4. Hukuk Dairesi 2023/8532 E. , 2025/14769 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Bakanı olarak görev yaptığını, davalıların içerik sağlayıcı ve eser sahibi olduğu ... 23.06.2021 tarihli ''... Bakanının kardeşinden okullara 25 milyonluk satış"; 24.06.2021 tarihli "... peşini bırakmıyor... gerçeği söylemiyor"; 25.06.2021 tarihli "Milli eğitim bakanı yalan söylüyor" başlıklı gerçek dışı yayınlar nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, davalıların kınanması ve kararın yayınlanması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; haberlerin doğru olduğunu, dava dilekçesindeki beyanların aksine haberlerde ... Bakanlığına bağlı okullara satış yapıldığı ifadesine yer verilmediğini, haberlerde özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, kişilik haklarına saldırı olmadığını, haberlerin basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu haberlerde davacının doğrudan kişiliğinin hedef alınmadığı, yazı içeriklerinin kamuoyunun ilgisine matuf olduğu, öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğu, gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmek için başlığın çarpıcı kullanılabileceği, davacının şahsına hakaret olarak algılanabilecek ya da onu toplum önünde küçük düşürecek bir ifadenin yer almadığı, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içinde kaleme alındığı, kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı, davacının iddialara ilişkin açıklama yapma imkanlarına sahip olduğu, bulunduğu konum itibariyle ağır eleştirilere katlanması gerektiği, dava konusu yayınlar nedeniyle demokratik bir toplumda davalı tarafın ifade ve basın özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir bir ihtiyaç bulunmadığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yayın tarihlerinde ... Bakanı olduğu, davacının kardeşinin yönetim kurulunda yer aldığı şirketin, okullara ve Devlet kurumlarına satış yaptığı yönündeki ilk haber ile davacının buna yönelik basın açıklaması üzerine yapılan diğer haberlerin, görünür gerçekliğe uygun, güncel nitelikte olduğu, aynı hususun meclis soru önergesine de konu edildiği, gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmek için haber başlıklarının çarpıcı kullanılabileceği, içeriklerde davacının şahsına hakaret olarak algılanabilecek ya da onu toplum önünde küçük düşürecek bir ifadenin yer almadığı, haberlerin toplumun haber alma hakkı ve diğer anayasal haklar çerçevesinde hukuka uygun olarak yapıldığı, haberde öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, davacının iddialara ilişkin açıklama yapma imkanlarına sahip olduğu ve bunu da basın açıklaması yoluyla gerçekleştirdiği, davacının bulunduğu konum itibariyle ağır eleştirilere de katlanması gerektiği, dava konusu yayınlar nedeniyle demokratik bir toplumda davalı tarafın ifade ve basın özgürlüğüne sınırlama getirilmesini gerektirir sosyal bir ihtiyaç bulunmadığı, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haberlerde müvekkilinin ... Bakanı olarak göreve başlamasından sonra kardeşine ait olan şirketin ... Bakanlığına bağlı okullara 25 milyonluk satış yaptığı şeklinde olgu isnadı ile müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, müvekkilinin bakan olarak göreve başlamasından çok önce kurulan haberlere konu şirketin eğitim alanında faaliyet gösterdiğini, bu şirketin ... Bakanlığına bir satışının olmadığını, gerçek dışı isnatlarla basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığını ve müvekkilinin hedef gösterildiğini, bu haberler üzerine başka haber kanallarında da sistematik olarak haber yapıldığını, davalı tarafından cevap süresinin geçirilmesinden sonra verilen dilekçenin geçerliliğinin olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık;
...'da 23.06.2021, 24.06.20 21... .06.2021 tarihlerinde yapılan yayınlar nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, davalıların kınanması ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu haberlerde ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının; verilmesinde kamu yararı bulunduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22... tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında haberlerde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının, güncel olan bir konunun gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek kaleme alındığının, siyasilerin katlanması gereken eleştiri sınırlarının aşılmadığının, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.