11. Hukuk Dairesi 2025/3137 E. , 2026/398 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.01.2026 günü hazır bulunan asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekili Avukat ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dosyanın dava dilekçesinde; davalı ...'ın bir süreliğine davacılardan ... Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. bünyesinde genel müdür ve şirket ortağı olarak görev yaptığı, 27.12.2011'de davalı ile adı geçen davacı arasında “Ortaklığın Feshi Sözleşmesi” imzalandığı ve sözleşmenin “...” başlıklı eki uyarınca teminat olarak davalıya senet verildiğini, davalının, sözleşmeye dayalı olarak ve teminat amaçlı verildiği halde senedi ... . İcra Müdürlüğü'nün 2015/13259 E. sayılı dosyasında icra takibine koyduğunu, davalının şartlar oluşmadan kendisinde bulunan teminat senedini kullandığını, davacıya verilen senet fatokopisinde davalının kendi el yazısıyla “Sözleşme garanti senedidir” yazdığı halde bu ibare silinerek senedin icra takibine konulduğunu, davacıların muaccel bir borcu bulunmadığından takibe konu bononun kambiyo senedi niteliği taşımadığını, sözleşmenin teminatı olarak verildiği için kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini ileri sürerek İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğünün 2015/13259 E. sayılı dosyasına dayanak oluşturan senetten dolayı davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesi gereği davacı ...'ın yüklendiği hisse devir borcunu yerine getirdiğini, karşı edim olarak davalı .... Ltd.'nin sözleşmenin 3. maddesine göre halihazırda elinde olan ve yeni devraldığı hisseleri üçüncü şahıslara satmayı ve bu satış sonrasında sözleşmenin 1 numaralı ekinde gösterilen şartlarda davacı ...'a ödeme yapmayı taahhüt ettiğini, davalıların bu edimlerini kötü niyetle yerine getirmediğini, davacıyı yıllarca oyaladıklarını, davacıya vereceği bedelden kaçınmak için şirketlerin satışı için hiçbir girişimde bulunmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesi gereği satışa dürüstlük kurallarına aykırı şekilde engel olunması karşısında, geciktirici şartın gerçekleştiğinin kabulü ile ... Enerji ile ... Marmara şirketlerinin değerlemesi yapılarak sanki satış yapılmışcasına ...'a ödeme yapılması gerektiğini ileri sürerek taraflar arasındaki sözleşmenin 1. numaralı Ek'inin 4. maddesine göre davacının hisse satış bedeli alacağının tespitine ve tespit edilecek hisse satış bedeli alacağının, tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000.,00 TL'sinin ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; senedin “ifa uğruna” verildiğini, senet aslında “sözleşme garanti senedidir” şeklinde bir kayıt bulunmadığını, davalının devrettiği hisseleri devralan davacının şirket satışını gerçekleştirmesi gerekirken dürüstlük kurallarına aykırı olarak satışa yanaşmadığını, senedin vadesi çoktan geçmiş ve ödeme süresi de geçmekte iken davacının halen senedin paraya çevrilme şartının oluşmadığını iddia edemeyeceğini, davacılardan ... Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin avalist olduğunu ve tarafı bulunmadığı sözleşmeye dayanarak bir şahsi defi olan teminat defini ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; asıl davadaki sebepleri ileri sürerek davacıya bir borç bulunmadığını, şirket satışı için girişimlerde bulunulmasına rağmen satışın gerçekleştirilemediğini, bu hususta davacıya da yetki verilmesine rağmen davacının da bu satışı gerçekleştiremediğini, protokol kapsamında davacının herhangi bir alacak talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava kapsamında yapılan değerlendirmede; dosya kapsamına ve taraflar arasındaki hisse devir protokolüne göre asıl davaya konu senedin protokol kapsamında teminat olarak verildiğinin sabit olduğu, davalılardan ... Ltd. Şti. senette avalist olduğu için senedin teminat olarak verildiği definin ileri süremeyeceği, ... Co Ltd açısından senet teminat olarak verildiği için protokol şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiği, protokole göre şirketin 3. şahıslara satışının deneneceği ve şayet belirli tutarların üzerinde bir satış gerçekleşirse davalı ...'a belirli ödemeler yapılacağı, davalıya da şirketin satışı için yetki verildiği, şirketin satışı denenmesine rağmen satışın gerçekleşmediği, davacıların kötü niyetle davalıyı zarara uğratmak için satışı engellediklerine dair bir delil bulunmadığı, bu itibarla sözleşmedeki şartlar gerçekleşmediği için davalının bu senetle davacı ... Ltd'den bir hak talep edemeyeceği, birleşen dava kapsamında yapılan değerlendirmede; asıl davada da değerlendirildiği üzere hisse devir protokolündeki şartlar gerçekleşmediği için ...'ın herhangi bir alacak talep edemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın davacı ... Enerji Üretim San.ve Tic. Ltd. Şti yönünden reddine, davacı ... Ltd yönünden kabulü ile davacı ... Ltd.'nin İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğü'nün 2015/13259 E. sayılı takibine konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın her iki davalı yönünden sübut bulmadığından reddine karar verilmiş ve hükme karşı asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava menfi tespit, birleşen dava ortaklık fesih protokolü nedeniyle alacak talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davacılara verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalı-birleşen davada davacıya yükletilmesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.