T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/352 - 2026/408
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2023
NUMARASI : 2023/12 E. - 2023/328 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2023 Tarih ve 2023/12 Esas - 2023/328 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, davalı şirketin 2020/120942 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusuna karşı müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile reddedildiğini, bu ret kararına karşı başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-c ve 6/9.maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yaptıkları itirazın da bu kez TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından 2022-M-15210 sayılı kararı ile reddedildiği, davaya konu “...” markasının SMK 5/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin bir tür çikolatalı kek ismi olup Yargıtay’ın 11. Hukuk Dairesi tarafından verilen 2007/11599 E. 2009/965 K. 30.01.2009 T. sayılı ilamı başta olmak üzere birçok kararı ile “...” ibaresinin cins/vasıf/tür belirten bir ibare olduğunun kesinleşerek sabit hale geldiğini, “...” ibaresinin ise “yoğun miktarda/çok” anlamına geldiğinden nitelik bildiren ya da tasviri niteliğinin bulunduğunu, davalının markasının esas unsuru olan “...” ibaresi hakkında marka başvurusunun tanımlayıcı ibare olması sebebiyle 30. sınıfta tescil edilemeyeceğine dair defalarca karar verildiğini, davalının bu hususları bildiği halde dava konusu marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetinin göstergesi olduğunu ileri sürerek, YİDK’nin 2022-M-15210 sayılı kararının iptaline, 2020/120942 numaralı ve "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 1986 yılında tescil ettirdiğini, bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırdığını, müvekkilinin “.../ .../ ...” ibaresini esaslı unsur olarak içeren markalarının yurt içinde ve WIPO nezdinde tescilli bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka statüsüne sahip olduğunu, davacının iddialarının aksine, “.../...” ve “...” ibareleri tanımlayıcı ibareler olmayıp, müvekkili tarafından Türkiye piyasasına sunularak tanıtılmış markalar olduğunu, müvekkilinin bu markayı uzun yıllar boyunca yoğun olarak kullanması, kuvvetli reklam ve tanıtıma konu etmesi nedeniyle ... ibaresinin artık tüketici nezdinde müvekkili ile bütünleşmiş hale geldiğini, müvekkilinin marka başvurusu olan “...” markası üzerinde müktesep hakkının söz konusu olduğunu, zira dava konusu “...” ibaresinin müvekkili adına 2013/70503 numarasıyla 30. sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetler üzerinde tescil ettirilmiş ve uzun yıllardır piyasaya sunulmuş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, "..." ibaresinin bir çeşit kek türü olduğu ve ibarenin 30. sınıf emtialar bakımından marka vasfının bulunmadığı, ülkemizde "çikolatalı kek" anlamı ile yaygın olarak bilindiği, bugün herhangi bir pastahane ya da restorana gidildiğinde menüde tatlılar/çikolatalar bölümünde "..." adı altında çikolatalı kek görsellerinin yer aldığı, markada yer alan "..." kelimesinin tüketici nezdinde marka olarak algılanmaktan ziyade "ürünün çeşidi" olarak algılanacağı, söz konusu ibarenin dava konusu marka kapsamında yiyecek-içecek sınıfı olan 30. sınıftaki emtiaların tamamı bakımından tanımlayıcı olduğu, 6769 s. SMK’nın 5/1 (c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği, her ne kadar söz konusu ibarenin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda tüketicide marka algısı oluşturduğu düşünülse de ilerleyen yıllarda farklı şirketlerin “...” ibaresini ürünlerinde kullandığı, söz konusu ibarenin marka tescillerine konu edildiği, dolayısıyla tüketicinin yıllar içinde “...” ibaresinin bir tür kek olduğunu bilmesini sağladığı, davacı yanın SMK’nın 5/2 maddesinden kaynaklanan hakkının bulunmadığı, tanımlayıcı bir ibareden oluşan bir markanın aynı emtia için daha önce tescil edilmiş olmasının, müktesep hak gerekçesi ileri sürülerek tanımlayıcı bir işaretin reddini ortadan kaldırmayacağı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'nun 2022-M-15210 sayılı kararının iptaline, 2020/120942 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... Gıda San. Ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili tarafından "..." ibareli markaları kullanım yoluyla ayırt edici kılındığından, SMK'nın 5/1-c maddesinin istisnası olan 5/2.maddesi uyarınca marka başvurusunun reddinin mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ayırt edici ve tanınmışlık vasfını haiz bulunduğunu, kaldı ki başvuru markasının cins bildiren bir ibare de olmadığını, müvekkilinin ilk tescili 2000 yılına dayanan "..." ibareli markalarından kaynaklanan müktesep hakkının mevcut olduğunu, kötüniyet iddiasının dinlenemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markada "..." ve "..." ibarelinin birlikte kullanıldığı nazara alındığında, söz konusu markanın tescil edilmek istendiği 30.sınıf emtialar bakımından bütün olarak ayırt ediciliğe sahip olduğunu, tanımlayıcı olarak nitelendirilemeyeceğini, ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı gördüğünde 30.sınıf malların cinsini/vasfını/ amacını nitelediğini düşünmeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirket'in 07/10/2020 tarihinde 30.sınıfta 2020/120942 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, davacının başvuruya SMK'nın 5/1-c ve 6/9.maddelerine dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacı yanca bu karara yapılan itirazın ise YİDK'nin 10/11/2022 tarih, 2022-M-15210 sayılı kararıyla başvuru markasının bir bütün halinde tanımlayıcı olmadığı ve asgari ayırt ediciliğe sahip bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, anılan YİDK kararına karşı iki aylık hak düşürücü süre içerisinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince başvurunun kötüniyetle yapılmadığı, "..." kelimesinin tüketici nezdinde marka olarak algılanmaktan ziyade "ürünün çeşidi" olarak algılanacağı, söz konusu ibarenin dava konusu marka kapsamında yiyecek-içecek sınıfı olan 30. sınıftaki emtiaların tamamı bakımından tanımlayıcı olduğu, başvurucunun SMK'nın 5/2. maddesinden kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuş olduğundan, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibaresinin SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında tanımlayıcı olup olmadığı ve davalı Şirketin SMK'nın 5/2.maddesinden kaynaklanan hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
SMK'nın 5. maddesinde, marka tescilinde mutlak ret nedenleri düzenlenmiş olup, bu kapsamda maddenin (c) bendinde, ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte, SMK'nın 5/2.maddesinde, "Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda değinildiği üzere SMK'nın 5/2. maddesi uyarınca, bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemeyecektir. Buna göre, başlangıçta marka olarak tescil edilebilmesi için gerekli koşulları taşımayan bir işaretin, zamanla kullanılarak ayırt edicilik kazanması mümkündür. Ancak; buradaki kullanımla ayırt edicilik kazanılma vasfı, SMK'nın 4. maddesinde belirtilen bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için sahip olması gereken ayırt edicilik vasfından farklıdır. SMK’nın 4. maddesinde yer alan ayırt etmeyi sağlama unsuru, bir işletmenin mal veya hizmetlerini diğerlerinden ayırt etmeye yararken, 5/2. fıkrasında yer alan "kullanma ile ayırt edicilik kazanma", aynı maddenin 1. fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinde yazılı mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil edilemeyecek bir işaretin, kendisine ait olduğunu ticaret alanında kabul ettirmiş olması anlamına gelmektedir. "Kendisine ait olduğunu kabul ettirme" kavramının, "ayırt etmeyi sağlamaktan" daha güçlü olduğunun ve ilgili sektör bakımından da bütün Türkiye’yi kapsadığının kabulü zorunludur. SMK'nın 5/2 fıkrasında düzenlenen kullanma ile ayırt edicilik kazanıldığını iddia eden kişinin, bunu kanıtlaması gerekir. Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, "fazlasıyla, ziyadesiyle, olağanüstü" anlamlarına gelen “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, yapılan araştırma neticesinde “...” kelimesinin "kek" anlamına geldiği, dolayısıyla bu ibareyi tüketicilerin bir kek cinsi olarak algılayacağı, yani söz konusu ibarenin dava konusu “yaş pasta, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Şekerlemeler, çikolatalar, biskipastalar, gofretler, kekler, tartlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar” malları bakımından tanımlayıcı olduğu ve 6769 s. SMK’nın 5/1 (c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği, öte yandan, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, dava konusu başvurunun esas unsuru konumundaki “...” ibaresinin davalı tarafından 30 yılı aşkın süredir kullanıldığı, her ne kadar söz konusu ibarenin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda tüketicide marka algısı oluşturduğu düşünülse de ilerleyen yıllarda farklı şirketlerin “...” ibaresini ürünlerinde kullandığı, söz konusu ibarenin marka tescillerine konu edildiği, dolayısıyla tüketicinin yıllar içinde “...” ibaresinin bir tür kek olduğunu bilmesini sağladığı, sonuç olarak, davalı yanın SMK’nın 5/2. maddesinden kaynaklanan hakkının bulunmadığı açıklanmıştır.
Ne var ki dosya kapsamında davalı şirket tarafından "..." ibaresinin 30 yılı aşkın süredir kullanıldığı tespit edilmiş, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2025 tarih, 2025/751 Esas, 2025/5619 Karar sayılı kararında "..." kelimesinin bir kek çeşidi olduğu, bu ibarenin Türkiye'de ilk kez davacı ... Gıda San. Tic. A.Ş. tarafından kek emtiası üzerinde markasal olarak kullanılması sonucu bir cins adı değil, kendilerine ait marka olarak bilinir hale getirildiği" benimsenmiştir. Bu nedenle Dairemizce davalı lehine SMK'nın 5/2.maddesi koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan hususlara aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporundaki görüşe Dairemizce itibar edilmemiş, SMK'nın 5. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmenin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek nitelikte olması nedeniyle, bu yönden ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğu, marka hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/10/2023 gün ve 2023/12 Esas - 2023/328 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6.Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7.Davalı ... Gıda A.Ş tarafından istinaf aşamasında yapılan 236,00-TL tebligat ve posta gideri ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 1.405,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),
9.Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,
10.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.