Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA

10. Hukuk Dairesi         2025/12500 E.  ,  2025/16023 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2024/129 E., 2025/178 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin perakende gıda sektöründe faaliyet gösteren anonim şirket yapılanmasında bir firma olduğu, şirketin ... sicil numaralı işyerinde faaliyet gösteren mağazası için 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'na eklenen Geçici 10. madde ve Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 103/4f. hükümlerine dayanarak 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5, yılı/aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için ... Sosyal Güvenlik Merkezine 28.06.2016 tarihli dilekçe ile Kuruma başvuru yapıldığı, davalı idare tarafından davacı şirketin başvurusunun 2015/10 sayılı Genelge gerekçe gösterilerek reddedildiği, davalı idarenin ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan ret işleminin iptali ile yukarıda belirtilen ilgili dönemler için sigorta prim teşvikinden yararlanmaya yönelik 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği, şirketin teşvikten yararlanmak için gerekli şartları haiz olduğu, bu nedenle 5510 sayılı teşvikin iptali ile 6111 sayılı Kanun'da düzenlenmiş olan teşvikten yararlanmak için iptal ve asıl APHB leri düzenlemek suretiyle davalı idareye başvurusunu yaptığı, ancak bu başvurunun, davalı idare tarafından genelge gerekçe gösterilerek reddedildiği, davalı Kurumun şirketin geriye dönük teşvikten yararlanma talebinin reddinin bu bakımdan da hukuka aykırı olduğu, davalı idarenin şirketin 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 10. maddede düzenlenmiş olan hükmü uyarınca geçmişe dönük işveren teşvik primi yararlanma talebinin kesinleşmiş emsal karar uyarınca kabulü gerektiği iddiasıyla ... /...- 2016/... sayılı 09.08.2016 tarihli idari işlemin iptaline, 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5, yılı-aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için ... Sosyal Güvenlik Merkezi'ne 28.06.2016 tarihli dilekçe ile Kuruma başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Kuruma verilen dilekçenin 6111 sayılı Kanunla yapılan sigorta prim desteği düzenlemelerinin uygulanmasına esas olmak üzere başvuru tarihinde 2011/45 sayılı Genelgenin yürürlükte olduğu, bu Genelgenin "4.1.1 Destekten yararlanılabilmesi için gerekli genel şartlar" başlığı altında (g) bendinde" aylık prim ve hizmet belgesinin Kurumumuza yasal süresi içinde gönderilmesi" bölümünde "4447 sayılı Kanun'un Geçici 10. maddesinde öngörülen sigorta primi işveren hissesi desteğinden yararlanılabilmesi için 6111 sayılı Kanun numarası seçilmek suretiyle düzenlenmiş olan aylık prim ve hizmet belgesinin yasal süre içinde Kuruma verilmiş olması gerekmektedir." hükmünün bulunduğu, Kurum işleminin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından 02.05.2017 tarihli ve 2016/331 Esas, 2017/140 Karar sayılı kararla davanın kabulüne, davaya konu ... Sosyal Güvenlik Merkezinin .../ ... sayılı 09.08.2016 tarihli işleminin iptaline, davacının 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5 yılı aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için ... Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 28.06.2016 tarihli başvurunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 02.05.2017 tarihli ve 2016/331 Esas, 2017/140 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/1581 Esas, 2017/1015 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 19.07.2017 tarihli ve 2017/1581 Esas, 2017/1015 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 17.05.2018 tarihli ve 2018/2782 Esas, 2018/4887 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...27.03.2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde ile: 'Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.

Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumu'nun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.'

Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren Ek m.17 hükmüne göre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin İlk Derece Mahkemesi'ne ait olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumunun temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerekir..."

2.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 16.10.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/334 Karar sayılı kararla 7103 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 17. madde gereğince konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

3.İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/334 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 20.05.2021 tarihli ve 2019/6740 Esas, 2021/6650 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...4447 sayılı Kanun'un geçici 10. maddesi hükümlerinden faydalandırılma, kurum işleminin iptali istemi ile 28.09.2016 tarihinde açılmış eldeki davada, mahkemece verilen 2.5.2017 tarihli ilk karar ile davanın kabulüne dair karar verilmiş, istinaf dairesince davalı kurumun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kararın temyizi aşamasında ise 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Yasanın 70. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un eklenen ek 17. maddesi yürürlüğe girmiş ve dairemizce anılan ek 17. madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına dair karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Ne var ki, mahkemece dikkate alınan bozma ilamı ve 5510 sayılı Kanun'un ek 17. maddesinin 4. fıkrası hükmündeki 'Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu'nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.' ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 Karar sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği taktirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 5510 sayılı Kanun'un ek 17. maddesinin 4. fıkrasının iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ve davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılması veya fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından yasal tüm şartların varlığı incelenmeli ve sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmelidir..."

4.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak 07.06.2022 tarihli ve 2021/140 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararla davanın kabulü ile, davaya konu ... Sosyal Güvenlik Merkezinin .../... sayılı 09.08.2016 tarihli işleminin iptaline, davacının 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5 yılı aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için ... Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

5.İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2021/140 Esas, 2022/148 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.11.2023 tarihli ve 2023/12256 Esas, 2023/11984 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur: "...1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi Mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)

2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)

3.Eldeki davada ise uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup davacı şirketin, dairemiz geri çevirme kararı ile Ek 17 nci madde kapsamında davalı Kuruma başvurusunun olmadığı, ayrıca davalı Kurumca da bu madde kapsamında resen işlem yapılmadığının belirtilmesi karşısında, davacı şirketin davası ile ilgili olarak verdiği belgelerin işleme alınabilir nitelikte olup olmadığı, bu yönde belge içeriklerinde geçen sigortalıların her biri bakımından asıl teşvik maddesi olan 4447 sayılı Kanun'un geçici 10 uncu maddesi hükümlerindeki şartların bulunup bulunmadığının tespiti ile davacı şirketin geçici 10 uncu madde hükümlerinden faydalanması gerekip gerekmediği hususu üzerinde durularak, oluşacak sonuca göre Kurum işleminin iptali gerekip gerekmediği hususunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..."

6.İlk Derece Mahkemesi tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 28.06.2016 tarihli, 9135677 sayılı dilekçesine istinaden işlem yapılmadığının Kurum tarafından bildirildiği, Kurumda davacının 28.06.2016 tarihli teşvik değişikliği dilekçesinin bulunduğu, dilekçe eki belgelerin işleme alınacak nitelikte olduğu, hatta “teşvik değişiklik talebinin kabul edilmiş olması halinde 5.044,46 TL işveren adına fark prim alacağı oluşacağı” Kurum tarafından bildirilmiş olduğundan 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesinin 1, 2 ve 3. maddeleri yönünden davacının 28.06.2016 tarihinde Kuruma başvurmakla yararlanılmış bulunan prim teşvikinden değiştirilmesi için başvuru koşulunu yerine getirdiği, bu itibarla, Ek 17. maddenin yürürlüğe girdiği 01.04.2018 tarihinden önceki dönemlerde yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerinin başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilmesinde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu ... Sosyal Güvenlik Merkezinin .../... sayılı 09.08.2016 tarihli işleminin iptaline, davacının 2011/12, 2012/1-6-9-11-12, 2013/2-3-4-7-8-9, 2014/1-2-3-7, 2015/5 yılı aylarına ilişkin olarak sigorta prim teşvikinden faydalanmak için ... Sosyal Güvenlik Merkezine yaptığı 28.06.2016 tarihli başvurusunun işleme alınması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle;

Kurum işlemlerinin yerinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, teşvik hükümlerinden yararlandırılmak için verilen belgelerin işleme alınması gerektiğinin tespitine ilişkindir.

1.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog