Esas No
E. 2025/783
Karar No
K. 2026/154
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/783 Esas
KARAR NO: 2026/154
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 22/08/2025
KARAR TARİHİ: 10/02/2026

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 12/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirket, lojistik sektöründe öncü ve saygın bir firma olduğunu, davalı borçlu .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi, müvekkili olduğu şirketten lojistik hizmeti aldığını, davalı borçlu firma, 2024 yılının Ekim ayında aldığı hizmetlere istinaden düzenlenen toplam 715,00 Euro tutarındaki fatura bedellerini ödemediğini, müvekkili olduğu firmanın haklı alacağını tahsil için son çare olarak davalı hakkında Büyükçekmece İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçlu firma tamamen zaman kazanmaya yönelik ve haksız bir şekilde, anılan icra dosyasına itiraz ettiğini, borçlunun haksız itirazının iptali için arabuluculuk süreci başlatıldığını ancak arabuluculuk kurumundan da bir ilerleme kaydedilmediğini ve Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu .... sayılı arabuluculuk dosyası 'anlaşamama' olarak kapatıldığını, tüm bu sebeplerle müvekkili olduğu firmanın alacağının tahsili ile likit olan alacağa yapılan haksız itirazın iptali ve %20'den aşağı olmamak üzere İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesini, davalı borçlunun Büyükçekmece İcra Dairesi ... E, sayılı icra takip dosyasına yaptığı haksız ve zaman kazanmaya yönelik itirazın iptali ile en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, arabuluculuk ücreti ve dava vekalet ücretinin ayrı ayrı davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ

Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1.Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2.Mahkememizce: a-İlgili vergi dairelerine müzekkereler yazılarak taraflara ait BA BS formları celp edilmiştir.

3.Bilirkişi tarafından 15/01/2026 tarihinde sunulan raporda "DEFTER YÖNÜNDEN: Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacı şirkete ait ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacı şirketin 2024 ve 2025 hesap dönemlerine ilişkin e-defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, kayıtların dönemsel ve birbiriyle uyumlu olduğu, yevmiye, kebir ve yardımcı hesaplar arasında muhasebe bütünlüğünün sağlandığı tespit edilmiştir., Davalı şirket tarafından ise ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemiş olup, bu yönüyle davalı kayıtları bakımından bir değerlendirme yapılamamıştır. B) ALACAK YÖNÜNDEN: Yapılan hesap incelemesinde; davacı tarafından davalı adına 2024 yılı içerisinde toplam 990,00 EUR tutarında 3 adet fatura düzenlendi. yıl içerisinde 275,00 EUR ödeme yapıldığı, bu ödeme sonrası 715,00 EUR asıl alacak bakiyesinin olduğu ve söz konusu bakiyenin 2025 yılına devredildiği tespit edilmiştir.

Davacı kayıtlarında, 08.05.2025 takip tarihi itibarıyla 715,00 EUR bakiyenin TL karşılığının 29.101,86 TL, dava tarihi itibarıyla ise 33.285,11 TL olarak izlendiği; takip ve dava tarihi itibarıyla davalı tarafından ayrıca bir ödeme bulunmadığı anlaşılmıştır. BA/BS karşılaştırmalı analiz yazıları eklerinde yer alan satış ve alım bildirimlerinin, davacı tarafından düzenlenen faturalarla tutar bazında uyumlu olduğu görülmüştür. C) FAİZ YÖNÜNDEN: Dosya kapsamında, borçlunun temerrüdüne ilişkin yazılı bir ihtarnameye rastlanmadığından, temerrüt tarihinin ve faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi hususu hukuki değerlendirme gerektirmekte olup Sayın Mahkeme'nin takdirindedir. Davacı/alacaklı tarafından faiz talebinde bulunulduğu dikkate alınarak; takip tarihine kadar alternatifli faiz hesabı yapılmış olup: Reeskont faizi esas alınması hâlinde, 25.10.2024 fatura tarihinden 08.05.2025 takip tarihine kadar 715,00 EUR asıl alacak için 185,29 EUR işlemiş faiz, . 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında, aynı dönem için 715,00 EUR asıl alacak üzerinden 10,54 EUR işlemiş faiz hesaplanmıştır. Hangi faiz türünün uygulanacağı ve faiz başlangıç tarihinin belirlenmesi hususları Sayın Mahkemenin takdirindedir." şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

4.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden kesilen faturalara karşı davalı tarafından ödeme yapılmadığı gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise Mahkememizce takdir edilen ticari defter inceleme günü içerisinde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.

Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 715,00-Euro davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.

Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."

Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı konuma ulaştığı takibe konu 2 faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmeti ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı hizmet veren tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu hizmetin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ....

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ...

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ...

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."

Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde hizmetin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir.

Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 715,00-Euro borçlu olduğu anlaşılmaktadır.

Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının faturalara konu hizmeti ifa ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... Esas ve ... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece,

HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."

Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 715,00-Euro alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 715,00-Euro asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.

Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faizi talep edildiği anlaşılmaktadır. Takibe konu alacağı döviz alacağı olduğu anlaşılmakla avans faizi talep edilmesi mümkün değildir. Buna karşılık davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre faiz talep edebileceği anlaşılmakla, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının işleyecek faiz oranına itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.

Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki kur karşılığına isabet eden Türk Lirası miktarının %20'si oranında hesaplanan 6.250,53-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın KABULÜNE,

Buna göre; davaya konu Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı takip dosyasında 715,00-Euro asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,

2.İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip talebindeki kura göre TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 6.250,53-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.309,73-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.694,33-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

4.Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

5.Davacı tarafça yapılan 8.075,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 33.812,54-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

9.HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 10/02/2026 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog