Esas No
E. 2023/534
Karar No
K. 2026/137
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/534
KARAR NO: 2026/137
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 10/08/2023
KARAR TARİHİ: 24/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ---- sevk ve idaresinde bulunan diğer davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ----- plakalı aracın,10.12.2021 tarihinde tam kusurlu olarak karışmış olduğu kaza neticesinde müvekkilin yaralandığı ve sürekli sakatlığa maruz kaldığını, kazanın, davalılardan ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı araçla ------ caddesi üzerinde geri geri gelirken müvekkile çarpması sonucu meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında sürücünün KTK 67/1-b maddesi uyarınca geriye doğru manevra yapma kuralını ihlal ettiğini, müvekkilin ise KTK 68/1-a maddesi uyarınca yayaların yürümesine ayrılmış kısımların kullanılmasının mümkün olmadığı veya bulunamadığı hallerde, yayaların taşıt yolunun kenara yakın kısmı dışında yürümeleri maddesini ihlal ettiğinin belirtildiğini, kaza tespit tutanağında belirtilenin aksine müvekkilin karşıdan karşıya geçmeye çalışmadığını, müvekkil ve oğlunun yolun kenarında yürürken sanığın kural ihlali yaparak geri geri gelmesi neticesinde kazanın meydana geldiğini, sigortacının da işletene düşen hukuki sorumluluğunun sigorta limitlerine kadar temin edeceğinin düzenlendiğini, dolayısıyla davalıların meydana gelen zararlardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, kaza sebebiyle sürekli iş gücü kaybına uğrayan müvekkilinin, işlerini eskisi gibi yerine getiremediğini, gündelik hayatında ve işlerinde ekstra efor sarf etmek zorunda kaldığını, müvekkilin ortopedi, FTR ve nöroloji polikliniklerinde tetkikleri yaptırılarak, sürekli maluliyetine ilişkin durumun Yargıtay kararları doğrultusunda kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik çerçevesinde tespiti gerektiğini, kaza sonrasında manevi olarak büyük yıkıma uğrayan müvekkilde meydana gelen elem ve ızdırabın karşılığı olmasa da talep edilen cüzi miktarda manevi tazminatın davalı asıldan tahsili ile müvekkile ödenmesi gerektiği şeklinde beyanda bulunarak, belirsiz alacak olarak 500,00 TL maddi tazminatın her iki davalıdan, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalı ------, sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibaren, diğer davalı açısından kaza tarihinden itibaren tahsiline, adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle;; Huzurdaki dava konusu somut olayda davacının maluliyet oranını gösterir dosyada mübrez adli kurul raporu bulunmadığını, dosyanın ATK'ya gönderilerek davacının maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit ettirilmesi gerektiğini, itirazlar baki kalmak kaydıyla tazminat tutarı hesaplanırken TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ------ usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı davaya cevap vermemiştir.

Davacı vekili 19.01.2026 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; 129.079,55 TL sürekli sakatlık tazminatı, 8.210,30 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 100 TL tedavi giderleri ve 100 TL bakım gideri olmak üzere toplam 137.489,85 TL'nin sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden itibareni diğer davalı açısından kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, müvekkili yönünden adli yardım kararı olduğundan tamamlama harcının şimdilik suçüstü ödeneğinden karşılanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Deliller Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.Davalı sigortaya yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır----- Asliye Ceza Mahkemesi'nin ----sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır. ----- Hastanesine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır. ----- SGK 'ya yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır. ------- İlçe Emniyet Müdürlüklerine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır. ATK raporu dosyaya sunulmuştur. Trafik kusuru konusunda uzman bilirkişi ile sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur. Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:

Dava, 10.12.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan, davalı --- sevk ve idaresindeki ------ plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması sonucu, davacı yönünden, her iki davalı aleyhine fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla HMK 107.maddesi uyarınca maddi tazminat ile davalı ---- aleyhine 30.000,00 TL manevi tazminat davasıdır. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, gelen müzekkere cevapları ve taraflarca sunulan deliller hep birlikte değerlendirilmiştir.

Yargıtay ---- Hukuk Dairesi’nin 11/03/2021 tarihli, ---- esas ----- karar sayılı ilamında;"…haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp iddiasında; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğunu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi; -11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, -11.10.2008–01.09.2013 arası Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, - 01.09.2013–01.06.2015 arası Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, -01.06.2015–20.02.2019 arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, ile Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik -20.02.2019 tarihinden sonrası için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir." belirtilmiştir.

Dosya, maluliyetin tespiti amacıyla ATK'ya gönderilmiş, 14.08.2024 tarihli, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda, davacının vücut engellilik oranının %2 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren dört aya kadar uzayabileceği rapor edilmiş, rapora itirazların değerlendirilmesi ve bakım ihtiyacı yönünden rapor alınması amacıyla dosya yeniden ATK'ya gönderilmiş, 08.01.2025 tarihli ATK raporunda davacının, başka birisinin sürekli veya geçici bakımına muhtaç durumda olmadığı rapor edilmiş, yukarıda anılan güncel içtihata göre, uygun yönetmelik esas alınarak yöntemince düzenlendiği anlaşıldığından ATK raporlarına itibar etmek gerekmiştir.

Dosya, trafik kusuru konusunda uzman bilirkişi ve sigorta hukuku alanında uzman aktüer bilirkişi heyetine tevdi edilmiş; 12.09.2025 tarihli rapora göre dosyadaki bilgi, belge, sigorta poliçesi, hasar dosyası, ATK raporu ve ibraz edilen deliller ışığında, ----- plakalı araç sürücüsü davalı ----- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 67/b maddesini ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelişinde %100 oranında asli kusurlu olduğu, yaya olan davacının herhangi bir kusuru bulunmadığı, yerleşik içtihatlar ve TRH 2010 tablosu uyarınca, davacının 128.097,42 TL sürekli iş göremezlik, 8.210,30 TL geçici iş göremezlik zararının poliçe limitleri içinde kaldığı rapor edilmiştir.

Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunması sebebiyle yeni bir rapor alınması cihetine gidilmeyerek, davacı tarafın toplam 136.507,72 TL (128.097,42 TL sürekli iş göremezlik, 8.210,30 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL bakım gideri olmak üzere; ayrıca talep edilen tedavi ve bakım giderinin makul ve hayatın olağan akışına uygun olduğu kanaati mahkememizde hasıl olmuştur) alacağı olduğu, hesaplanan miktarın poliçe limitleri dahilinde kaldığı tespit edilmiştir.

Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 27/05/2019 tarih ---- esas ----- karar sayılı ilamında: "...Davacı vekili; davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan müvekkilinin desteği ve murisi olan eşi -----’sevk ve idaresindeki motosikletin, dava dışı -----sevk ve idaresindeki araçla çarpışması nedeniyle 02/07/2006 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin desteğinin kusurlu ve sorumlu olduğunu, müvekkilinin zarar gören 3.kişi konumunda olduğunu beyanla, eşinin desteğinden mahrum kalan müvekkili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının taleplerinin poliçe kapsamı dışında olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne, 57.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair verilen karar davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekilince tazminat için temerrüt faizi olarak ticari faiz(avans faizi) istenilmiş, mahkemece tazminatta davalı sigorta şirketi yönünden avans faizine hükmedilmiştir. Oysa, zarara neden olan araç motosiklet olup ticari araç değildir. Bu halde temerrüt faizi olarak davalı sigorta şirketi yönünden yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2. maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir." belirtilmiştir.

Yukarıda anılan içtihat uyarınca her ne kadar davacı tarafça avans faizi talebinde bulunulmuş ise de, kazaya neden olan araç ticari araç olmadığından yasal faize hükmetmek gerekmiş, davalı sigorta şirketi yönünden, başvuru tarihinden sekiz iş günü sonrasına tekabül eden 16.08.2023 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi yönünden bu tarih itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, davalı ----- yönünden kaza tarihi olan 10.12.2021 tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, netice olarak davacının maddi tazminat davasının, hükümde yazıldığı şekilde, teselsül talebi de dikkate alınarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının ayrıca manevi tazminat talebi de mevcuttur.

Manevi tazminat konusunda belirtmek gerekir ki; Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın "Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği" başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır.

25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmıştır. Türk Borçlar Kanunu m. 56 gereği de ; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(-----Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(-----Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(-----

Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, dosyaya dönüldüğünde, Manevi tazminatın amaçlarından biri caydırıcılık olmakla beraber diğeri manevi tatmin duygusudur. Manevi tazminat miktarı amacından çıkacak şekilde, tarafın maddi olarak çöküşüne neden olacak miktarda da olmamalıdır.

Davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleşmesine neden olmayacak, zarara uğrayanda manevi huzur doğuracak ve hükmedilecek tazminat miktarının cezalandırmaya veya malvarlığına ilişkin bir zararı gidermeye yönelik olmayacak şekilde olmasının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edilmiş olduğu, iş bu davada manevi tazminat talebinin tamamının kabul edilmesinin davalıların ekonomik olarak çöküşüne sebep olacağı, tüm hususlar, yukarıdaki açıklamalar, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.) ilkeler göz önünde tutarak, davacının, yaralama sebebiyle %2 oranında malul kaldığı, dört ay iş göremez hale geldiği, alınan kusur raporuna göre davalı sürücü ---- olayda asli ve %100 kusurlu olması bir bütün olarak değerlendirilip hükümde gösterildiği şekilde, davalı ------ aleyhine açılan, davacının manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş, kazaya neden olan araç ticari araç olmadığından yasal faize hükmetmek gerekmiş, davalı yönünden 10.12.2021 kaza tarihinde temerrüdün gerçekleştiği kabul edilmiş, davacı vekilinin 24.02.2026 tarihli celse için sunduğu mazeretinin, vekil-müvekkil arasında sonuç doğurmak ve talik sebebi olmamak üzere kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile toplam 136.507,72 TL'nin (128.097,42 TL sürekli iş göremezlik, 8.210,30 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL tedavi gideri, 100,00 TL bakım gideri olmak üzere) davalı sigorta şirketi yönünden 16.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte; davalı ------ yönünden 10.12.2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

2.Davacının manevi tazminat davasının KABULÜ ile toplam 30.000,00 TL'nin 10.12.2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ------ tahsili ile davacıya verilmesine,

3.Dosyada adli yardım kararı bulunduğundan karar tarihi itibariyle alınması gereken 11.374,14 TL harç ile, dava açılış yılı olan 2023 yılı başvuru harcı olan 179,90 TL harcın toplamı olan 11.554,04 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,

4.Dosyada adli yardım kararı bulunduğundan devlet ödeneğinden karşılanan 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 9.250,75 TL ATK ücreti, 810,00 TL tebligat ücreti olmak üzere toplam 22.060,75 TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 21.840,14 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, 220,61 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

5.Davacı tarafından yapılan 183,00 TL ATK posta masrafının davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 181,17 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline iye davacıya verilmesine,

6.Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul edilen kısmı dikkate alınarak 3.088,80 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, 31,20 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

7.Maddi tazminat davası bakımından davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

8.Manevi tazminat davası bakımından davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

9.Maddi tazminat davası bakımından davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 982,13 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,

10.Davalılar tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

11.Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog