T.C.
ANTALYA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ..., Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../.../... Esas Sayılı dosyası ile başlattığımız icra takibine itiraz ettiğini, davalıya satılan ürünlerin bedelinin tahsili için davacı müvekkili tarafından satım sözleşmesine istinaden "..." nolu ... tarihli, ... TL tutarlı e-fatura tanzim edilerek davalıya aynı tarihte tebliğ olunduğunu, davalı faturaya konu ürünlerin tamamını teslim aldığını, bu hususa ilişkin; düzenlenmiş olan faturaların tamamı irsaliye yerine geçmektedir ibaresi ile düzenlendiğini, karşı yan basiretli tacir sıfatına haiz bir şirkettir ve faturalara yasal süresinde itiraz etmeyerek fatura içeriğinin tamamını kabul ettiğini, kaldı ki davalı yan takip konusu faturaları ticari defterlerine de işlemiş, bu faturalara ilişkin kısmi ödeme yaptığını, işbu yolla faturalara konu ürünlerin tamamını teslim almış olduğunu kabul etmiş bulunduğunu, davalı taraf; işbu faturalara yasal süresinde itiraz etmediğinden TTK m.21/f.2’ye göre, faturaların münderecatı kabul edilmiştir ve dava konusu tüm faturalar kesinleştiğini, bu durumda faturalara ilişkin ispat yükü davalı yana geçmiş bulunduğunu, davalı tarafından ilgili faturalar cari hesap defterlerine işlenerek ve faturaya ilişkin ödeme yapılarak borç kabul edildiğini, dolayısıyla; müvekkili şirket ile davalı satımı yapılan malzemelerin teslimi, bedeli, ve borcun varlığı hususunda mutabık olduklarını ödeme emrinin tebliğinden sonra İcra takibine haksız olarak borcu olmadığını iddia ederek itirazen takibi durduran borçlu, müvekkilinin banka hesabına ... tarihinde icra dosyası harici ödeme yaptığını ödeme emrinin tebliğinden sonra Harici olarak icra dosyası dışında yapılan kısmi ödeme konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, bu nedenlerle davalı - borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, kötü niyetli olarak borca itiraz eden davalı aleyhine asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE; 6102 Sayılı TTK'nın 16/2.maddesi; " Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar. (2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. " hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2.maddesi ise "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davacı tarafından başlatılan icra takibine davalı ... tarafından yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, davacı şirket tacir ise de, davacı ...,
TTK'nın 16/2. maddesi uyarınca tacir değildir. Ayrıca dava konusu TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava türlerinden de değildir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Nitekim, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davanın niteliği gereği mutlak ticari davadan söz edilmesinin mümkün olmadığı, davacının tacir olmadığı, bu hali ile nispi ticari davanın varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusunun ticari iş niteliğinde olması, diğer bir ifade ile, ticari iş karinesinin davayı ticari dava haline getirmeyeceği açık olup, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde genel nitelikli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır H Ü K Ü M : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1.Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE, görevli mahkemenin ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ olduğunun tespitine,
2.Karar kesinleştiğinde ve iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3.6100 sayılı yasanın 20. madde uyarınca süresi içinde kanun yoluna başvurulmadığı takdirde, kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması durumunda başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurarak dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın re'sen ele alınarak açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4.6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 345. Maddesi uyarınca kararın gerekçesinin tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi.10/03/2026 Katip ... ¸ e-imzalıdır Hakim ... ¸ e-imzalıdır