adasında farklı yapılaşma haklarına neden olması dolayısıyla planlama esasları ile şehircilik ilkeleri açısından sorunlar içerdiği, meri uygulama imar planında getirilen yeni fonksiyona rağmen, onanan plan notu ile binaların yıkılarak yeniden yapılması esnasında mevcut fonksiyonlarını koruyor olabilmelerinin uygulama imar planı ile getirilen fonksiyonların gerçekleşmesinin ortalama 30-50 yıl ertelenmesine neden olacağı, bir planın yürürlükte kalma süresinin ortalama 20-25 yıl olduğu hususuyla birlikte değerlendirildiğinde mer'i planın bölgeye ilişkin stratejileri ve plan kararlarının gerçekleşmesinin imkansız hale geleceği ve yerleşmede kaldırılması-dönüştürülmesi istenen fonksiyonların sonraki plan dönemine kadar sürmesine neden olacağı, Tarihi Yarımadanın sit alanı olarak tanımlanması nedeniyle düşürülen nüfus büyüklüğü ve buna bağlı olarak kat adetlerinin düşürülmesi kararlarının Fatih Belediyesinin cevabi yazısında da belirtildiği üzere 1995 planlarından itibaren tüm yapılan planların önemli stratejilerinden biri olduğu, dava konusu plan notu ile tanımlanan alanda, plan ile belirlenen kat yüksekliklerinin plan notunda belirlenen koşullar çerçevesinde dahi olsa mer'i planın planlama yaklaşımı ve stratejilerinin bozulmasına neden olacağı, bodrum katlarda otopark yapılması hususunun tek tek parsellerin değil ada bazında tüm parsellerin birlikte değerlendirilerek kentsel tasarım ölçeğinde çözülmesi gereken bir husus olduğu, bu durumun da plan notu ile değil planın genel yaklaşımı ve politikaları ile çözülebileceği görüş ve kanaatlerine yer verildiği,
Bilirkişi raporunda iki farklı bakış açısı ile değerlendirmeler yapılmış olup, Dairemizce her iki yaklaşım birlikte ele alınarak dava konusu plan notununun yargısal denetimi sırasında, uyuşmazlık konusu alanın özellikleri çevre ve imar bütünlüğü, genel yapısının şehircilik ilkeleri ve planlama esasları kapsamında incelenmesinin yanı sıra can ve mal güvenliği ile doğal çevrenin korunması gibi olguların bir bütün halinde dikkate alındığı "üstün kamu yararı" ilkesi de gözetilerek değerlendirme yapıldığında;
Dava konusu plan notunun, yalnızca kentsel dönüşüm amacıyla sınırlı sayıda bir alanda uygulanacak nitelikte, uygulama koşullarının açık ve net şekilde belirlendiği, plan ana kararlarını etkileyen bir uygulama getirmediği sadece anılan bölgedeki riskli binaların yıkılıp yeniden yapılmasının teşvik edilmesinin amaçlandığı, söz konusu koşullardaki onaylı yapı ruhsatı bulunan depreme dayanıksız hale gelmiş binaların yıkılıp yeniden yapılmasının sağlanmak istenildiği, 1. derece deprem bölgesinde yer alan ve beklenen büyük İstanbul depreminde can ve mal kaybının yüksek olacağı tespiti yapılan Fatih ilçesinin olası deprem afet riskine karşın barındırdığı fiziksel, ekonomik ve sosyal risk unsurlarını azaltmak, eski yerleşik nüfusun yerleşme dışına göçünü engellemek ve çevre, can ve mal emniyeti tesis etmek ve yapıların yenilenerek depreme dayanıklı hale getirilmesini sağlamak amacıyla kabul edildiği anlşıldığından üstün kamu yararı bulunduğu ve hukuka aykırı olmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davalı Fatih Belediye Başkanlığı tarafından dosyaya sunulan belgelerden, uyuşmazlık konusu plan notunda kurul görüşü alınarak Dünya Miras Alanları ile Eminönü bölgesinin söz konusu plan notunun dışında tutulduğu, 1/5000 ölçekli planla belirlenen Tarihi Yarımada nüfusunun (333.593) ve 1/1000 ölçekli planla belirlenen nüfusun (247.963) arasında 58.990 kişilik nüfus hesaplandığı uyuşmazlık konusu plan notu değişikliğiyle birlikte oluşacak ek nüfusun 57.872 olarak hesaplandığı ve 1/5000 ölçekli planda belirtilen nüfusu aşmadığı; donatı alanlarının