Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/9633 E.  ,  2025/16009 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/1386 E., 2025/318 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 9. İş Mahkemesi

SAYISI: 2020/44 E., 2022/171 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 4/a sicil numarası ile çalıştığını ve primlerinin yatırıldığını, 01.12.2016 tarihi itibariyle de 4/a günlerinden dolayı yaşlılık aylığı almaya başladığını, Ağustos 2020 tarihi itibariyle de maaşının kesildiğini, maaşının kesilme gerekçesi olarak davalı Kurumca, işyerinde son 359 gün iptal edildiği için yaşlılık aylığının iptal edildiğinin belirtildiğini, davacıya yapılan ödemelerden dolayı yersiz ödeme olarak 61.404,94-TL'nin iadesinin istenildiğini, iptal edildiği belirtilen işyerinin ... isimli kişiye ait bir iş yeri olduğunu, davacının bu iş yerinde 04.12.2013 – 29.01.2016 tarihleri arasında fiilen çalıştığını, ancak davalı Kurum tarafından davacının 01.01.2015-29.01.2016 tarihleri arasındaki 359 günlük çalışmasının fiili çalışma olmadığının belirtildiğini, bu nedenlerle davacının 01.01.2015-29.01.2016 arası dönemdeki çalışmanın fiili ve gerçek olduğunun tespitine, davacının iptal edilen yaşlılık bağlanmasını dava ve talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 21.05.20 20... /MKI/40 sayılı denetim raporunda ... ünvanlı iş yerinden bildirilmiş olan 01.01.2015-29.01.2016 devresi arasında bildirilmiş olunan SSK hizmetlerinin fiili çalışmaya dayanmadığından dolayı iptal olması gerektiğinin bildirilmiş olması nedeniyle 359 gün hizmetin iptal edildiğini, bu nedenle iptal edilmiş olan 359 gün hizmet gözönüne alınarak 506 sayılı Kanun'un 81/B-C kapsamında 5247 gün üzerinden aylık bağlandığını, 359 gün hizmet iptali sonrası aylık bağlanma şartlarının sağlanmadığı anlaşılmış olduğundan dolayı emekli maaşının kesildiğini, müvekkili Kurumun gerçekleştirdiği işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçelerinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir.

C. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile kesilmesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptaline ilişkindir.

1.Somut olayda; 01.06.1964 doğumlu davacının sigortalılık başlangıç tarihi 02/1982 dönemi olup, 506 sayılı Kanun kapsamında 4706 gün prim ödeme süresi bulunmaktadır. Davacıya 01.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ancak Kurum tarafından gerçekleştirilen denetim sonucunda, 506 sayılı Kanun kapsamında bildirilen toplam 359 günlük sürenin gerçekte fiili bir çalışmaya dayanmadığı anlaşılmış ve bu süreye ilişkin hizmet bildirimleri 24.09.2020 tarihinde iptal edilmiştir. Bu iptal işlemi sonrası, davacının prim gün sayısı 4706 güne düşmüş olup, davacının 4/a kapsamında bağlanan yaşlılık aylığı iptal edilmiş, yaşlılık aylığı bağlanamamıştır.

2.Davacı, davalı ... tarafından tesis edilen sigortalılık kaydının ve bu kayda bağlı olarak bağlanan yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işlemlerin hükümsüzlüğünün tespiti ile Kuruma karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının belirlenmesi istemiyle dava açmıştır. Yargılama sürecinde, davacı taleplerini açıklayarak, mevcut durumda geçerli olan sigortalılık süreleri esas alınarak kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini de talep etmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesi, yaptığı değerlendirme sonucunda davacının taleplerini yerinde görmeyerek davanın tümden reddine hükmetmiştir.

3.Yaşlılık aylığı tahsisi, sosyal güvenlik hukukunda sigortalının belli prim günü, yaş koşulunu ve sigortalılık süresini tamamlaması ile hak kazanabileceği bir aylıktır. Bu aylığın bağlanması için gereken koşullar, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) yapılan başvuru tarihine kadar tümüyle gerçekleşmemiş olabilir. Ancak hukuk uygulamasında, açılan davaların yargılama sürecinde bu koşulların tamamlanması halinde, Mahkemelerin bu gelişmeleri dikkate alması mümkündür. Çünkü Sosyal Güvenlik Hukukunda amaç, hak sahiplerinin korunması ve mağduriyetlerin önlenmesidir. Bu nedenle mahkemeler, tahsis şartlarının tamamlandığı bir tarih ortaya çıktığında, bu tarihi esas alarak karar vermelidir.

4.Anayasa'nın 141. maddesi, yargının görevlerinden biri olarak davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını emretmektedir. Bu anayasal ilkeye göre mahkemeler, gereksiz biçimde davaları uzatmamalı ve gereksiz masraflara yol açmamalıdır. Bu düzenleme, vatandaşların adil yargılanma hakkı ve hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak yargının sorumluluğuna yüklenmiştir. Özellikle sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında, yargının süratli ve etkin karar vermesi hak sahiplerinin korunması açısından ayrı bir önem taşır. Çünkü yaşlılık aylığı gibi sosyal hakların gecikmesi, bireylerin ekonomik ve sosyal durumlarını doğrudan etkileyebilir.

5.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesi de hâkimlerin, yargılamayı kabul edilebilir bir süre içinde, düzenli bir biçimde yürütmekle ve gereksiz gider yapılmasını önlemekle yükümlü olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Bu yükümlülük, sosyal güvenlik davalarında daha da büyük bir önem taşır. Zira sosyal güvenlik sisteminin temel amacı, toplumsal risklere karşı bireylerin korunmasıdır. Hâkimin yargılamayı gereksiz yere uzatmaması, özellikle tahsis şartlarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi halinde kararlarını bu durumu gözeterek vermesi, hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucudur.

6.Sosyal güvenlik hukukunun temel prensipleri arasında sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkeleri yer alır. Bu ilkeler doğrultusunda sosyal sigortalar, bireyin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel haklarının da güvence altına alınmasını hedefler. Dolayısıyla yaşlılık aylığı gibi sosyal haklara erişimin önünde gereksiz bürokratik veya yargısal engellerin bulunması, bu sistemin özüne aykırıdır. Mahkemeler, sosyal güvenlik hukuku ilkelerini gözeterek karar vermek ve sosyal risklere karşı bireyleri koruyan mekanizmanın etkin işlemesine katkı sağlamakla yükümlüdür.

7.Sonuç olarak, yaşlılık aylığı tahsis davalarında tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, Mahkemelerce bütün şartların sağlandığı tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine karar verilmesi gerekmektedir. Bu yaklaşım hem Anayasanın ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun öngördüğü yargılamanın sürati ve etkinliği ilkesiyle hem de sosyal güvenlik hukukunun bireyi korumayı amaçlayan yapısıyla uyumludur. Aksi bir uygulama, hak sahiplerinin mağduriyetine yol açar ve sosyal güvenliğin sağladığı anayasal güvenceleri zedeleyebilir.

8.Mahkemece, davacının doğum tarihi ve sigorta başlangıç tarihi dikkate alınarak, 506 sayılı Kanun’un geçici 81/C maddesi uyarınca tahsis koşullarının irdelenmesi ve varlığı halinde tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanabileceği gözetilmesi gerekirken, eksik araştırma ve değerlendirmeyle hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA ISTINAFHUKUK
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog