T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/170 - 2026/376
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/11/2023
NUMARASI : 2022/493 E. - 2023/478 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2023 tarih ve 2022/493 E. - 2023/478 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin işletmekte olduğu eğitim kurumlarında “...” ibaresini esaslı unsur olarak kullandığını, davalı tarafın ise tescil ettirmiş olduğu markaya “...” ibaresinden farklı olarak yalnızca “... “ibaresini eklediğini, davalının başvurusunun tescilinin tüketicide seri marka algısı yaratabileceğini, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek ..., Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-12310 sayılı ret kararının iptaline ve 2020/112486 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, davacı markalarının orta düzeydeki tüketici tarafından başvuru konusu marka ile benzer olarak algılanması ve karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin doğmayacağını, müvekkilinin kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin iptal davası konusu edilen markası “ÖZEL ... ... OKULLARI ANAOKULU İLKOKUL ORTAOKUL ANADOLU VE FEN LİSESİ” olup, bu markanın tüketici nezdinde karıştırılmasının mümkün olmadığını, içerisinde “...” kelimesi geçen 41. Sınıfta yaklaşık 1350 marka kaydı bulunduğunu, dava konusu YİDK kararını usule ve yasaya uygun olduğunu müvekkilinin önceki tarihli markasının bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, YİDK kararının iptali istemi bakımından, iptali istenen YİDK kararı ile başvuruya dahil edilen hizmetlerin; "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, ... ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi ... ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri." şeklinde olduğu, zira davacının yayıma itirazı üzerine söz konusu hizmetlerin Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile başvurudan çıkarıldığı, davalı şirketin Markalar Dairesi Başkanlığının bu kararına yapmış olduğu itiraz üzerine, iptali istenen YİDK kararı ile söz konusu hizmetlerin başvuru kapsamında yeniden alındığı, iş bu davanın konusunu oluşturan hizmetler ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan 41. Sınıftaki hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresinin, TDK’ya göre “Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü; hars, ekin; Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü; Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi; irfan; Bireyin kazandığı bilgi; Uygun biyolojik şartlarda bir mikrop türünü üretme” anlamlarına geldiği, "..." ibaresinin özellikle “Bireyin kazandığı bilgi” anlamı nedeniyle başvurusu yapılan birtakım hizmetleri niteleyen ve dolaylı bakımdan çağrıştıran, günlük hayatta ve özellikle eğitimcilik ve yayıncılık sektöründe yaygın kullanımı olan, Kurum nezdinde birçok farklı sahip tarafından ek ibareler ve şekil unsurları ile birlikte çok sayıda başvuruya konu edilmekte olan, tüketicinin sıklıkla karşılaştığı türden bir ibare olması nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03.10.2023 tarih 2022/1593 E 2023/5532 K sayılı kararı ile onanan Ankara BAM 20.Hukuk Dairesi'nin 23.12.2021 tarih 2020/616 E 2021/1658 K sayılı kararında da, "..." ibaresinin 41. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğunun belirtildiği, her ne kadar markaların kapsamlarında yer alan 41. Sınıf hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu tespit edilmişse de, gerek 41. Sınıfta yer alan hizmetlerin dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap etmeleri, gerekse markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." sözcüğünün 41. Sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli bir ibare olması, gerekse başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünden kaynaklı olarak, başvuru markasının, redde mesnet markalardan umumi intiba olarak farklılaşması nedeniyle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalı şirket vekili her ne kadar müktesep hak iddiasında bulunmuşsa da, müktesep hak iddiasına mesnet gösterilen 2015/30621 sayılı markanın tescil tarihi ile dava konusu marka tescil başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğu, dolayısıyla, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle, davalı şirketin önceki tarihli markasının potansiyel hükümsüzlük tehdidi altında bulunduğu anlaşıldığından müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, ilk olarak davalı yanın, davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet markalar hakkında ileri sürdüğü kullanmama def'inin irdelenmesi gerektiği, marka işlem dosyasına sunulan delillerin, "... Temel Lisesi", "... ÖZEL LİSESİ", "Şekil+... EĞİTİM KURUMLARI" markalarının eğitim hizmetleri bakımından 2015-2018 yıllarına ait kullanımlarına ilişkin olduğu, iş bu hükümsüzlük davasının 16/11/2022 tarihinde açılmış olduğu dikkate alındığında, davacı-birleşen davacının 2017-2022 tarihleri arasında SMK’nın 19/2. madde hükmü kapsamında itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin yeterli delil sunmamış olduğu anlaşıldığından davacı şirketin SMK’nın 6/1 kapsamındaki hükümsüzlük talebinin sadece kullanmama def’ine tabi olmayan 2015/99081 ve 2017/25296 sayılı markalar bakımından dinlenebileceği, dava konusu marka kapsamında 41. Sınıfta yer alan hizmetler ile davacıya ait 2015/99081 sayılı marka kapsamında 41. Sınıfta yer alan hizmetlerin aynı olduğu, davacıya ait 2017/25296 sayılı marka kapsamında yer alan 35. Sınıftaki hizmetler ile dava konusu marka kapsamında tescil edilen 41 ve 43. Sınıftaki hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunduğunun tespit edilemediği, markalarda müşterek olarak bulunan "..." sözcüğünün 41. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından zayıf karakterli, ayırt ediciliği düşük bir kelime olduğu, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davalı şirket vekili her ne kadar müktesep hak iddiasında bulunmuşsa da, müktesep hak iddiasına mesnet gösterilen 2015/30621 sayılı markanın tescil tarihi ile dava konusu marka tescil başvuru tarihi arasında 5 yıldan daha az süre bulunduğu, dolayısıyla, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle, davalı şirketin önceki tarihli markasının potansiyel hükümsüzlük tehdidi altında bulunduğu anlaşıldığından müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği, davacının, davaya konu “... ... OKULLARI” ibareli markanın aynısı ya da benzerinin kullanımına ilişkin herhangi bir delile rastlanmadığı, davaya konu markanın, davacı-birleşen davacı şirketin “...” esas unsurlu markasal kullanımlarına görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan benzer olmadığı, SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin Türkiye genelinde yüzlerce ayrı şubesi olan eğitim sektöründe tanınan, saygın kurumlardan biri olduğunu, işletmekte olduğu eğitim kurumlarında “...” ibaresini esaslı unsur olarak kullandığını, davalı yanın tescil ettirmiş olduğu markaya ... ibaresinden farklı olarak yalnızca ... ibaresini eklediğini, bu markanın tescilinin tüketicide seri marka algısı yaratabileceğini, müvekkilinin “...” markasının yaratanı olduğunu, söz konusu markaların esaslı unsuru olan “...” ibaresini eğitim-öğretim alanında bütün Türkiye’de münhasıran kullanma hakkına sahip bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptalİ, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvuru konusu yaptığı marka ile davacının itirazına ve davaya mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik olmadığı, zira "..." ibaresinin 41. Sınıfta yer alan hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, 41. Sınıfta yer alan hizmetlerin dikkatli ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği, başvuru markasında yer alan "..." sözcüğünden kaynaklı olarak, başvuru markasının, redde mesnet markalardan umumi intiba olarak farklılaştığı, bu itibarla daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı 41. Sınıfta yer alan hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı redde mesnet markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, diğer yandan hükümsüzlük davası yönünden davacının kullanım ispatına tabi bulunan markalarını kullandığını ispat edemediği, SMK'nın 6/3. maddesinin koşullarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/03/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.