T.C.
İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Davacı .... Ltd. Şti'yi ...'ın 2008 yılında kurduğu, "..., ..., ..." isimli dizi film projelerine ve daha birçok yapıma imzasını atmış olan bir prodiksiyon şirketi olduğunu, yıllarca ...'in ... şirketinde müdürlük yapan ... tarafından kurulan yapım şirketi olduğunu, davalı taraf olan ...Ltd Şti'nin ..., ... ... isimli senaryo yazarlarının proje geliştirip kanallara yapımcılara satmak lisanslamak adına oluşturdukları bir şirket olduğunu, üç ortak tarafından kurulan bu şirketin davacı ile 2022 yılı başlarında iletişime geçerek haklarını devretmek amacıyla davacıya farklı projeler sunduklarını, davacı bu amaçla kendisine sunulan projelerden "kız kardeşim: ... ve ..." isimli projeyi beğenerek bu projedeki hikaye haklarını lisanslamak yönündeki iradesini beyan ettiğini, 04/03/2022 tarihinde hikayenin işleme hakkının devrini işleme hakkı dışında kalan hakların lisanslanmasını ve mali hakların devri taahhüdünü içerir sözleşme imzalandığını, davacının lisans bedelini davalıya sözleşmede belirtilen lisans bedelini derhal ve 04/03/2022 tarihinde ödediğini, davalı tarafın taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini 05/12/2022 tarihli bir ihtarname ile davacıya bildirdiğini, "...: "... ve ..." isimli hikaye türünde eser üzerindeki işleme hakkının davacıya devrinin tespiti, işleme sonucunda ortaya çıkan senaryo niteliğindeki işleme eserinin mali haklarının ve manevi hakları kullanma yetkisinin davacıya ait olduğunun tespiti sözleşmenin davalı tarafından haksız ve geçersiz feshi sonucu aynen ifa ve davalı tarafın davacıya karşı davranışları ve uğrattığı/uğratacağı zararlara karşı eserin haklarının korunması ve hikayenin işlenmesinin 3. Kişilere lisanslanmasının ruhsat verilmesinin engellenmesinin sağlanması adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA;
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yasal dayanaktan yoksun haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişiler ..., ..., ... 18/06/2025 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacının işleme hakkına sahip olmadığı, dosyada sunulu senaryo bulunmadığından bu edimin ifa edilip edilmediğinin tespiti mümkün olmadığından eser sahibinin tespit edilemediği, taraflar arasında imzalanan sözleşme, sinema ve televizyon sektöründeki genel uygulamalara uygun olarak bir opsiyon sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının, 6 aylık opsiyon süresi içinde eseri dizi projesine dönüştürme ve bağlayıcı bir yayın anlaşması yapma yükümlülüğünü yerine getiremediği, davalının sözleşmeyi uygun bir süre vermeden feshettiği, aynen ifanın talep edilemeyeceği görüşünü bildirmişlerdir.
Bilirkişiler ...., ...,...12/10/2025 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; Kök bilirkişi raporunda belirtilen kanaatleri değiştirecek herhangi bir hususun bulunmadığı, raporun mevcut delil ve sektörel uygulamalar çerçevesinde objektif, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görüşünü bildirmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava konusu uyuşmazlık; taraflar arasında imzalanan 04/03/2022 tarihli sözleşme kapsamında hikaye işleme hakkının davacıya devredilmiş olup olmadığı, senaryo üzerindeki mali ve manevi hakların davacıya ait olup olmadığının tespiti ile FSEK 50.maddesi uyarınca lisans sözleşmesi imzalanması taahhüdünün yerine getirilmesi adına aynen ifa ile haksız ve geçersiz fesih edildiği iddia olunan sözleşmenin FSEK 171 ve TBK 125.maddeleri uyarınca aynen ifasına karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği incelendiğinde; dosya kapsamına alınan ekseriyeti usul ve yasaya uygun tespitler ihtiva eden ve denetime elverişli bilirkişi raporları( görüş ayrılığı olan hususlar aşağıda değerlendirilmiştir.) ile sinema ve TV sektöründeki genel pratikler ve sözleşmenin içeriği göz önüne alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin bir opsiyon sözleşmesi olduğu ve bu sözleşmenin süresi dolmasıyla birlikte kendiliğinden sona erdiği, Davacının 6 aylık süre içinde eseri tam teşekküllü bir dizi projesine dönüştürme ve bağlayıcı bir yayın anlaşması imzalama yükümlülüğünü yerine getiremediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalının fesih işleminin geçersiz olduğu veya davacının aynen ifa talebinin kabul edilmesi gerektiği yönündeki iddiaları, sektör gerçekleri ve sözleşme hukuku prensipleri açısından yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporunda sektör gerçekleri de göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmış olup bir hikayenin senaryo aşamasına gelmesinin yeterli olmadığı, bir yayıncı ile kesin ve bağlayıcı bir anlaşma imzalamanın kritik bir adım olduğu belirtilmiştir. Ancak davacı tarafından bu aşama tamamlanmamış olduğundan sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği ortadadır.
Bilirkişi kök raporunun 8. sayfasında "Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde dava konusu hikayenin işleme hakkının davacıya devredildiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır." tespitine yer verilmiştir. Raporda da değinilmiş olduğu üzere FSEK m. 52 kapsamında devir sözleşmelerinde, devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi gerekmektedir. Dava konusu sözleşmede işleme hakkın devrine yer verilmemiştir. Bu nedenle davacının işleme hakkını devraldığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Bilirkişi raporlarında her ne kadar "davalının sözleşmeyi uygun bir süre vermeden feshettiği" yönündeki tespitte bulunulmuş ise de, Taraflar arasında imzalanmış olan 04.03.2022 tarihli sözleşmenin sona ermesine ilişkin 3. Madde de açıkça "6 aylık (altı) sürenin dolması neticesinde, Yapımcı ile Hikaye Sahibi arasında Lisans sözleşmesi imzalanmadığı takdirde, işbu opsiyon sözleşmesi kendiliğinden sona erer ve opsiyon bedeli olarak ödenen ücretin iadesi istenemez. Taraflar dilerler ise, Opsiyon Süresini yazılı sözleşme ile uzatabilirler." şeklindedir. Bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davacı sözleşme süresince üstüne düşen edimleri yerine getirmemiş ve bir lisans sözleşmesi imzalanmamıştır. Dolayısıyla 04.03.2022 tarihli 6 ay süreli sözleşme 04.09.2022 tarihinde kendiliğinden sona ermiştir. Bilirkişilerce yapılan "Her ne kadar sözleşmede sözleşme süresinin yazılı olarak uzatılabileceği kararlaştırılmışsa da sözleşmenin süresinin taraflarca eylemli olarak uzatıldığı değerlendirilmiştir." şeklindeki değerlendirme sözleşmenin açık maddesi (Taraflar dilerler ise, Opsiyon Süresini yazılı sözleşme ile uzatabilirler.) nazara alındığında hatalı olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Ve yine bilirkişi kök raporunun 9. sayfasında, davacının bir senaryo hazırlamış olmasının opsiyon sözleşmesinin süresini uzatmayacağı yönünde bir tespite yer verilmiştir. Davacının senaryo yazması veya yapımcılarla görüşme yapması sözleşmenin süresinin uzatıldığını göstermez. Bu yöndeki doğru tespitin mevcudiyetine rağmen bilirkişi raporunda, sözleşmenin taraflarca eylemli olarak uzatıldığı yönündeki sonuca ulaşılması hatalı olduğu kanaatine ulaşılmıştır Bilirkişi raporunda Sözleşmenin uzamış olduğu tespiti nedeniyle de davalı tarafça davacıya gönderilen ...
37.Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi açıklayıcı değil, bozucu yenilik doğuran irade açıklaması olarak değerlendirilmiş ve sözleşmenin 04.09.2022 tarihinde davalı tarafından feshedilmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak bu bozucu yenilik doğuran hakkın kullanılması yoluyla sözleşmenin feshi olmayıp yukarıda da belirtildiği üzere Sözleşme 04.09.2022 tarihinde kendiliğinden sona ermiştir. Davalı da bu durumu ihtarname ile davacıya bildirmiştir. Bu nedenle davalı tarafından davacıya süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Bilirkişi raporuna sözleşmenin eylemli olarak uzatıldığı ve fesihten önce davalı tarafından süre verilmesi gerektiği yönündeki tespitlerin yerinde olmadığı ancak bilirkişilerce hatalı yapılan iş bu tespitin tamamı ile hukuki değerlendirme kapsamında mahkememizce değerlendirilecek mahiyette bir husus olması hasebiyle yeni bir rapor alınmasına lüzum görülmemiştir. Davacı yan her ne kadar bilirkişi raporlarına bir kısım başlıklar altında itirazlarda bulunmuş ise de, itirazların bilirkişi heyetince kalem kalem değerlendirildiği ve değerlendirmelerin usul ve yasaya uygun olarak yapıldığı;
Davacı vekili her ne kadar Raporun eksik incelemeye dayandığı iddiasında bulunmuş ise de, dosya kapsamına alınan raporlarda, taraflarca sunulan tüm belgelerin incelendiği, söz konusu belgelerin niteliği, kapsamı ve tarihleri dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Dosyada yer alan dokümanlar bilirkişilerce incelendiğinde, bunların proje geliştirme sürecine ilişkin ön çalışmalar olduğu, tamamlanmış bir senaryo metni veya teslim edilmiş bir eser niteliği taşımadığı açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, raporun eksik inceleme ile hazırlandığı yönündeki iddiaların yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar eseri tamamladığı ve teslim ettiği iddiasında bulunmuş ise Davacı vekili, senaryonun tamamlandığını, yapımcıya e-posta yoluyla teslim edildiğini, dolayısıyla sözleşme gereğinin yerine getirildiğini ileri sürmüştür.
