Esas No
E. 2024/350
Karar No
K. 2024/350
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/350 - 2026/355

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/11/2023

NUMARASI : 2022/145 E. - 2023/469 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük, Sicilden Terkin

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2023 tarih ve 2022/145 E. - 2023/469 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili, davalı şirketin 2020/50586 sayılı 7 ve 11.sınıf malları içeren "..." ibareli marka başvurusuna karşı, müvekkili tarafından 2009/30992 sayılı "... ..." ibareli markalarına karşı gerçekleştirilen itirazın, taraf markalarının kapsamlarının farklı görülmesi nedeniyle reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin ulusal ve uluslararası alanda tanınan ve çeşitli ülkelerde birçok farklı müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan bir kuruluş olduğunu, www.....com alan adının da bulunduğunu, taraf markaları arasında "..." esas unsurunun ortaklığı nedeniyle benzerlik bulunduğu gibi müvekkilinin markasının tescilli olduğu 6.sınıf "saklama, muhafaza etme, sarma, çevreleme, depolamak için metalden malzeme ve araçlar yine metalden ızgara, havalandırma, ısıtma için üretilen cihazlar" mallarının, karşı tarafın 11.sınıfta yer alan "fırınlar, ısıtıcı- soğutucu iklim ürünleri, elektrikli tencereler ve su kaynatıcısı, mangallar ve barbeküler" için bu cihazların yapım aşamasında kullanılacak mallardan olmalarından dolayı bir hammadde ve ikame edilebilirlik ilişkisi bulunduğunu, tesciline itiraz edilen markanın "fırın, ısıtıcı, iklim ürünleri" gibi mallar için tescil edilmiş olmasının, müvekkilinin 37.sınıfta tescilli olan "ısıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması bakımı ve tamiri hizmetleri" konusunda ortalama alıcılar nezdinde markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali doğurduğunu, yine 11.sınıf “Sıhhi tesisat ürünleri: musluklar, duş takımları, klozet iç takımları, banyo-duş kabinleri, küvetler, klozetler, evyeler, lavabolar, musluklar için contalar, salmastralar (musluk iç takımı). Su yumuşatma cihazları, su arıtma cihazları, su arıtma tesisatı, atık arıtma tesisatı.” ile 37.sınıf “Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri" açısından bağlantı bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markasının serisi gibi algılanacağını, dava konusu markanın müvekkilinin markası bakımından haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanına dayalı olarak da üstün hakkının bulunduğunu ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK’nin 04/02/2022 tarih ve 2022/M-1099 sayılı kararının iptaline, 2020/50586 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı Şirket vekili, davacı yanın dayanak markalarına karşı kullanmama def’i ileri sürdüklerini, Kurum tarafından verilen kararın yerinde olduğunu, müvekkili markasının 2009 yılından bu yana Benelux ülkelerinde zaten tescilli olduğunu ve korumasının halen devam ettiğini, müvekkilinin bu tescilinin davacı markasından dahi önceye gittiğini, bununla birlikte taraf markalarının benzer olmadıklarını, müvekkilinin markası ile davacı markası kapsamındaki mal ve hizmet sınıflarının örtüşmediğini, markaların hitap ettikleri tüketici gruplarının dikkatli kimselerden oluştuğunu, müvekkili markasının bütünsel algısının, davacı markasından yeterli düzeyde farklılık taşıdığını, davacı yanın kullanımlarına yönelik dosyaya sunduğu delillerin markasal nitelik göstermediğini, "..." ibaresinin Latince bir sözcük olduğunu, davacı tarafından yaratılan bir kelime olmadığını, müvekkilinin web sitesinde 2016 yılından beri var olan “...” markasının yeni yaratılmış bir marka olmadığını, davacı şirketin kuruluşunun 2011 yılına dayandığını, müvekkilinin Benelux tescilinin 2009 tarihli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2020/50586 sayılı başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından davacı yanın SMK m. 6/1 uyarınca ileri sürdüğü 2009/30992 sayılı itiraza mesnet markasını, davalı tarafça SMK m.19/2 ve 25/7 kapsamında ileri sürülen kullanmama def’i karşısında herhangi bir mal ve hizmette ciddi ve somut kullanımlarını ortaya koyamadığı, davacının kullanımını ispatladığı mal ve hizmetlerin ise iptali istenen markadaki mal ve hizmetlerle ilgisinin ve benzerliğinin olmadığı, bu nedenle anılan markanın SMK m. 6/1 kapsamındaki değerlendirmelerde dikkate alınamayacağı, davacı yanın SMK m. 6/1 itirazlarına dayanak başka bir tescilli markası da olmadığından SMK m. 6/1 koşullarının somut olayda meydana gelmediği, davacı yanca dosya kapsamına sunulan delillerin SMK m. 6/3 kapsamındaki gerçek hak sahipliği ve SMK m. 6/5 kapsamındaki tanınmışlık iddialarını somutlaştıramadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak üzere yazılan talimatın gereğinin yerine getirilmediğini, bilirkişilerce yerinde inceleme yapılmadan, taraflarına çok kısa süre verilerek kullanım delillerini sunmalarının istendiğini, bu sürede bulabildikleri delilleri sunduklarını, 2009 yılından bu yana faaliyette bulunan müvekkilinin ticari defterlerinin kapsamı itibariyle mahkemeye sunulmasının beklenemeyeceğini, müvekkilinin 2009 yılından itibaren markasını ticari faaliyetlerinde kullanarak itibar ve tanınırlık kazandırdığını, sundukları delillerin markalarını Türkiye'de 6,12,37,42.sınıflarda ciddi kullanımlarını ortaya koyduğunu, müvekkilinin markasının kapsamındaki mal ve hizmetler aynı sınıfta yer almıyorsa da başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer/ bağlantılı/ benzer amaçlara hizmet eden, birbirlerinin yerine ikame edilebilen, birbirlerini tamamlayan nitelikleri nedeniyle emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, davalı şirketin, dava konusu markanın müvekkili tarafından kullanıldığını bildiği ya da bilmesi gerektiği halde söz konusu marka başvurusunu yapmasının kötü niyetini gösterdiğini, müvekkilinin 2009 yılından beri kullandığı marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle başvurunun SMK'nın 6/6.maddesi uyarınca da tescil edilemeyeceğini, mahkemece SMK'nın 6/6.maddesine dayalı iddialarının hiç değerlendirilmediğini, dava konusu markanın müvekkilinin markası bakımından haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile davacının 2009/30992 sayılı "... ..." ibareli markası arasında, asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmakla birlikte, davalı tarafça gerek marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanım ispatına, gerekse hükümsüzlük davasındaki kullanmama def'ine karşı, davacının anılan markasını, SMK'nın 19/2.maddesi anlamında, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde, başvuru kapsamındaki 7 ve 11.sınıf mallar bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin yeterli delil sunamadığı, yargılama sürecinde sunduğu ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle markalarını kullandığı anlaşılan 6 ve 12.sınıf malların ise dava konusu markanın kapsamındaki 7 ve 11.sınıf mallarla aynı/aynı tür ya da benzer olmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluşmadığı, dava konusu marka üzerinde SMK'nın 6/3.maddesi anlamında davacının öncelikli hak sahibi olduğunun ve SMK'nın 6/5.maddesi koşullarının gerçekleştiğinin ispat olunamadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair somut olguların ortaya konulamadığı, öte yandan 6100 sayılı HMK'nın 140/3.maddesinde; "Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür." hükmünün düzenlendiği, somut olayda 03/11/2022 tarihli ön inceleme celsesinde taraf vekillerinin hazır bulunduğu, mahkemece uyuşmazlık noktalarının "Uyuşmazlık konusu başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının gerçek hak sahipliği 6769 sayılı kanunun 6/3 ve 6/5 maddesi kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı, haksız rekabet iddiasının yerinde olup olmadığı, markanın ciddi şekilde kullanılmadığına ilişkin yidk kararının yerinde olup olmadığı, kullanım defi dikkate alındığında hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı" biçiminde belirlendiği, uyuşmazlık noktaları arasında SMK'nın 6/6.maddesine değinilmediği, tutanağın altının taraf vekillerince imzalandığı, tahkikatın bu tutanak esas alınarak yürütüldüğü, bilirkişi raporunun SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 ve 6/9.maddeleri kapsamında düzenlendiği, davacı vekili tarafından kendisine tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı SMK'nın 6/6.maddesine dayalı inceleme yapılmadığı yönünde itirazda bulunulmadığı, bu durumda istinaf dilekçesinde ileri sürülen SMK'nın 6/6.maddesi ile ilgili inceleme yapılmadığı yönündeki iddialara itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Karar Etiketleri
REDDİNE YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog