10. Ceza Dairesi 2024/6202 E. , 2025/13596 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 14.10.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 14.05.2024 tarihli ve 2023/31338 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/56884 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/56884 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Suç tarihi ile şüphelinin denetimli serbestlik tedbirinin uygulandığı süreçte yürürlükte olan Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/3. maddesinde; "Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde ise infaza son verilerek kayıtlar kapatılır." şeklinde belirtildiği üzere, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının gerçekleşmesi için yükümlülüğün iki defa ihlâl edilmesi gerektiği, denetim dosyasının kapatılması için ise yükümlülüğün ilk ihlâli sonrasında uyarı tebliğinin yapılmasını müteakip ikinci ihlâlin gerçekleşmesi gerektiği nazara alındığında;
Somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/01/2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar neticesinde, Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 25/02/2016 tarihli ve 2016/1459 DS sayılı çağrı yazısının doğrudan sanığın adres kayıt sisteminde yer alan adresine tebliğ edildiği, anılan tebliğ usule aykırı olmakla birlikte sanığın anılan tebliğ tarihinden önce ve süresi içinde 18/02/2016 tarihinde bizzat denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuru yaptığı anlaşılmış ise de, sanığın 18/07/2016 tarihinde tedbire aykırı davranması nedeniyle 08/08/2016 tarihli ve 2016/1459 DS sayılı uyarı yazısının 17/08/2016 tarihinde bilinen son adresine tebliğ edildiği, ancak anılan tebligatta komşu ismi yazılı olmadığından tebligatın usulsüz olduğu ve usulsüz tebligattan sonraki ihlal ile ısrar şartının gerçekleşmediği, bu bakımdan kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 29.11.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2016 tarihli ve 2016/11977 Soruşturma, 2016/238 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın şüpheliye 09.02.2016 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2017 tarihli ve 2016/11977 Soruşturma, 2017/1083 Esas, 2017/916 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C.
Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2017 tarihli ve 2017/295 Esas, 2017/1470 Karar sayılı kararı ile, sanığın,
TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.09.2017 tarihinde kesinleştiği,
D. Sanığın denetim süresi içerisinde 02.10.2018 tarihinde işlediği hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.09.2019 tarihli ve 2019/608 Esas, 2019/694 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1.
maddesine göre yapılacak tebligatın geçerlilik koşullarının Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30.maddesinde gösterildiği, anılan maddeye göre "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması" gerektiği, dolayısıyla, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği dikkate alındığında, beyanda bulunan komşunun açık kimliğinin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat bulamadığı hususunun belgelenmediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı ve tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceğinden bu haliyle uyarı yazısı tebliğinin usulsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun uyarı tebligatı yapılmadığı için yükümlülük ihlâlinde ısrar ettiğinden söz edilemeyeceği, kovuşturma şartı olan "ısrar" şartının gerçekleşmediği, anlaşıldığından;
Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Ankara 31.
Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2019 tarihli ve 2019/608 Esas, 2019/694 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.12.2025 tarihinde karar verildi.