8. Ceza Dairesi 2024/18799 E. , 2025/10354 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, Sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli ve 2023/236 Esas, 2023/450 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/5, 62, 52, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/3, 188/5, 43, 62, 52, 53, 58. maddeleri uyarınca 18... ay hapis cezası ve 37.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, sanıklar ... ve ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.02.2024 tarihli ve 2024/510 Esas, 2024/721 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
2.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Usulsüz arama işlemi yapıldığı, tutanakların yanlış tutulduğu, yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşulunun sağlanmadığı, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
3.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
4.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
A. Sanıklar ...
ve ... hakkında verilen hükümlere ilişkin vekalet ücretine hasren yapılan incelemede;
1.5271 sayılı Kanun'un "Yargılama giderleri" başlıklı 324/1. maddesinde harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemelerin yargılama gideri olduğu belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 327/2. maddesinde, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin Devlet Hazinesince üstlenileceği düzenlenmiştir.
2.1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168. maddesinde ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) ne şekilde hazırlanacağı düzenlenmiş olup, söz konusu maddeyle Türkiye Barolar Birliği'ne (TBB) serbest avukatlık faaliyetleri kapsamında, yani vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan hukuki yardımlarda uygulanacak asgari ücret tarifesini belirleme yetkisi verilmiştir. Bahsedilen madde gereğince her yıl TBB tarafından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hazırlanmaktadır.
3.5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 13/1. maddesinde ise, 5271 sayılı Kanun gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafii ve vekile, "avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücretin, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödeneceği ve bu ücretin, yargılama giderlerinden sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 13/2. maddesinde de bu madde uyarınca yapılacak ödeme ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasların ise TBB'nin görüşü de alınmak suretiyle "Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelik" ile belirleneceği belirtilmiş olup, bu hükme istinaden Adalet Bakanlığı tarafından "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik" hazırlanmıştır. Bahsedilen Kanun ve Yönetmelik doğrultusunda da 5271 sayılı Kanun gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafiiye ve vekile ödenecek ücrete ilişkin olarak TBB'nin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücrete ilişkin olarak Adalet Bakanlığınca "Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafi ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife" hazırlanmakta ve söz konusu Tarife her sene başında Resmi Gazete'de yayımlanmaktadır.
4.Söz edilen kurallar ve ilkeler çerçevesinde 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak", TBB'nin görüşü alınarak, Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte belirlenecek bir tarife ile ödeneceği açıkça hükme bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta, atanan zorunlu müdafii veya vekil ücretlerine ilişkin TBB'ye düzenleme yapabilme yetkisi verildiğine dair açık bir hüküm yer almadığından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekillere uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hükümler ve ilkeler uyarınca, 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesine dayanılarak TBB tarafından çıkarılan ve bir düzenleyici işlem olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. ve 14/4. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafii ve vekil ücretlerinin belirlenemeyeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
5.Kısacası; 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri, 5320 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile Yönetmeliğin 8. ve 9. maddelerinde gösterildiği şekilde Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenmektedir. 5271 sayılı Kanun ya da ilgili diğer mevzuatta aksi yönde bir hüküm de bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretleri TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin kapsamında yer almamaktadır. Bu bağlamda; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. ve 14/4. maddeleriyle getirilen düzenlemenin de zorunlu müdafii ve vekiller yönünden uygulama alanı bulunmadığı değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak, TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ilgili hükümlerinin 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak uygulanamayacağı; 5271 sayılı Kanun gereğince atanan zorunlu müdafiilerin ve vekillerin ücretlerinin belirtilen mevzuat çerçevesinde "Adalet Bakanlığınca çıkarılan ayrık bir Tarife ile belirlenebileceği" kabul edilmelidir.
6.Yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında, temyiz incelemesine konu dava dosyası incelendiğinde; sanıklar yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince gösterilen maktu vekalet ücretine hükmedilebilmesi için kendisinin vekaletname ile atadığı bir vekille temsili gereklidir. Bir diğer ifadeyle, kanun koyucunun zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler bakımından TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi dışında "tamamen ayrı bir tarifeyle farklı bir sistem belirlediği" aşikardır. Kısacası, zorunlu müdafii ve vekillere ödenecek ücretler Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan ayrık bir tarifeye göre ödenecektir. TBB tarafından çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zorunlu müdafii ve vekillere de uygulanabileceğine dair hiçbir norm bulunmaması ve dava dosyası içerisinde bulunan belgelere göre müdafiinin baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde isabetsizlik görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanıklar ...
ve ... hakkında verilen hükümler yönünden yapılan incelemede
Dava konusu olay, sanık ...'in 23.11.2022 tarihinde kullanım miktarı üzerinde metamfetamin maddesi ile yakalandığı, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığı, fiili kesinti gerçekleştikten sonra sanığın 18.01.2023 tarihinde yeniden yüklü miktarda uyuşturucu madde ile diğer sanıklar ile birlikte aynı araç içinde yakalandığı, eylemlerin ayrı suç oluşturduğu, ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dava dosyası kapsamına göre, 23.11.2022 günü şüphe üzerine durdurulan araç arka yolcu koltuğunda bulunan sanık ...'in yanında ve kendisine ait olduğunu beyan ettiği 2 paket halinde metamfetamin maddesi ele geçtiği, 18.01.2023 tarihinde istihbari bilgi üzerine durdurulan aracın sürücü koltuğunda sanık ..., ön yolcu koltuğunda temyiz dışı sanık ... ve arka sol yolcu koltuğunda ise sanık ...'in görüldüğü, araç içinde ucu yakılmış yarım kalan esrar maddesi, tabanca ve araç ruhsat gözünde 182 gr gelen metamfetamin maddesi ele geçtiği, araçta bulunan sanıkların ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak, sanık ...'in ise birleşen dava dosyası ile birlikte zincirleme şekilde uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu madde ticareti suçunu işledikleri iddiasına ilişkin olarak;
Kolluk tarafından tanzim edilen tutanaklar, savunma, kriminal rapor, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından istihbari bilgi ile uyumlu şekilde sanıkların içinde bulunduğu araçta 18.01.2023 tarihinde yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçtiği, sanık ...'in sorgu aşamasında araç ruhsat gözünde ele geçen maddenin kendisine ait olduğu ve araç gözüne kendisinin koyduğuna dair ikrarı ve diğer sanıklar ... ve temyiz dışı sanık ...'un aşamalarda değişen savunmaları nazara alındığında sanık ...'in üzerine atılı suçu işlediği, sanık ...'in de sanık ... ile birlikte 18.01.2023 tarihinde ticari amaçla uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle atılı suçu işlediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 18.01.2023 tarihinde istihbari bilgi üzerine durdurulan araçtan yoğun esrar maddesi kokusunun gelmesi üzerine alınan arama kararı ile yapılan arama işleminde yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçmesi, araçta bulunan diğer sanıklar ... ve ... yönünden çok sayıda ihbar ve istihbari bilgi bulunması, yerleşik Yargıtay içtihatları kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için failin sabit görülen her bir eylemi kapsamında etkin pişmanlığının bulunması gerektiği, sanık ...'in ise sabit görülen ve zincirleme suç hükmüne esas alınan, 23.11.2022 tarihli eylemi yönünden de herhangi bir etkin pişmanlığının bulunmadığı, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192/3. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.02.2024 tarihli ve 2024/510 Esas, 2024/721 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne dair temyiz incelemesinde verilen karar yönünden;
18.01.2023 tarihinde durdurulan araç içinde bulunan sanık ...'in aşamalarda ele geçen uyuşturucu maddeden haberdar olmadığını ve kendisine ait olmadığını beyan etmesi, aracın temyiz dışı sanık ...'a ait olduğu, araçta ele geçen maddeyi sanık ...'in kendisinin koyduğu yönündeki samimi ikrarı, sanığın araç ruhsat gözünde bulunan uyuşturucu maddeden haberdar olduğu ve diğer sanıkların eylemine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden arındırılmış kesin somut delil bulunmaması nedeni ile bu sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği kanaati ile sayın heyetin mahkumiyet yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. Sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne dair temyiz incelemesinde verilen karar yönünden;
18.01.2023 tarihli eylem yönünden sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti suçuna iştirak ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı, bu kapsamda somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 188/5. maddesinin uygulanma yeri bulunmadığı halde sanık ... hakkında artırım maddesi uygulanarak fazla ceza tayin edildiği, Açıklanan gerekçe ile somut olayda, sanık ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 188/5. maddesinin uygulanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. Sanıklar ... ve ... hakkında vekalet ücretine hasren yapılan temyiz incelemesinde verilen karar yönünden;
Sanıklar ... ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yargılama merciinin talebi üzerine Baro tarafından kendilerine zorunlu müdafii görevlendirildiği, yargılama sonunda beraat eden sanıklar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirtilen vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2025 tarihli, 2025/10-67 Esas, 2025/184 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere müdafii; "Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatı" ifade etmektedir (5271 sayılı Kanun, madde 2). Bu avukatın seçilmiş ya da görevlendirilmiş olmasında hak ve sorumlulukları itibarıyla bir fark bulunmamaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin kanuni dayanağı olan 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinde, asgarî ücret belirleme hususunda zorunlu müdafii ile seçilmiş/vekâletnameli müdafi arasında herhangi bir ayrım yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 01.06.2021 tarihli, 2018/45 Esas, 2021/234 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, "avukatlık ücreti temyiz aşaması da dahil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığını" ifade etmektedir. Buna ek olarak, her ne kadar Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde sanık yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrasında "Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir." şeklindeki düzenlemeye yer verilerek, sanık lehine hükmedilecek vekalet ücretine taraf avukatının hak kazanacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu kapsamda, sanıklara sundukları hukuki hizmet arasında fark bulunmayan seçilmiş veya görevlendirilmiş müdafiilerin yargılama sonunda hükmedilecek vekalet ücreti arasında da fark bulunmaması gerektiği kabul edilmelidir. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere, ücreti vekalet sanık lehine hükmedilse bile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası gereğince bu ücret avukata aittir.
Bu açıklamalar ışığında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde yer alan; "Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." hükmü ile Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinin son fıkrası ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2025 tarihli, 2025/10-67 Esas, 2025/184 Karar sayılı kararı nazara alındığında, beraat eden sanıklar müdafileri lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca karar tarihi itibarıyla tarifenin ilgili bölümünde belirlenen vekalet ücretinin ödenmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 09.12.2025 KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında 23.11.2022 tarihli ve 18.01.2023 tarihli eylemleri nedeniyle zincirleme suç hükümleri uygulanmasına karar verilmişse de her iki olayda araç içinde yakalanan sanığa ait uyuşturucu maddelerin ele geçtiği, ancak 23.11.2022 tarihli olayda ele geçen madde miktarının kullanma sınırında kaldığı, eylemin uyuşturucu ticareti suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, 18.01.2023 tarihli olayda ise kullanma sınırının oldukça üzerinde uyuşturucu madde ile yakalanmış olması nedeniyle uyuşturucu madde ticareti suçu yönünden eylemin sabit olduğu, sanığın tek eylem nedeniyle cezalandırılması yerine zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edildiği, somut olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. 09.12.2025