da 1/5000 ölçekli planda belirlenerek meri mevzuat gereği 1/1000 ölçekli planlara aktarıldığı görüldüğünden plan notu ile artan plan nüfusunun plan ana kararlarıyla çelişmediği ve nüfus ile donatı dengesinin korunduğu, 2012 yılından bu yana yapılan plan değişiklikleri ile imar planlarına 15 ha ilave donatı alanı kazandırıldığı, toplam 93 ha donatı alanı içeren plan çalışmalarının ise devam ettiği göz önüne alındığında dava konusu plan notundan yararlanan yapıların bölgelerindeki fonksiyonların %95 oranında meri imar planı ile uyumlu olduğu; ayrıca meri imar mevzuatı içerisinde güçlendirmenin yer aldığı ve bu uygulamada da yapıların onaylı projelerinde yer alan fonksiyona göre güçlendirilebildiği düşünüldüğünde hâlihazırda var olan bir uygulamanın umumi hayata müessir afetler dolayısıyla meydana gelmesi muhtemel zararların önlenmesi amacıyla getirilen bir değişiklikte yer almasının plan hedeflerinin gerçekleştirilmesine engel teşkil etmediği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınan yapıların plan notu kapsamına dâhil edilmediği, 1984 yılında getirilen imar affı sonrasında inşa edilen ruhsatsız yapı ve eklentilerin kapsam dışında bırakıldığı ve yıkılıp yeniden yapma sürecinde kaldırılmasının amaçlandığı bu kapsamda dava konusu plan notunun bu yönlerden de hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşıldığı,
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile idare mahkemesi kararının kaldırılmasına dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, usul yönünden; davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; davaya konu plan notu ilavesinin uygun bulunmasının sebebinin, çevre, can ve mal emniyetinin sağlanabilmesi ve yapıların depreme dayanıklı hale getirilebilmesi olduğu, iptali istenen işlemin yürürlükte olan koruma amaçlı imar planı doğrultusunda Koruma Bölge Kurulu tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu uygun bulunduğu, yapılan iş ve işlemlerin hukuka ve koruma mevzuatına aykırı bir yanı bulunmadığı belirtilerek temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı Fatih Belediye Başkanlığı tarafından, çevre, can ve mal emniyetinin sağlanabilmesi, halihazırda güçlendirme yapılarak kullanılabilen yapılarla birlikte güçlendirmeye elverişli olmayan yıkılma tehlikesi taşıyan yapıların da yenilenmesi, müktesep hakların korunması, yıllara sari olarak devamlı büyüyen kentin sosyal ve fiziksel çöküntü alanlarının artmasının çözümüne yönelik bir adım atılması amacıyla hazırlanan plan notu ilavesinin üstün kamu yararı gereği gerçekleştirildiği, planlama esasları ve şehircilik ilkelerine de uygun olduğu belirtilerek temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu planlar bakımından plan notu değişikliği sürecinde kurul görüşünün alındığı, Dünya Miras Alanları ile Eminönü bölgesinin plan notunun dışında tutulduğu, yapı stokunun büyük çoğunluğu eski yapılardan oluşan Fatih Bölgesinde bu yapı stoku ekonomik ömrünü tamamlamış olduğundan, üst ölçekli planla uyumlu, plan ana kararlarının sürekliliğini, bütünlüğünü bozmayan, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanılarak hazırlanmış, onaylanmış ve yürürlüğe konulan plan notu ilavesinin kamu yararına olduğu, belirtilerek temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalılardan Fatih Belediye Başkanlığının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalı Fatih Belediye Başkanlığına iadesine,
4.Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın...
İdare Mahkemesine gönderilmesine, 12/12/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2023 tarih ve E:2023/1471, K:2023/7597 sayılı kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.