11. Ceza Dairesi 2025/2398 E. , 2025/15083 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Sanığın, şikâyetçi ... ait şirketin keşideci olduğu suça konu 1.600,00 TL bedelli sahte çeki, lehtarı katılan ...'e ait ... Ticaret Kırtasiye olacak şekilde tanzim ettiği ve çekin keşideci dışında birinin imzası ile katılan ...'in çalışanı tanık ...'a şikâyetçi tarafından verildiği olayda, sanığın, şikâyetçi ...'in kendisinden yardım istemesi nedeniyle çekin boş kısımlarını, lehtarı ... Ticaret Kırtasiye olacak şekilde doldurduğunu beyan ederek her aşamada üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, katılan ...'in şikâyetçi ... ile ticari ilişkilerinin bulunduğu ve tanık ...'ı ...'ten çek alması için gönderdiği şeklindeki anlatımının sanık savunması ile uyumlu olduğu, tanık ...'ın patronu olan katılanın isteğiyle çeki ...'ten almak için Sarıyer'de bir yere gitmiş olduğunu beyan etmesi, hükme esas alındığı anlaşılan Grafoloji Uzmanı .... tarafından tanzim olunan Bilirkişi Raporu'nda keşideci imzasının sanığın mukayese imzaları ile benzerlik taşımadığı, çekteki dolum yazılarının sanığın eli ürünü olduğu açıklanmakla sanık savunması ile uyumlu kanaate yer verildiği; kaldı ki şikâyetçi ...'in 09.06.2010 tarihli beyanında çekteki imzanın, imza yetkisi bulunmadığı hâlde yanında çalışan ... tarafından atıldığı şeklindeki anlatımı karşısında, şikâyetçi ... hakkında aynı tarihli eylem için; "Şikayetçi ... in ... İnteraktif Mobil Hizmetleri LTD ŞTİ yetkilisi ile ilgili karşılıksız çek keşide etmek suçundan Şişli C.Başsavcılığına verdiği dilekçe ile şikayette bulunduğu, çekin imza yetkilisi şüpheli ... e imzalamak amacıyla götürüldüğü, bu hususta tanık ... nin beyanının bulunduğu, çek ... tarafından imza sirkülerinde belirtilen imza gibi atılmadığı, değişik bir imzanın atıldığı, bilahare ... şirketinin iflas ettiği, zaten şüphelinin bir çok karşılıksız çek suçundan mahkum olduğu, şüphelinin kendisi yerine başkasına imza attırıp çeki verdiği, böylece atılı suçu işlediği" iddiasıyla Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2010 tarihli ve 2010/3117 Esas sayılı İddianame ile açılan kamu davasının araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, kesin hükümle neticelenmiş olması durumunda onaylı suretinin dosya arasına alınması, ayrıca mezkûr İddianame içeriği nazara alınarak şikâyetçinin karşılıksız şekilde keşide ettiği başkaca çek nedeniyle yürütülmüş soruşturmaların bulunup bulunmadığı var ise imza incelemesi yaptırılıp yaptırılmadığı, ayrıca yargılama konusu suça ilişkin çek üzerindeki imza ile daha evvelden karşılıksız çıkan çekler üzerindeki imzaların kriminal incelemeye tabi tutulması, şikâyetçi ...'in beyanında adı geçen ...'ün celbi ile tanık sıfatıyla beyanının alınması ve mukayeseye elverişli yeteri miktarda imza örneği alınarak suça konu çek üzerindeki imza ile kriminal inceleme yapılmasını müteakip sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken eksik inceleme ile sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
2.Kabul ve uygulama yönünden;
a)Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/1 maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde belirtilen nitelikli hâllerde, temel hapis cezası 3 yıldan ve temel gün adli para cezası suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı, buna göre 5237 sayılı TCK'nın 61/1 maddesinde yer verilen kriterler ile aynı Kanun'un 52. maddesi de gözetilmek suretiyle hapis cezasının alt sınırı 3 yıl ve gün karşılığı belirlenecek adli para cezasının alt sınırının haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel cezaların belirlenmesi, akabinde artırım ve indirimlerin bu miktarlar üzerinden yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi gereği temel cezaların takdiren 3 yıl hapis ve 30 gün adli para cezası olarak belirlendikten sonra aynı Kanun'un 158/1-son maddesinde yer verilen düzenleme gerekçe gösterilerek adli para cezasının haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde 160 gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle hatalı uygulama yapılması,
b)Sanık hakkında hükmolunan adli para cezası yönünden, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesinde yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse,
Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezalarının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
c)Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,24.11.2025 tarihinde karar verildi.