Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

9. Hukuk Dairesi         2025/9288 E.  ,  2026/16 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/1186 E., 2025/975 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/1600 E., 2021/379 K.

BİRLEŞEN

DAVA MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 27. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/1601 E., 2018/325 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Asıl dava dosyası içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen toplam miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; asıl dava bakımından davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava bakımından ise davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin işe iade talepli olarak açtığı davada, davanın kabulü ile davacının işe iadesine ve 5 aylık iş güvencesi tazminatı ile 4 aylık boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağına hükmedildiğini, kararın kesinleşmesini takiben müvekkilinin işe iade başvurusunda bulunduğunu, davalı tarafın müvekkilini 22.05.2017 tarihinde saat 09.00'da işe başlamak üzere davet ettiğini, bunun üzerine davalıya gönderdikleri .... Noterliğinin 18.05.2017 tarihli ve 9139 sayılı ihtarnamesi ile davacının daha önce finans müdürü olarak çalıştığını, davacının daha önceki haklarının ve imza yetkilerinin iadesi ile yeniden Şirket yönetim kurulunda seçildiğini ve münhasıran imza yetkilisi olduğuna ilişkin kararın noter onayı ile gönderilmesinin istendiğini, ancak davalı tarafın bu yazıya cevap vermediğini, bu hususun dahi davacının davetinin samimiyetsiz olduğunu gösterdiğini, davacının davet edildiği 22.05.2017 tarihinde işyerine gittiğini fakat davacının Şirketin görevlileri tarafından işyerine sokulmadığını, görevlilerin davacıyı işe almamaları konusunda talimat aldıklarını söylediklerini, davacının oradan ayrıldığını, davalıya ihtarname göndererek yasal haklarının ödenmesini talep ettiklerini, ödeme yapılmadığından ...Müdürlüğünün 2017/4909 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek yapılan borca itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; ...Müdürlüğünün 2017/4908 Esas sayılı dosyasında davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek yapılan borca itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçelerinde; müvekkili Şirketin davacıyı yasal süresi içerisinde ciddi ve samimi olarak işe davet ettiğini, davacının müvekkili Şirket tarafından bildirilen tarihte işe başlamak üzere işyerine gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davacı tarafça işe başlatılmak amacıyla davalıya başvurulduğu ve davalının davacıyı 22.05.2017 tarihinde saat 9.00'da işe başlaması için davet edildiği ve davacının bu tarihte işyerine gitmesine ... Şirket görevlileri tarafından iş yerine sokulmadığı iddia edilmişse de, davacı tanıklarının davacının gittiğini beyan ettiği tarihte işe başlamak için işyerine gittiğine dair görgüye dayalı bir bilgilerinin olmadığı, davalı tanıklarının ise davacının işe başlatılması için davet edildiği ve davacı tarafça da gidildiği belirtilen tarihte davacının işyerine hiç gelmediğini, gelseydi göreceklerini çünkü işyerinin girişindeki kapıda görevli olduklarını beyan ettikleri hususu dikkate alındığında davacının işe başlamak için işyerine gittiğini, dolayısıyla işe başlamak noktasında samimi olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işçinin işe başlama iradesi ve ispat yükü yönünden yapılan incelemede, işe iade kararının uygulanabilmesi için işçinin süresinde işverene başvuruda bulunması ve işverenin daveti üzerine fiilen işyerine giderek işe başlama iradesini ortaya koyması gerektiği, bu hususun ispat külfeti iddiada bulunan işçiyeye ait olduğu, dosya kapsamına göre davacı tanıklarının davacının 22.05.2017 tarihinde işyerine gidip güvenlik görevlilerince içeri alınmadığına ilişkin görgüye dayalı beyanları bulunmadığı, davalı tanıklarının ise işyerinin girişinde sabah 09.00'dan akşam 18.00'a kadar görevli oldukları ve belirtilen tarihte davacının işyerine geldiği iddiasının doğru olmadığı yönünde tanıklıkta bulundukları, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının işe başlama iradesi noktasında fiilen ortaya koyduğu iddiasını ispat edemediği sonucuna ulaşıldığı, davacı vekilince sunulan .... Noterliğinin 18.05.2017 tarihli ihtarnamesiyle davacının Yönetim Kurulu üyeliğine dair imza yetkilerinin ve görevlerinin iadesini talep ettiği, bu ihtarnamenin davalıya işbaşı yapılması için bildirilen 22.05.2017 tarihinden sonra 23.05.2017 tarihinde tebliğ edildiği, bu nedenle davacının işverenin davetinin samimiyetsiz olduğu iddiasının yerinde olmadığı, davacının işe başlamadan önce Yönetim Kurulu üyeliği ve imza yetkisine dair taleplerinin, işe başlatma yükümlülüğünün ön koşulu niteliğinde olmadığı, işçinin işe başlama talebinde bulunduğu süre içerisinde başka bir işyerinde çalışıyor olması tek başına işçinin işe başlama iradesinin samimi olmadığını göstermeyecekse de açıklanan diğer hususlarla birlikte değerlendirildiğinde, davacının hizmet dökümünde gözüktüğü üzere 22.03.2017 tarihinde bir işyerinde çalışmaya başladığı ve işe iade kapsamı dışında taleplerde bulunması, davacının işyerine alınmaması hususunu ispat edememesi hususları gözönünde bulundurularak işe başlama noktasında davacının samimi olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili birleşen davaya ilişkin temyiz dilekçesinde;

a)Müvekkilinin işe başlama günü olan 22.05.2017 tarihinde fiilen işe gittiğini, Mahkemenin olayın hemen akabindeki ihtar zincirini ve zaman sırasını dikkate almadan, kapı görevlilerinin “görmedik” mahiyetindeki soyut beyanlarına itibar ettiğini, böylece ispat yükünü fiilen davacı aleyhine, hakkaniyete aykırı şekilde ağırlaştırdığını,

b)Samimi başvuru ve samimi davet ölçütlerinin yanlış yorumlandığını,

c)Kesinleşmiş işe iade kararının bağlayıcı sonuçlarının gözetilmediğini, müvekkilinin süresinde başvurduğunu, olay günü fiilen işe başlatılmadığını,

d)Gerekçenin yetersiz ve çelişkili olduğunu,

e)İtirazın iptali koşulları oluştuğu halde yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

2.Davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, işçinin işe iade başvurusunun samimi olup olmadığına ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

A. Asıl Dava Yönünden

Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

B. Birleşen Dava Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog