T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; davalı ----. ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında verdiği depolama, nakliye ve elleçleme hizmetlerine ilişkin 529.500,00 TL bakiye alacağın ödenmemesi üzerine ---- İcra Dairesi’nin ----- Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesine rağmen davalının haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, ayrıca davalıya ait ürünlerin halen davacıya ait depoda bulunduğunu ve davalının mali durumunun alacağın tahsilini tehlikeye düşürdüğünü ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, 529.500,00 TL alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, haksız itiraz nedeniyle en az %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine ve alacağın teminatlı ya da teminatsız olarak tahsilinin güvence altına alınması amacıyla davalının taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; davacının taraflar arasındaki ilişkinin nakliye ve depolama hizmetinden kaynaklanan ticari cari hesap niteliğinde olduğu iddiasıyla başlattığı icra takibine yaptığı itirazın iptali talebinin haksız olduğunu, somut olayda ilişkinin nakliye-depolama hizmetine değil 11.03.2024 tarihli kira sözleşmesine dayandığını, bu nedenle ticari alacak ve cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, Müvekkilin taşınmazı depo olarak bir yıllığına kiraladığını, kira bedellerini düzenli ödediğini, iş hacminin daralması nedeniyle 30.04.2025 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshederek 2025 Haziran itibarıyla tahliye iradesini bildirdiğini, ancak tahliye sürecinde depodaki malzemelerin davacı tarafından haksız şekilde alıkonulduğunu, Kira ilişkisinin sona ermesine rağmen davacının sanki cari hesap ilişkisi varmış gibi haksız icra takibi başlattığını, müvekkilin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu ve hakkı kötüye kullandığını,
Sonuç olarak davanın öncelikle görev yönünden, aksi halde esastan reddi ile davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava ; Taraflar arasındaki Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklandığı ilişkiden kaynaklandığı bildirilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK.nun 67-1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir.
Davacının ; -----İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı icra dosyası ile 529.500,00 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, ödeme emrinin davalıya 10/08/2025 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 10/08/2025 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra dosyası, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK'nın 115/1 maddesinde gereğince mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilecekleri,
HMK 114/1-c madde hükümlerinde mahkemenin görevli olmasının dava şartı olarak düzenlendiği, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli kılındığı, taraflar arasındaki somut uyuşmazlığın taraflar arasında düzenlenen 11.03.2024 başlangıç tarihli "Ticari Kira Sözleşmesi" başlıklı kira sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının bu sözleşme kapsamının davalıya hitaben düzenlemiş olduğu ve muhteviyatının çoğu faturada "depo kiralama hizmet bedeli" yazan faturalardan kaynaklı alacaklarının tahsili talepli eldeki itirazın iptali davasına konu takibin başlatıldığı, bir kısım faturada "depolama hizmet bedeli" yahut başkaca nitelendirmenin takibe konu edilen alacak kalemlerinin taraflar arasındaki 11/03/2024 başlangıç "tarihli ticari kira sözleşmesi" başlıklı kira akdi çerçevesinde alacağın doğduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, yasa gereği kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıklara bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin iş bu davaya bakmakta görevli bulunmadığı belirlendiğinden, mahkememizin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın görevli ----- Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2.Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli ------ Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3.HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına,
4.Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.