Davacı tarafından teslim edildiği ileri sürülen dosyalar bilirkişilerce incelenmiş olup, bu belgelerin yalnızca hikâye özetleri, karakter tanıtımları ve olay örgüsü taslaklarından oluştuğu; senaryo bütünlüğü taşıyan tamamlanmış bir metin niteliğinde olmadığı görülmüştür. Ayrıca, teslimin gerçekleştirildiğine ilişkin herhangi bir tutanak, onay yazısı ya da yazılı belgeye rastlanmamıştır. Taraflar arasındaki yazışmalar ve mesaj içerikleri fikir alışverişine işaret etse de, bunlar eser teslimi anlamına gelmemektedir. Bu nedenle, “eser tamamlandı ve teslim edildi” yönündeki iddia somut delillerle desteklenmemiştir.
Davacı vekili her ne kadar Ödeme dekontlarının eser üretimini kanıtladığı iddiasında bulunmuş ise de Davacı vekili, proje sürecinde senarist ve danışmanlara yapılan ödemelerin, eserin üretildiğini gösterdiğini belirtmiştir. Dosyada yer alan ödeme dekontları, davacının proje kapsamında belirli giderler yaptığını ve hazırlık sürecinde bulunduğunu göstermektedir. Ancak bu tür ödemeler, tek başına bir eserin ortaya konulduğu anlamına gelmez. Proje hazırlıkları sırasında yapılan ödemeler, yalnızca iş sürecinin yürütüldüğünü gösterir; eserin tamamlanarak teslim edildiğini kanıtlayan belge niteliği taşımaz. Dolayısıyla, ödeme dekontları raporun sonuçlarını değiştirecek güçte değildir.
Ödeme dekontlarının yalnızca hazırlık ve üretim sürecine ilişkin olduğunu gösterdiği, sektör uygulamalarıyla da uyumludur. Film, dizi ve medya projelerinde senarist, danışman veya yardımcı personel ödemeleri, projenin planlama, araştırma ve ön hazırlık aşamalarında sıklıkla yapılır; bu ödemeler, eserin tamamlanıp teslim edildiğine dair doğrudan bir delil oluşturmayacağı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar Yayın anlaşması yapılmamasının davalı kusurundan kaynaklandığı iddiasında bulunmuş ise de; Sözleşme incelendiğinde, davalı tarafa belirli bir süre boyunca proje geliştirme ve yayıncılarla görüşme hakkı tanındığı, bu süre içinde projenin hayata geçmemesi durumunda sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği görülmektedir. Dosyada, davalı tarafın bu sürede gerekli girişimlerde bulunmadığına veya kusurlu bir davranış sergilediğine ilişkin bir belge bulunmamaktadır. Yayın anlaşmasının yapılmamış olması, davalının temerrüdü veya ihmaline değil, projenin üretim sürecinde gerekli ticari koşulların oluşmamasına dayanmaktadır. Bu nedenle, sözleşmenin süresinin dolmasıyla sona ermesi sözleşme hükümlerine uygundur.
Davacı taraf, standart sözleşmenin imzalanmasının önem taşımadığını ve sözlü anlaşmanın yeterli olduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamında incelenen e-posta yazışmalarında, sözleşmenin henüz imzalanmadığı ve taraflar arasında bağlayıcı hukuki bir mutabakatın sağlanmadığı görülmektedir. Bu durum, sektör uygulamaları ve sözleşme esasları çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Davacı, yayıncı kuruluşla sözlü anlaşma sağlandığını ve onay belgeleri bulunduğunu belirtmiştir. Dosya kapsamında değerlendirilen belgeler yalnızca görüşme ve fikir alışverişine ilişkin olup, bağlayıcı bir anlaşma niteliği taşımamaktadır.
Davacı, opsiyon süresi içinde gerekli adımların tamamlandığını ifade etmiştir. Sektörel uygulamalarda opsiyon süresi içinde senaryonun tamamlanması, yayıncı ile yazılı anlaşmanın sağlanması ve finansal düzenlemelerin netleşmesi beklenmektedir. Dosya kapsamında yapılan inceleme, hazırlık ve görüşme sürecinin yürütüldüğünü göstermekte olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar ...
9.ATM ... esas sayılı dava dosyasına atıf yapmış ise de, ilgili dosyaya dair davacı tarafça sunulan bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı tarafların farklı olduğu ve ilgili davanın iş bu davadan konu itibari ile farklı olduğu, 09.11.2025 tarihli beyan dilekçesine ek olarak sunulan 9.ATM dosyasında alınan bilirkişi raporunun 11. Sayfasında da mahkememizin dava dosyasına atıf yapılarak " Yargılama konusu olması nedeniyle bu hususta herhangi bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı ile davalı tarafın söz konusu proje sebebi kapsamındaki görüşmeleri nedeniyle uğranılan bir zararın bulunup bulunmadığı ve davalının sorumluluğunun doğup doğmadığı konusu ile sınırlı değerlendirilecektir." tespit yapılmış olup, hülasa iş bu davanın konusuna girilmeksizin ilgili dosyanın tarafları ile sınırlı inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısı ile ilgili dosyanın ve alınan raporların iş bu yargılamaya tesirinin olmayacağı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı vekili her ne kadar ticari örf adet araştırması yapılmasını talep etmiş ise de, ticari örf adet araştırmasının istisnai uygulanan bir yöntem olduğu, somut olayda taraflar arasında imzalanan yazılı sözleşmenin mevcudiyeti ve sunulu deliller iş bu dosyanın tekemmül edilmesini sağlamak için yeterli olduğu gibi mahkememizce alınan bilirkişi raporunda içinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu ve gerekli sektörel değerlendirmenin de yapıldığı dolayası ile ayrıca ticari sektör araştırmasını gerektirir bir husus olmadığı ve yine davacı tarafın dilekçeler teatisi aşamasında bu yönde ticari örf araştırması yapılması gayesi ile ilgili yerlere müzekkere yazılması yönünde de açık bir isteminin de bulunmadığı anlaşılmakla bu yönde inceleme yapılması istemi uygun bulunmamıştır.
Mahkememizce icra edilen 10/12/2025 tarihli duruşma ile sözlü yargılama aşamasına geçilmesine dair karar verilmiş olup, davacı vekili önceden tayin edilen ve günü belli olan 11/02/2026 tarihli duruşma gününde uzman raporu sunmuş ve sunulu uzman raporunun dosya kapsamındaki rapor ile çelişkili olması sebebi ile yeni bir rapor alınmasını talep etmiş ise de, yeni bir rapor alınması isteminin yerinde olmadığı, uzman raporu ile dava dosyasına sunulu rapor arasında çelişki olması hasebiyle yeni bir rapor alınması yönündeki yüksek mahkeme kararlarının, hakimin hukuku bilgili kapsamında çözülemeyecek teknik hususları ihtiva eden raporlar arasında çelişkinin husule gelmesi halinde uygulanabileceği, sunulu uzman raporunun hukuki değerlendirmeler taşıdığı, alınan rapor ile çelişen hususların ise tamamı ile hukuki değerlendirmelere ilişkin olduğu, uzman raporu incelendiğinde uzman raporunda taraflar arasında imzalanan 04/03/2022 tarihli sözleşme kapsamında hikaye işleme hakkının davacıya devredilmiş olup olmadığı, senaryo üzerindeki mali ve manevi hakların davacıya ait olup olmadığı, davalı yanın edimlerini yerine getirip getirmediği, davalı tarafın üçüncü kişilere devir yetkisinin bulunup bulunmadığı kapsamında değerlendirmeler yapılmış olup, uzman raporundaki tespitlere mahkememizce iştirak edilmediği, nitekim uzman raporunda değerlendirilen aynı konulara ilişkin mahkememizin hangi görüşte olduğu noktasında yukarıda da değerlendirmelerin yapıldığı, iş bu değerlendirmelerin de uzman raporundan görüş olarak ayrılmasının gerekçesini oluşturduğu bunun yanında dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda da iştirak edilen ve ayrık olunan görüşler yukarıda açıklanmış olup, anılı sebeplerle davacı yanın yeni rapor alınması yönündeki istemi uygun bulunmamıştır.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler, dosya kapsamına alınan ekseriyet ile isabetli tespitler ihtiva eden bilirkişi raporları, raporda hatalı tespit edilen hususlar yönünden mahkememizce yukarıda aktarılan gerekçeler ışığında, anılı sözleşmenin kendiliğinden sona erdiği, sözleşmenin uzamadığı, davacı yana işleme hakkınının devredilmediği dolayısı ile aynen ifa için koşulların oluşmadığı ikame edilen davada davacının istemlerinde haklı olmadığı sonucuna varılmış, davanın reddi yönünde aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
HÜKÜM
1.Açılan davanın reddine,
2.Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 462,15 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maktu 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6.Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.11/02/2026
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)